Garipçe Köyünü Kim Kurtaracak


İstanbul’un Sarıyer İlçesi’nin dokuz köyünden biri olan Garipçe, Rumelikavağı ile Rumelifeneri köyü arasında bir yer..

Yeni yapılan Yavuz Sultan Selim köprüsünün gölgesinde kalmaya mahkum edilmiş bir balıkçı köyü.. Köprü buradan bir inci kolye gibi görünüyor.

İstanbul Boğazının Karadeniz'e açılan kısmı burası.. Şahane manzarası ve ehil eline düşmemiş bir yerleşim ucubesi.. İmar izni olmayan bu köyde, arazi fiyatlarının tavan yaptığını öğrendik.

Terkedilmiş ve görenlerin hayret ettiği bir yıkıntı halindeki kalesi, sokakları eli sopalı zorbalarla trafiğe kapatılmış geleni her an soymaya hazır esnafı ile kurtarılmayı bekleyen bir yerleşim yeri.

İBB'nin tanıtımı üzerinden bir hafta sonunu değerlendirelim diye gittiğimiz Garipçe köyü gerçekten garip kalmış ve kurtarılmayı bekleyen, çeki düzen verilmesi ve meraklılarını geldiğine bin pişman edecek tarzda bir yerleşim yeri.

İki aracın dönmek için sokaklarında çile çektiği, park edip biraz dolaşalım diye bırakma imkanı olmayan bir köy.



Mahalle gençlerinin değnekçilik yapıp "yiyip içmeyecekseniz park yapamayacaksınız" diyerek dayılandığı, köyün neresinde durursanız durun park ücreti ödenmesi zorunlu olan bir yer, burası..

Dikkat ettiğimizde belediye hizmetlerinin dahi uğramadığı bir sahil köyü.

Şöyle bir sahil turu atmak isteseniz yürüyeceğiniz bir sahil şeridi bile yok.

Denildiğine göre, Mitolojide lanetlenmiş Kral Phineas’ın yaşadığı bu köye  Gyropolis yani ‘Akbabalar Şehri’ denilirmiş.

Şöyle arabayı bırakalım da ağız tadıyla gezelim demenin imkanı olmayan Garipçe gerçekten de akbabalar köyü..

Ne aracınızı park etme yeri ne de ağız tadıyla yiyip içeceğiniz adam gibi ne restorant var ne bir çay kahve içilecek yer. İşte öyle bir yer konumunda.



İkindi ezanına denk geldiğimiz köyde bulunan adı Yeni Cami olan ancak 70 -80 yıllık bir cami önünde durduk. Ne var ki bir kaç kere restore edilmiş tarihi hiçbir değeri olmadığını öğrendiğimiz camide park sorunu nedeniyle namaz kılma fırsatını bulamadık.



Namaz için bile park etmek istediğimizde "20 TL vereceksin" emrini işitince "başka yerde kılarız" diyerek geri döndük.

Köyün girişinde bulunan caminin yanı başındaki sahayı kendi babaların yeri gibi çevirmiş ve araç girişini ücretlendirmiş gencin uyarısı ile geri dönüp diğer taraftan girmeye çalıştığımız meydanın hemen sağında sözde organik ancak her yerde bulabileceğiniz ürünleri satan bir dükkan göreceksiniz. Hiç te ucuz olmadığını söyleyelim.

Bizden bir kaç ay önce gelen arkadaşımızın iki kahve için ödediği 26 TL'lik kazıklanmasını bildiğimden su bile almadık. Öte yandan salaş lokantalarda satılan balıkların da pekte taze olmadığı bir deniz kenarındaki balıkçı lokantasına yakışmadığını belirtmek isterim.

2018'ın son günlerini yaşadığımız 21. yüzyılın kaymağını yediğimiz bu günlerde ilkellikten kurtulamadığı her yerinden belli köy yasal olmayan bir yerleşime de ev sahipliği yapıyor.

Yazıyı yazarken acaba ben mi yanlış düşünüyorum diye yaptığım araştırmada dahi pek içacıcı olmayan düşüncelerin bolluğunu görünce abartmadığımı anladım.


İşte Garipçe köyü gezisinin bir mağduru bakın neler yazıyor "kaçak yapılaşmanın bol olduğu, altı üstü üç tane vasat altı alkolsüz balıkçının ve bayat malzemeleri serim serim seren kahvaltıcının yer aldığı, köy meydanının değnekçi otoparkına evrildiği, abuk subuk tiplerin marketten aldıkları reçelleri organik reçel diyerek sattığı, tüm bunlara karşın insanların anlamsızca bir meraktan akın edip üst üste arabalarını yığdığı bir rezillik abidesi burası. (https://eksisozluk.com/garipce--158187)

Köyde en fazla göze batan "Qarip" ismi olmuş. Sahile 50 metre içeride bir lokantamsı bir yer.



Sokakları haraca kesilmiş bir yerde lokantalarından soyulmadan çıkmayacağımızı tahmin ettiğimiz için gerisin geriye dönmeye çalıştık. Çalıştık diyoruz sadece daracık bir köşeyi dönebilmemiz için 8-10 dakika araç trafiğini beklemek zorunda kaldık.

Garipçe’de Bizans ve Osmanlı dönemine ait tarihi eserlere de rastlanıyor.     Garipçe Burnu’nda bulunan kale hakkında ayrıca değineceğinmden fazla bahsetmek istemiyorum. Burası da içler acısı.. Anlatacağım

Erol Kara-  Gezi anıları - 2018
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder