Biri Doktora Öğretsin, Kan Öyle İstenmez




İstanbul Eğitim ve Araştırma hastanesinden ambulansla çıkıp, yarım kalmış anjiyonun bacağımda açık kalan damarın bir an önce kapanmasını sağlayacak olan kum torbası ile geldiğim Bağcılar Eğitim Araştırma hastanesinde yoğun bakımdaki yerimi aldım.

Bağcılar Eğitim ve Araştırma KVC yoğun bakım ünitesindeyim.

Yanımda korku ve panikle karışık heyecandan ne yapacağını bilemeyen endişeli halde bekleyen eşim olduğu halde yanımıza gelen ve doktor olduğunu sonradan öğrendiğim bayan eşimden kan talebinde bulundu.

Ve pratisyen ( uzman olacak doktor sürecini yaşayan kişi ) asistan doktor olduğunu öğrendiğim Zeynep Gülben Kük " hemen 8 kişi bulun Çapadaki Kan merkezine gitsin, en az 3 kişi de bulun buraya gelip kan verecek" dedi.

Bir doktora bir eşime baktım ve "ne oluyoruz"un sorusuna lokal anestezi, hastaneden hastaneye sevk edilmiş, yarım kalan anjiyosu ile neler olacağı hakkında bilinmeyenlerle dolu bir hasta psikolojisi ile kendimce cevap aramaya çalıştım.

Doktor hanıma "ne kanı istiyorsunuz, burası hastane değil mi?" diye sorduğumda "kan olmazsa ameliyatta olmaz" dedi.

Milyonlarca litre kanın toplanmış olduğunu haberlerden sıkça duyduğumuz, sürekli kan kampanyaları ile meydanlardan, cami önlerinden eksik olmayan kan alma otobüsleri ile ve İstanbul gibi bir şehirde kan sıkıntısının olmaması gerektiğine inanan biri olarak doktora tekrar söyledim.

Ayrıca stresli bir işe sahip oğlumun duymaması, heyecan yapmaması için özen göstermemiz gerektiğini bildiğimizden bu durumu dile getirdiğimizde eşimi dışarı çıkartan doktorun " Daha iyi ya,o da gelsin, sen aramazsan ben ararım" diye söylendiğini daha sonra duydum.

Akıbetimizin ne olduğunu bilmeden, bypass olacağım ve itimat etmemiz gereken bir doktora yapılan sevkimizde yattığım yoğun bakımda görevli olan bu doktorun sinirleri bozacak, endişe, heyecan ve kaosa sürükleyecek tavrında eşim tedirgin şekilde soruyor.

- Ben bu kadar kişiyi nereden bulacağım. gece vakti.
- Ben bilmem kan bulunmazsa eşiniz ameliyat olamaz
- Doktor hanım, bir oğlum şarkta onu heyecanlandırmak istemem. Bize müsaade edin ...
- Sizin vaktiniz yok. Bakın eşiniz ameliyata alınacak.Oğlunuzu siz aramazsanız ben ararım

Daha sonra neler olduğunu sabah başucumda gördüğüm oğlumdan öğrendim.

Kendi arkadaş ve meslektaşları, damadımın arkadaşları ve meslektaşları, kızımın öğretmenlik yaptığı okulda öğrencilerin ailelerine iletmesi, ve tabii ki akrabalarım çağrıya talep göstermişler ve hastaneye, Çapa'daki kan merkezine koşmuşlar.

8 ünite kan Çapa'da alınmış. yedek olacakmış. Belki bir gün birilerine lazım olur, diye. Beş kişi hastanede..Test yapılmış. Bekleyin, ameliyata alınacağı zaman sizi çağıracağız.

Ameliyat olacağım güb henüz belli değil. İlk anjiyo için yoğun bakımdayım.

Telaşa bakar mısınız Bunun bir yoılu yordamı var, izahı var ve kime söylenmesi, yani hastanın yakınlarından daha cesaretli, soğukkanlı birini bulmak varken..

Ya da durumu usulünce anlatmak lazım iken.

Sanki marketten su istiyor.

"Hemen 8-10 kişi bulun. Yoksa hastanızın ameliyatı olmaz"

Biri önce insanca bu gelecekte doktor olacak asistana anlatsın.

Bu tür talebin diğer hasta yakınlarına da aynı kişi tarafından defalarca söylendiğine dikkat ettim.

"Kan getirin yoksa hasta ameliyat olamaz. hemen hemen vakit kaybetmeyin.."
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder