Paylaşmak Serbest

Cidde Havaaalanındayız






İstanbul, Bursa, Eskişehir, Mersin, Akdeniz, Kıbrıs, Ürdün ve Cidde... 3 saat 15 dakikalık kutsal topraklarımıza indiğimizde tüm bu yerleri geride bırakmış ve özlemini çektiğimiz Arabistan'a inmiş bulunduk.

Saat 23:40 gibi Uçağımız Cidde havaalanına inmiş oldu. Uçaktan inerek bekleme salonuna geçtik. Bekliyoruz.

Bir çok hacı ellerindeki valizleri banklara bırakarak tuvaleti aradı. Daha önceden bildiğim gibi bulmakta zorlanmadığım havalimanı tuvaleti yine pislik ve taşmış su içerisinde ve burun kemiklerini sızlatacak şekilde kokuya bürünmüştü.

Alışık olmadığımız taharetlenme sistemi ve pislikten dokunmaya çekindiğimiz klozetlerde ihtiyaçlar giderildi.

Sakına sakına abdest almaya çalıştık.

Akşam ve yatsı namazlarını eda ettiğimiz salonda temiz değildi.

İslam ülkesi Arabistan'da temiz tuvaletin uluslararası havalimanında olmayışı tabii şaşırtıcı idi.

Zaten ehli sünnet Müslümanlarına düşman olan vehhabi zihniyetli Arabistan'dan ne bekliyorsunuz ki.

Abdest ve tuvalet ihtiyacının yanı sıra ihramlarını düzgün bağlayamayanlar bir köşede birbirlerine yardım ederek ihram düzeltme çalışmaları yaparken bir kısım umreci de yiyeceklerini çıkartarak ne olur olmaz diye sahur yapmaya çalışıyorlardı.

Arada umrelerini yeniden giymeye çalışanların sesleri ile bir kaç yerde cemaat oluşturarak namaz kılmaya çalışan umrecilerin sesleri birbirine karışıyordu.

Kimi seferi olmaktan habersiz nasıl namaz kılacağını bilmezken, uyarılara göre kıbleye yönelenler ile kadınların ve erkeklerin nerede namaz kılması tartışmaları da uğultunun arasında kaybolup gidiyordu.

Ne kadar bekleyeceğiz soruları ard arda gelmeye başladığında soruların cevabı askıda kalıyordu.

Görevlilerde bilmiyorlardı.

00:50 civarında bulunduğumuz yerdeki kapının açık olması ile aşağıdaki bölümü seyretmeye başladık.


Yoğun bir umreci kalabalığı ve ehli keyif çalışan görevliler. Bir müddet onları seyrederek sıranın bize be zaman geleceğini konuşmaya başladık.

Ve devam ediyoruz çağrısı ile pasaport kontrol noktasına inmeye başladık.

İlk 5 - 10 kişi yürüyen merdivenle inerken diğer 180 kişilik grup havalimannda uzun bir mesafeyi kat etmek zorunda kaldı. Yürüyen merdivenler umreciye yasak edilmişti. Fotoğrafta sol alt kısımda görülen yürüme yolu zorunlu tutulmuş, yürüyen merdiven kullanıma kapatılmıştı.

Bize gösterilen bölümdeki polis kontrol kulübeleri önünde uzun kuyruklar oluşturduk.

Aramızda Güney Asya'dan gelmiş umrecilerle birlikte saatleri bulan bir bekleme sonrası parmak izlerimiz alındı, sağdan soldan, önden fotoğraflarımız çekildi ve sonra kontrol noktalarını geçerek dışarıya çıktık.

Bizi karşılayan kimse yoktu.

Ne tarafa gideceğimizi nerede toplanmamız gerektiğini bilemedik.

Bir iki havalimanı görevlisine "Semerşah İstanbul kafilesi nerede toplanıyor" dediğimizde bizi dışarıya yönlendirmişti.

Diyanet İşleri Başkanlığı hac organizasyonu görevlilerini görünce sevinir gibi olduk. Dilimizi anlayan birileri vardı. Onlarda bilmediklerini dışarıya, araç park yerlerine doğru gitmemizin doğru olacağını söyledi.

Yolcu almak için bekleyen otobüslerin arasında şirkete ait hiç bir araç ve görevli yoktu.

Nihayet yine bir Arap görevli bir yerlere telefon ederek bizi bir köşede bekletti.

15 - 20 dakika sonra yanımıza gelen ve Semerşah diye söylenen bir Güneyasyalı şöförle tarzanca konuştuk. Kendisinin Semerşah yolcuları için geldiğini söyledi. Otobüsü gösterdi.

Geçtik oturduk.

Sadece buraya kadar gelen 10 -12 kişi idik.

Otobüste beklemeye başladık. Sahur saati yani oruca niyet vakti yaklaşmaya başlamıştı. Yanımızdaki börekten yiyerek niyetlendik.

Ve ilk teravih ve ilk sahur yolda geçen zamanda hayal olmuştu.
Google Plus'da Paylaş

0 yorum:

Yorum Gönder

Paylaşmak Serbest