Diyanet İşleri Başkanlığı kurban konusunda ne Allah'ın (cc) emrini ne de Peygamberin (asm)'ın sünnetini takip ediyor.

Rant heyecanı Diyanet'in farklı bir din anlayışı içerisinde Müslümanların kurbanı üzerinde oynadıkça oynuyor.

Bu oynamaya imamları da ortak ediyor.

Bir çok imam bu vebalin altında kalmaktan isyan etse de, netice "memur" olmanın dayanılmaz hafifliği içinde boynunu kırıyor verilen emri yerine getirmek zorunda kalıyor.

Emir demiri keser, denilerek dinde caiz olmayan kurban kesme metodunu uygulamak zorunda kalan imamlar bu vebalden asla kurtulamayacaklarını belirtiyor.

Son emir, geçtiğimiz cuma günü ( 02.08.2019) geldi. Vatandaşa kurbanlarını TDV (Türkiye Diyanet Vakfı) denilen kuruma bağışlatılması yönünde baskı yapmak..

Diyanet o hutbesinde ne diyor, o cuma hutbesinde.

Ne diyor, 81 ilin il ve ilçe ve hatta köy camilerinde Kurbanını bize getir nasıl diyor..

İşte şöyle

"Bu yıl, “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” şiarıyla başlattığımız faaliyet çerçevesinde emanet ettiğiniz kurbanların bir bölümü ülkemizde, bir bölümü de yurtdışında görevlilerimiz nezaretinde kestirilecektir. Emanetlerinizi, büyük bir titizlikle gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağız. Böylelikle müminlerin gönülleri arasında sevgi köprüleri kurulmasına, ümmet bilincinin güçlenmesine vesile olacağız. İslam’ın infak ahlakının, yardımlaşma ve dayanışma ruhunun bütün bir insanlık nezdinde canlı tutulmasına ve daha da yaygınlaşmasına hizmet etmiş olacağız. Türkiye Diyanet Vakfı, Arefe günü akşamına kadar bağış almaya devam edecektirSiz kıymetli cemaatimizi bu hayır faaliyetine katılmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki, bir hisse kurban, binlerce dua olarak bizlere geri dönecektir. Konuyla ilgili cami görevlilerimizden ve müftülüklerimizden bilgi alabilirsiniz. " (hutbe için tıklayınız )

Hatta gizliden gizliye tüm din görevlilerine kurbanlarını TDV'ya bağışlamaları için üstü kapalı emir vermek.

"TDV'ye bağışla ve bunu yaptığını halka, yakınlarına nasıl duyurursan duyur ama duyur"

Vakfa , kurum kuruluşa kurban bağışlamak caiz mi ?

Asla.. Bu ne Allah c.c'ın emri ne de peygamberin sünneti içinde var.

Kurban fakir ve yoksulun hakkı olup kişinin bizzat kesmesi ile olur. İster evinde tutar, ister infak eder.

Kesmeyi beceremeyen birini vekil tutar, kestirir.

İşte buradaki "vekil" sözünü alıp "vekalet"e oradan da"vakfa" işi bağladılar.

Din İşleri Yüksek Kurulu bile caiz olmadığını söyleyeceği bu konuya susup, gözlerini kulağını kapatıp sessiz kalırken TDV üzerinden toplanan paraların kaçı kurbana gidiyor, kaçı görev alanlara verilecek, kaçı görev alanların masrafına yetecek ve kaç lirası faize yatırılıp sümen altı edilecek.

Cevabı asla olmaz. Olmayacak..

TDV'ye para lazım. Halkı ikna etmek imamlara düştü.

Peygamber kestiği her kurbanı Mekke ya da Medine'deki vakıflara mı verdi.

Gerek ayetlerde gerekse hadisi şeriflere baktığınızda hatta daha ileri gidelim Fıkıh -İctihad âlimlerinin eserlerini incelediğinizde, hatta vakıf müesseselerinin en parlak dönemlerinde Osmanlı’nın dahi insanlara kurbanlarınızı vakıf, dernek, kurum ve kuruluşlara verebilirsiniz, bu şekilde de tasadduk edebilirsiniz tarzında bir emre ya da tavsiyeye rastlayamazsınız.

Diyanet, vakfa kurban bağışlama fetvasını kimden aldı.

Sen vatandaşın elindeki vacip olan ve kendisinin kesmesi şart olan kurbanı al, bilmem nerelerdeki ülkede keseceğim diye sırattan geçireceği belirtilen hayvanını görmesini engelle.

Adak kurbanı alsan anlarız, akikayı alsan anlarız, nafile kurbanı alsan anlarız ama vacip olanı neden almaya çalışıyor ve buna imamlarını da alet ediyorsun..

Yıllar önce kurbanların derisine razı olan vakıflar şimdi kurbanının tümüne sahip çıkma hırsında.

Müslüman bilmeli ki vacip olan kurbanı asla bağışlayamazsın. kendin kesmelisin. Ya da önünde kestirmelisin. Sonra etini, derisini kellesinin kime verirsen ver.

Makbuzla, eft ile, havale ile aldığın ve vakfa bağışladığın, görme imkanı olmayan kurbanın hem de vacip diyeceğin kurbanın yok hükmündedir.

Diyanet vatandaşla oynuyor, imamları da buna alet ediyor.

Hep söylediğimiz gibi..

"Kurbanı keserken akan kana şahit olmalıyız. Allah (c.c.) için kurban olmayı göze aldığımızı hissetmeliyiz. Bu yüzden kurbanının yanında ol, kes ya da kestir. Ondan, nasıl istersen öyle infak et. İster kendin ye, ister dağıt, ister hibe et. Bu tasarruf sana aittir. Ama unutma, gözünün önünde kes. Kesilmesine ruhunla şahit ol."

Post a Comment

Daha yeni Daha eski

ADS

ADS