Mekke'deki Otelimizi tanıtayım




Önce Kayıt olurken söylenenlere bakalım. "Mekke ve Medine otelleri bizzat firmamıza ait otellerdir. Beş yıldızlı eşdeğerdir. Senelerdir umreci ve hacılarımız bu otelde kalmıştır. Her şeyiyle kontrolümüz altındadır".(İnanmayan şirketin videosunu izleyebilir)

*****

Saat 11:30 gibi uyanıp kafile ile birlikte belirtildiği şekilde ilk toplu umremizi yapmaya hazırlanmaya başladık.

Bir kaç saat yattığımız yatağın altımızda kaydığını görünce şaşırdık. Yataklar kalın naylona sarılmış, üzerine çarşaf serilmiş. Tabii, naylon yüzünden çarşafta, ince örtüde kayıp gitmişti.
Her yatakta bir yastık, ince bir örtü vardı. Ve döşekler naylona sarılıydı. üzerinde kayak yapabilirdiniz.




Küçük lavabo, gardırop, televizyonla donatılmış odada sandalye yoktu. Aynalı bir etajer vardı ama oturmak için yatağı tercih etmek gerekecekti. Eşyalarımızın bir kısmını dolaba koyalım dedik, ne var ki pek başarılı olamadık. Zira elbiseleri asacak askı yoktu. Üç gün sonra tel askılar getirildi. İhtiyacımız giderildi. Banyoda da havlu asacak askı yoktu. Bir hafta sonra da kapının üzerine takılan tel askı getirildi.Bu askıların teslimi de komikti. Biz yokken kapı açılıp yere atılmıştı.Banyo kapısının üzerine astık ve banyo havlularını, yıkanırken iç çamaşırımızı koymaya başladık :))))

İleri ki günlerde bazı odalarda gardırobun dahi olmadığını ve umrecilerin eşyalarını yerlerde bıraktığını öğrendik.

Neymiş otel yeni imiş, eksiklikler varmış.İdare etmek lazımmış.

Kayıt olduğumuz zaman şirketin oteli diye gösterilen binanın sözde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ellerinden alındığı söyleniyordu.

Odada yüzümüzü silecek yüz havlusu yoktu. Kişi başına konulmuş vücut havlusundan başka kullanacağımız havlu da yoktu.

İlk bir kaç gün ince pike ile uyumaya çalışsak ta yorgana ihtiyaç duyduk.

Önceleri yok dediler, Üç dört gün sonra kat görevlileri ile muhabbeti ilerletince yorganlara ve yüz havlusuna kavuşmuş olduk. :))))

Kavuştuk dediğime bakmayın. İstediğimiz çarşaf, havlu nedense hep kirli idi. Hatta yüz havlusunun bir tanesinde sümük lekesi vardı.

Pis, kirli,kullanılmayacak kadar kötü yastık,yatak örtüleri..Ne altınıza ne üstünüze örtmeyeceğiniz çarşaflar, nevresimsiz yorganlar.. yazarken bile tiksinti geliyor.İşte pisliğin resimleri. Bu resimleri gönderen R:E adlı umrecimize da buradan çok teşekkür ederim





Ankara'dan Yunus adlı hacımızdan gelen resimler






Kat görevlilerine bu pis yatak malzemelerini gösterdiğimizde gülüp geçiyorlardı. Dil bilmediğimiz Bangladeşli görevlilere neyi ne kadar anlatabilirsiniz ki...Kafile görevlilerine bunları anlattığımızda onlarda aynı dertten muzdarip, çaresizlik içinde " hacı sabır, az kaldı, Medine'ye gideceğiz,Sıkıntıyı idare edin" tarzı salakça cevaplar alıyorduk.

20 gün boyunca otelden eksilmeyen kanalizasyon kokusu burun direklerimizi kırıyordu. Allah'tan teravih sonrası gelip sabah namazına kadar ya da umre yaptığımız günler öğleden sonra gelip ikindiye kadar yattığımız için ve vaktimizin çok büyük zamanını Harem'de geçirdiğimizden kokuyu fazla çekmiş olmadık.

Bayan yemekhane
Hanımlara ayrılan yemek hane, aynı katta olmasına rağmen erkek bayan ayrılmış mescit, idare kısmı, ve 15 katlı otelde çekeceğimiz vardı.

Mescit
Bu arada otelimizin adı Mawasım Al Rawdah




Otel Şişe bölgesine girişte, Ravza denilen yerin baş kısımlarında, Harem Bölgesinden çıkışta iki  tünel geçince soldaki ilk bina idi. Karşısında faal olmayan bir hurma bahçesi ve dağlar var idi.


Otelde internet vardı.

Ne var ki bu internete bağlanmak deveye hendek atlatmaktan zordu. Saatlerce bağlanamadığımız gibi, adsl cihazının önünde umreciler saatlerce nöbet bekler gibi dikilip kalıyordu.


İnternete bağlanmak için bekleyen umreciler
Bugün basit bir ailenin evinde bulunan adsl cihazı kadar basit, kb si çok düşük idi. Kafayı yememek için çok sabırlı olmak gerekirdi.Ayrıca whatsapp görüşmesi yapılmasın diye de whatsapp'a bloke konulmuş idi.
adsl


Tabii, Türklere yasak olmaz idi. Herkes cep telefonunun vp' sını kırmak için programlar indirerek görüşmelerini yapmaya çalıştı.

Otel kaliteden çok uzak kalitesizliğin sembolü gibiydi.

Çamaşır yıkamak isterseniz otelin en üstüne terasa çıkmak
Çamaşır makineleri
zorundasınız Merdaneli küçük tip çamaşır makineleri kimi çalışıyor kimi çalışmıyor diyorlardı. Gündüz güneşin altında yıkama ya da cesaret edip gece çıkmak. Bayanlar için riskli bir yerde..Bazı bayanlar mecbur kalınca makinenin içinde elleriyle yıkadılar.

Yıkanan çamaşırlar odalarda askı ve bazı odalarda dolap olmadığından otelin koridor korkuluklarına serildi.

Çamaşırlar kuruyor

Ve gelelim yemeklere...

Memlekette en ucuz esnaf lokantası bile daha güzel yemek hazırlar. Teravih sonrası geldiğimiz ve aynı anda sahur yemeği olarak yediğimiz yemekler çorba, pilav, patates, taze fasulye ( börülce) bir iki kere meyve, bazen yemek ya da tatlı kalmıyordu. Allah için sadece yeni bir kafile gelince yemek yetmiyordu. Bunun dışında yemekler bol idi. Bolluğun bir nedeni insanların iftarlarını Haremde açması, dışarıdan kendilerinin yemek alması Aşağıda çok seyrek olarak gördüğümüz bugün iyi imiş dediğimiz  yemek türlerinin resimlerini sunuyorum.




Ben Cacık diyeyim siz ne isterseniz verdikleri sulandırılmış ve tadı olmayan ayranımsı içecek. Çorba her gün mercimek.

Arada çıkan et yemeği... Etler dondurulmuş. Kemikler bile et gibi kesilmiş. Et diye yiyorsunuz kuşbaşı doğranmış kemik çıkıyordu. Tatlı kasesine konulan çorba.. Bu arada yemekleri tabağa koyan çalışanlar köpeğin önüne yal koyar gibiydi. Suratsızlıklarından söz etmek istemiyorum Sanki tabağa yemek koymuyor. Yüzünüze çarpıyorlar. Bayanların yemekhanesinde çokça yemek bile kalmıyordu. Meyve deseniz umrecilerin %25'i görmedi bile..
*****
Ya otobüsler...
Semerşaha ait otobüsler denildi. Yok öyle bir şey... beklemeden  sürekli ring halinde denilerek vaad edilen otobüslerden eser yoktu. Saydaki yeşil otobüsler şirketin reklamında var gerçekte yok idi.
Böyle bir otobüs görmedik
Mekke Belediyesini kuruluşu olan SAPTICO'ya ait otobüslerle sefer yapıldı. Bazen 45 dakika otobüsün içinde şoför beklediğimiz ( sorunca vardiya değişimi diyorlar ),

Otobüs bekleyenler
Bazen kapı önünde saatlerce beklediğimiz ( trafik sıkışık ya da sabır ) Durak yerine yanaşmayıp keyfe keder çalışan şoförler...

Saptico'nun otobüsleri ve ehli keyif şoförler. Otobüsler şöför bekliyor


Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder