Kendi Sağlığını Düşünmeyen Bolca Yesin..




Suşi ya da Çiğ Balık ya da çiğ köfte... Kendi Sağlığını Düşünmeyen Bolca Yesin.. Tıp ve dini otoritelerden konu hakkında düşünceler

Uzmanlar çiğ balıkta bulunan bir parazitin B12 vitamini eksikliğine, dolayısıyla bunamaya neden olabileceğini belirtti. Hatta mide kanseri, zehirlenmeere kadar götürdüğü söylenildi.

İşte çiğ balığın ya da moda adıyla suşinin zararları...

Çiğ balığın zararları

Çiğ balıkta bulunan bir parazitin B12 vitamini eksikliğine neden olduğunu belirten uzmanlar, B12 vitamini eksikliğinin ise insanda bunama benzeri bir tabloya yol açtığını söyledi. Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, ağır metallerin yüksek olduğu okyanus balıklarının çiğ tüketiminin, seksüel güçsüzlüğün yanı sıra damar yapılarının bozulması sonucu bunamaya (demans) zemin hazırlayabildiğine dikkat çekerek sınırlı tüketimin altını çizdi.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, damarsal kökenli bunamanın genetik etkenlere bağlı olabildiği gibi çevresel etkenlere bağlı olarak da ortaya çıkabileceğini söyledi.

B12 vitamini eksikliği bunamaya yol açabiliyor

Prof.Dr. Tanrıdağ, özellikle ağır metallerin yüksek olduğu okyanus balıklarının çiğ tüketiminin seksüel güçsüzlüğün yanı sıra damar yapılarının bozulması sonucu bunamaya (demans) zemin hazırlayabildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Tanrıdağ, şunları söyledi:

“Gazetelerden öğrendiğimize göre yaşamının büyük bir çoğunluğu denizlerde geçen ve bu nedenle çok balık tüketen 41 yaşındaki Ukraynalı Kaptan Sergiy Oliynyk, halsizlik, eklem ağrıları gibi şikâyetlerle kaldırıldığı hastanede çiğ balıkta bulunan ‘Diphyllobothrium Latum’ parazitinin neden olduğu B12 vitamini eksikliği sonucu yoğun bakıma kaldırılmış. Çiğ balıkta bulunan parazit sonucu ‘Pernisiyöz Anemi’ adlı hastalığa yakalanan denizci gördüğü tedavinin sonrasında sağlığına kavuşmuş.

B12 vitamini eksikliğinin insanda bunama benzeri bir tabloya yol açtığı ve belirtilerin B12 vitamini takviyesiyle düzelme gösterdiği uzun zamandan beri biliniyor.

Çiğ tüketime dikkat!

Ayrıca özellikle büyük balıkların (ton ve somon gibi) yüksek miktarlarda tüketimi, doğal olarak içlerinde var olan yüksek cıva ve merküri seviyeleri nedeniyle civa ve merküri zehirlenmesine yol açabilir. Damarsal kökenli bunama genetik etkenlere bağlı olabildiği gibi çevresel etkenlere de bağlı olabilmektedir.

Bu ağır metallerin yüksek olduğu okyanus balıklarının çiğ tüketimi seksüel güçsüzlüğe yol açtığı gibi hipertansiyon yoluyla damar yapılarının bozulması sonucu bellek kaybı üzerinden demansa zemin hazırlayabilir. Tüm demanslar içinde damarsal bunamanın Japonya’da en sık rastlanan demans tipi olması da bu hipotezi desteklemektedir.

Japonya’da mide kanserinin de çok sık olması nedeniyle kansere neden olan Helikobakter’in çiğ balık yoluyla daha kolay insanlara geçtiği düşünülmektedir.

Dünyada son yıllarda Deli Dana Hastalığı denilen, virüs yoluyla bunama yapan ölümcül hastalığın artmasında fast food endüstrisinde kullanılan, nereden geldiği ve ne işlem yapıldığı belli olmayan etlerin sorumlu gösterilmesine benzer biçimde, çiğ balık tüketiminin de bazı hastalıklara neden olabildiği konuşuluyor.

Özellikle çiğ balığın sık tüketilmesinin de kalp ve beyin damarları üzerinde tahribat yapma yoluyla önce tedaviye dirençli hipertansiyona ve kronik hipertansiyon üzerinden de bunamaya yol açma riski her geçen gün daha fazla konuşuluyor.”

Son dönemlerin gözde yemeği sushi iddia edilenen aksine sağlık için çok zararlı olabilir!..

Japon mutfağının en favori çeşitlerinden olan ve milyonlarca kişinin 'ayaküstü sağlıklı birşeyler yemek' amacıyla tercih ettiği sushi (çiğ balık), bilim adamlarına göre içerdiği aşırı tuz, zararlı kimyasallar, yağ ve kaloriden dolayı hayli zararlı. "Bir yıl içinde iki defadan fazla Somon balığından yapılmış sushi yediğiniz takdirde, kanser olma riskinizi artırıyorsunuz" diyen Profesör David Carpenter, sushi'nin içinde birçok kimyasal ve tarım ilacı gibi maddeler bulunduğunu ayrıca hiç tahmin edilmediği kadar kilo aldırdığını belirtti.

Uzmanlar ayrıca, balıkların içindeki parazit ve gözle görülmeyecek kadar küçük larvaları öldürmek için süper marketlerin ve restoranların balıkları -20 derecede muhafaza ettiğini, bunu yapmayan küçük restoranların servis ettiği sushilerinse çok kötü sonuçlar doğurabileceğini kaydetti.

Dünyanın dört bir yanında sevilerek tüketilen Japon yemeği suşinin beyni öldürdüğü iddia edildi. Denizlerdeki cıva oranlarının yarattığı tehlike konusunda BM'nin önümüzdeki haftalarda düzenleyeceği uluslararası konferans öncesinde konuyla ilgili bir rapor kaleme alan ABD'li Dr. Edward Groth, balıkların denizlerdeki cıvaya maruz kalmaları nedeniyle, suşi gibi balık etiyle yapılan yemeklerin ciddi zararlar içerdiğini açıkladı.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde danışman olarak da çalışan Dr. Groth, "Suşinin beyne zarar verdiği ve birçok sağlık sorunlarına yol açtığıyla ilgili çok somut belirtiler var" dedi.

HAMİLELERE UYARI

Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamada hamile kadınların haftada iki defadan fazla ton balığı yememesi gerektiği belirtilirken, ABD'deki Sıfır Cıva Çalışma Grubu adlı sağlık örgütü, şimdiye kadar açıklanan raporlardaki cıva sınırının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Bilim adamları, deniz ürünlerindeki cıvanın neden olduğu tehlikeler konusundaki ilk uyarılarını 1950'lerde, Japonya'nın Minamata kentindeki bir fabrikanın cıva içerikli atıkları denize boşaltıldığında yapmaya başladı. Minamata olayı nedeniyle binlerce insan zehirlendi, vücut deformasyonları gerçekleşti ve hamile kadınların çocukları özürlü olarak dünyaya geldi.

Dr. Osman Müftüoğlu bir yazısında "Suşideki riskler nelerdir" diyerek şunları belirtiyor.

Suşinin ana içeriğinin beyaz pirinç olması bence mühim bir dezavantaj.
Diğer taraftan suşi pirinci çoğu zaman şekerle birlikte hazırlanıyor. Bu da fazla tüketildiklerinde suşi tabaklarının kanda şeker ve insülin patlamalarına yol açabileceği anlamına geliyor. Bu bilgi önemli. Zira suşi kilo verme dostu bir yiyecek olarak kabul ediliyor.
Ayrıca çoğu suşinin yüksek yağlı soslarla servis edilmesi de kilo konusundaki olumlu imajına gölge düşürüyor.
Suşinin genel olarak çok tuzlu bir yiyecek olduğunun da altını çizmekte fayda var. Aşırı tuzlu yiyeceklerin mide kanseri riskini artırabileceği ve sodyuma hassas kişilerde tansiyon dengesini bozabileceği unutulmamalı. Suşinin bir başka handikabı da şu: Bakteri ve parazitlerle kirlenebilmesi riski yüksek. Çiğ balıkla hazırlanan suşiler sizi bakteri ve parazitlerle karşı karşıya bırakabilir.
Hatta bazen çok ciddi mikroplar ve parazitler nedeniyle zehirlenmeler bile yaşanabilir. Diğer taraftan suşinin hangi balıktan yapıldığı da önemli bir ayrıntı.
Maalesef çoğu balıkta denizlerin kirlenmesinden dolayı cıva ve diğer ağır metaller bulunabiliyor. Suşilerin özellikle cıva ile kirlenmiş balıklardan yapılıp yapılmadığını bilmek de lazım.

Çiğ balık yemek caiz midir?

Yiyecekler konusundaki yasakların en başta gelen amacı, insanın beden ve ruh sağlığının korunmasıdır. İnsanın beden ve ruh sağlığına zararlı olduğu sabit olan maddelerin yenilip içilmesi dinen haram görülür. Bu konuda fıkıh ilmiyle müsbet ilimlerin karşılıklı bilgi alışverişi içinde olması, tecrübeyle ve bilimsel metotlarla elde edilen sonuçların dinî hükümlerde de dikkate alınması gerekir.

 Ayet-i kerimede mealen; “ (kendinizi) ellerinizle tehlikeye atmayın”(Bakara, 195) buyruluyor.

Çiğ et yemek, sağlığa zararlı olup, tehlikeli olduğundan yenilmemelidir. (Diyanet İşleri Başkanlığı)

Çiğ etle yapılan çiğ köfteyi yemek takva noktasında uygun değildir. Fakat çiğ et karıştırılmadan farklı yollarla yapılan çiğ köfte elbette caiz olur. Dinimizde helal ve haramlar bellidir. Naslarda çiğ et hakkında bir yasaklama gelmemiştir. Dolayısıyla bunun haram olduğu söylenemez. Fakat bunun yanında dinimiz vücuda zarar veren ve insan sağlığını tehdit eden maddeleri yasaklamıştır. Vücudumuz bize emanet olduğu için onu en iyi şekilde korumakla mükellefiz. Bundan dolayı bazı yiyecek ve içeceklerin hükmü onu kullanan kişiye göre değişebilir. Bazen bir devirde helal kabul edilen bir yiyecek hakkında, onun zararları açıkça ortaya konduktan sonra kimse helal diyemez.

Çiğ et hakkında, insan tabiatının yemekten hoşlanmadığını ve bazı doktorların içinde bakteri bulunma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bu sayede insanların bunu yemekle bir kısım hastalıklara yakalanabileceklerini belirtmelerine bakarak buna ihtiyatlı yaklaşılmalıdır.

Çiğ köfte hakkında da aynı şeyleri söyleyebiliriz. Yani haramlığına dair bir nas (hüküm) olmadığı için caizdir. Fakat okuduğumuz haberlerde çiğ et hakkında söylediğimiz sakıncalardan dolayı bazı kesimlerde pişmiş etten çiğ köfte yapmaya başladıklarını öğreniyoruz. Yarın birileri çıkar da bunun sağlığa zararlı olduğunu isbat ederse bu konudaki hüküm de değişecektir.

Çiğ et veya balık yenmesi tıpla alakalı bir konudur. Bu da şu anlama gelir: Eğer balığın veya etin çiğ yenmesi sağlık açısından sakıncalı ise bu sakıncaya göre bir hüküm belirlenir. Mesela hastahaneye kaldırılmayı gerektirecek bir hastalık nedeni oluyorsa ‘çiğ balık yenmesi haramdır’ denir. Daha düşük bir hastalık nedeni oluyorsa ‘mekruhtur’ denir. Tıbben hiçbir sakıncası yoksa ‘yenebilir, mubahtır’ denilir

Seçimi siz yapın"

Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder