İşyerinde dedikodu, iş akdinin feshi için haklı bir sebeptir




Dedikodu (gıybet), doğru bile olsa, bir kimsenin gıyabında değişik davranış biçimleri sergileyerek, beğenmeyeceği, hoşlanmayacağı, rahatsız olacağı yersiz sözler sarf etmek ve kişileri kasıtlı olarak çekiştirmektir. Sevgili Peygamberimiz (sav) gıybeti “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” şeklinde tanımlamış ve ayrıca “Din kardeşinin yüzüne karşı söylemediğin şeyi, ardından söylemen gıybettir” demiştir. Devamında ise iftira boyutuna da hatırlatarak, “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun; eğer yoksa bir de iftirada bulundun.” Uyarısını yapar.

Eğer dedikodu ederken, kullandığımız bilgi, bizzat kendi gözlemimize ait değilse, başkasından duymuşsak, dilden dile kesinlikle değişime uğrar ve doğruluğunu yitirir. Başkalarından doğru yanlış duyduğumuz bilgiyi başkalarına yorumlarımızla aktardığımızda, sözlerimizin iftiralı gıybete dönüşmesi her zaman mümkündür.

Paylaşımlı (ortaklaşa) gıybet:

Gıybeti yapan, sadece onu söyleyen veya ima eden değil, aynı zamanda bunu gönül hoşnutluğu ile dinleyendir. Yanında gıybet yapıldığı halde buna uyarı yapmayıp hiçbir müdahalede bulunmayan da ister istemez tam olarak o gıybetin ortağı olur. Peygamberimizin (sav) “Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar” şeklindeki sözü, gıybeti dinleyenin sorumluluğuna işaret eder.

İşyerinde en yaygın dedikodular, söz veya imâ, kaş-göz işareti ve ayıpları ifşa (gammazlık) ile yapılmaktadır. Genelde dedikodu, intikam ve düşmanlık duygularını tatmin etmek, kariyer elde etmek, kendini büyütmek ve başkalarını küçültmek, kıskançlık-çekememe-haset-kin-kibir ve gurur gibi ahlâkî zafiyetlerden ötürü yapılmaktadır. Genelde psikolojik, ahlâkî ve sosyal boyutuyla sorunlu kişiler tarafından yapılan gıybet, işyerindeki ekip çalışmasını, kardeşlik olgusunu, çalışma atmosferini ortadan kaldırır, işyeri performansını baltalar ve çalışma barışını tehdit eder. Kısacası işyerindeki çalışma ortamı bozulur ve çalışanların huzuru ve saadeti kaybolur.

Dedikoduların Sebebi İş Ahlâkının Yetersizliği midir?

Ahlâk, "birey ve toplum için en doğru ve en erdemli olan nedir?" sorusuna cevap ararken, iş ahlâkı, bir iş yapılırken, o işin, iş dünyasının kabul edeceği yöntemlerle ve toplumun benimseyeceği genel ahlâk ilkeleriyle yapılıp yapılmamasıyla ilgilenir. Bir hukuk devletinde piyasadaki tüm aktörler için, işin genel ahlâk ilkelerine uygun en doğru şekilde yapılması esastır. Bu aktörler, kurumlar veya fertler olabileceği gibi devlet de olabilir. Geniş anlamda iş ahlâkı, çalışan herkesin tutum, karar ve davranışlarının doğruluğu veya yanlışlığı üzerinde, gerek ferdî, gerek örgütsel-kurumsal, gerek toplumsal, gerekse küresel boyutta duran bir bilim dalıdır.

İş ahlâkı; sosyal çevre, kişisel ahlâk ve işletme özelliklerinin oluşturduğu bir bütündür. Diğer bir ifade ile iş ahlâkının temelini bireysel ahlâk (çalışma ahlâkı), işletme ahlâkı ve sosyal ahlâk oluşturmaktadır. O halde işyerlerinde dedikodu gibi ahlâki sapmaların varlığı, hem toplumsal ahlâk erozyonun bir yansıması olarak görülebilir, hem de toplumsal bozulmaların çalışma hayatına sirayet etmesi karşısında iş ahlâkına yönelik tedbirlerin alınmamasına bağlanabilir.

İşyerinde Yapılan Dedikoduları Nasıl Önleyebiliriz?

Çalışma hayatının ve verimliliğin en önemli unsuru/kaynağı, emeği/fikri ile çalışan insandır. Birlikte çalışılan ortamlarda güzel ahlâka uygun davranışların oluşturulmasına yönelik gayret ve tedbirlerin yetersiz kalması durumunda işyerinde dedikodu gibi ahlâkî sapmaların meydana gelmesi kaçınılmazdır. O halde iş ahlâkının tesisi noktasında alınabilecek başlıca tedbirler nelerdir sorusuna makul cevapların bulunması şarttır. İşte size birkaç önemli tedbir:

- İşletmelerde ahlâk kültürünün oluşturulması yönünde kurumsallaşmaya gidilmeli ve bu doğrultuda mesela ilk önce işyerlerinde iş ahlâkı konusunda yazılı ahlâk kaideleri oluşturulmalıdır.

- İşyerinde sürekli eğitim programları çerçevesinde personele yönelik din ve ahlâk kültürü seminerleri verilmelidir.

- Çalışma hayatının değişik alanlarında ve mesleklerinde ahlâk standartları (mesela işletmelerin ve işçilerin hak ve vazifeleri) belirlenmeli ve bu standartlara uygun etik disiplin cezaları uygulanmalıdır.

- İşveren, lider, yönetici ve ustalar, çalışanlarına örnek olacak şekilde ahlâkî davranışlarda bulunmalıdır. Bu bağlamda ancak ahlâklı ve örnek kişiler, idarî kadrolara alınmalıdır.

- İşletmelerde, endüstriyel demokrasi çerçevesinde oluşturulan işyeri konseyleri, ahlâki sorumluluklar üstlenmeli ve kendi bünyelerinde bir “ahlâk kurulu” oluşturulmalıdır. Bu kurul, iş ahlâkına uygun olmayan davranışları kınamalı, gerekirse bu davranışlar, şiddetine göre, ceza kapsamına (iş akdi feshi gibi) girmelidir.

- İş ahlâkının, bütün iş kollarında geçerli olması yönünde özel sektör kuruluşları ve işçi/işveren sendikaları bir araya gelip, sektörler arası ahlâki standartları belirlemelidir.

Velhasıl

Çalışma hayatında huzur ve bereket istiyorsak ferdî ve sosyal ahlâk kurallarının, iş ortamının ve kurum kültürünün içinde yoğrulması gerekmektedir. Yani ahlâkî kaidelerin ve manevî düsturların, işletmelerde, fabrikalarda, şirketlerde ve bütün diğer ticarî kuruluşlarda uygulanması zorunludur. İşletme içinde ve piyasada belirli ahlâkî standartların getirilmesi ile kolektif çalışma duyarlılığı da iyileştirilebilir ve böylece çalışma hayatında istikrar ve güven ortamı tesis edilebilir. İşletmeler, işyerlerinde oluşturacakları ahlâkî prensipler ile sadece çalışma hayatında yer alan aktörleri değil aynı zamanda müşteriler, tüketiciler ve tedarikçiler üzerinden ailelerin ve toplumun da ıslahına katkı sağlayabilecektir. Diğer taraftan aile ve eğitim aracılığıyla toplumda ne kadar çok güzel ahlâk sahibi insanlar yetiştirilebilirsek iş hayatına da o kadar çok ahlâkî yönden kaliteli işgücü kazandırmış oluruz. Sağlıklı bir ekonominin işlemesi ve sürdürebilirliği de neticede itibariyle güzel ahlâklı işletmecilerin, işverenlerin ve çalışanların sayesinde gerçekleşecektir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR
http://www.mirathaber.com
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder