.

.
.

Kısa Kısa

Avukatların Sırtından O Yük Kalktı..Baroya Bildirmeyecekler

Danıştay 8. Dairesi 22.03.2017 tarih 2016/12836, 2017/ 1911 K. sayılı kararı ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki “Bir avukat başka bir avukata karşı asıl ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir.” kuralı hakkında iptal kararı vermiştir.


T.C.
DANIŞTAY
8. DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO: 2016/12836
KARAR NO: 2017/1911
KARAR TARİHİ: 22.03.2017


ÖZET :Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 31.03.2014 tarih 2011/76 E., 2014/1397 K. sayılı kararı ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki “Bir avukat başka bir avukata karşı asıl ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir. ” kuralında “hukuka uyarlık” bulunmadığı yolunda karar verildiği bildirilerek; sözü edilen kuralın uygulamasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararı ile ortaya çıkan hukuki durumu dikkate almalarının uygun olacağı hk.

Davanın Özeti : Avukat olan davacı tarafından, uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 18/02/2011 gün ve E:2010/620, K:2011/115 sayılı işlemi ile dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesinin; Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davada katılan vekili olarak davayı takip ettiği, bu davada sanık sıfatı bulunan avukatın mesleği ile ilgili olmayan eyleminden dolayı yargılandığı, işlemin dayanağı Meslek Kurallarının 27/2. maddesinin amacının taraflar arasında sulhu sağlamak ve gerekiyorsa re’sen disiplin soruşturması başlatmak olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlıktan gerek Adalet Bakanlığının gerekse davalı idare ve Baro’nun haberdar olduğu göz önüne alındığında bildirimin gereksiz olduğu, bu nedenle bireysel işlemin hukuka aykırı olduğu, öte yandan dava konusu Meslek Kurallarının 27/2. maddesinin eksik düzenlendiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Davacının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, şikayet eden avukatın, mesleğinin ifası sırasında gerçekleşmeyen bir eylem nedeniyle yargılanmasının ve disiplin soruşturması başlatılmasının bildirim yükümlülüğünü kaldırmadığı, bildirimin takipten önce yapılması gerektiği, avukatlar arasında kamu davası olup olmadığına bakılmaksızın tüm uyuşmazlıkların Baroya bildirimi gerektiği, bireysel işlemde ise dayanağı kuralda hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi …. Düşüncesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49/4.maddesinde Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde 49. madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, idari Dava Daireleri Kurulu’nun bozma kararında yer alan gerekçelerle, avukat olan davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 18/02/2011 gün ve E: 2010/620, K:2011/115 sayılı işlemi ile dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/2. maddesinin iptali gerekeceği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı … Düşüncesi : Dava; avukat olan davacının uyarı cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun18/02/2011 günlü E:2010/620, K:2011/115 sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Olayda, davacının vekil sıfatıyla bir başka avukata karşı takip ettiği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirmemesi suretiyle gerçekleşen eyleminin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/2. maddesine aykırılık oluşturduğundan bahisle davacı avukata uyarı cezası verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 09/04/2014 günlü, E:2011/6414; K:2014/2817 sayılı kararıyla; “bir avukat başka bir avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir.” kuralını içeren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesinde hukuka, meslek onuruna ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı; davacının da bu meslek kuralına uymayan davranışı gerçekleştirdiğinin hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde sabit olduğu görüldüğünden uyarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği; temyiz üzerine Danıştay idari Dava Daireleri Kurulunun 14.12.2015 günlü, E:2014/3684, K;2015/5340 sayılı kararıyla, Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen Meslek Kuralları’nın 27/2. maddesinde yer alan, “Bir avukat başka bir avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir.” kuralının; 1136 sayılı Yasanın 110. maddesinde Türkiye Barolar Birliği’nin temel görevleri olarak sayılan; baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlamak, mesleğin gelişmesini sağlamak, mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak, mensupları arasındaki meslek bağını kuvvetlendirmek gibi görevleri yerine getirme amacına hizmet edecek nitelik taşımadığı ve bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlığın amacı ile de bağdaşmadığı sonucuna ulaşıldığından, bu kuralda ve bu kural uyarınca davacıya verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle “ret” kararının bozulduğu anlaşılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38. maddesinde; İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında da; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, aynı maddede, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar olanağı tanınmamıştır.
Açıklanan nedenle, Danıştay idari Dava Daireleri Kurulunun “bozma” kararına uyularak, dava konusu disiplin cezası ile cezanın dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR
Dava; avukat olan davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 18/02/2011 gün ve E:2010/620, K:2011/115 sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 27/2.maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 09/04/2014 günlü, E:2011/6414; K:2014/2817 sayılı kararıyla; şikayetçi avukatın, Türkiye Barolar Birliği’nin Ankara’da gerçekleştirdiği bir yemekte, Aksaray ilinden Karabük iline tayin olan bir hakim hakkında diğer baro başkanlarına sarf ettiği sözler nedeniyle, anılan hakim tarafından hem baro, hem de Adalet Bakanlığı nezdinde şikayette bulunulduğu, şikayet üzerine Adalet Bakanlığı’nın, konu avukatlık mesleğinin ifası sırasında gerçekleşmediğinden soruşturma izni verilmemesine karar vererek genel hükümlere göre gereğinin takdiri için dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, Cumhuriyet Savcılığınca, görevli hakime gıyabında hakaret suçu nedeniyle iddianame hazırlanarak Ankara 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2008/171 esasına kayden dava açıldığı, bu davanın davacısının da, anılan ceza davasında katılan vekili olduğu, bu davada sanık sıfatı ile yargılanan avukat tarafından, Meslek Kurallarının 27/2. maddesi uyarınca Baroya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle yapılan şikayet üzerine başlatılan disiplin soruşturması neticesinde Ankara Barosu’nun ceza tayinine yer olmadığına karar verdiği, bu karara yapılan itiraz üzerine bu davaya konu disiplin cezasının tesis edildiği, bu işlem ile dayanağı Meslek Kuralları’nın 27/2 maddesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlamak, mesleğin gelişmesini sağlamak, mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak, bunun yanında Türkiye Barolarını ve mensuplarını birbirine tanıtarak aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek gibi temel görevleri olan Türkiye Barolar Birliğinin yetkili organlarınca alınan ve yasaların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesinde, yüklendiği görevleri tam ve eksiksiz olarak onurlu bir şekilde yerine getirmesini sağlamak amacıyla oluşturulmuş bulunan meslek kuralları arasında yer alan 27/2 maddesinde hukuka, meslek onuruna ve kamu yararına aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafından, uyuşmazlıktan tüm tarafların haberdar olduğu ve bu nedenle Baroya bildirim yapılmasına gerek bulunmadığı ileri sürülmekte ise de, şikayetçi avukatın sanık sıfatıyla yargılandığı bir davada katılan vekili olarak davayı takip ettiği hususunu, davaya konu Meslek Kuralı uyarınca bağlı olduğu Ankara Barosuna bildirmesi gerektiği, bu durumda, avukat olan bir meslektaşının şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonucu Avukatlık Meslek Kurallarına aykırı davranışı sabit olan davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay idari Dava Daireleri Kurulu’nun 09/03/2016 tarih ve E: 2014/3685 K: 2016/739 sayılı bozma kararında, Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen meslek kurallarının 27/2 maddesinde yer alan, “bir avukat başka bir avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir, kuralının, Türkiye Barolar Birliği’nin kanun maddesinde düzenlenen görevleri yerine getirme amacına hizmet edecek nitelik taşımadığı ve bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlığın amacı ile de bağdaşmadığı için, bu kural ve bu kural uyarınca davacıya verilen disiplin cezasında hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararımız bozulmuştur.

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Yasanın 38. maddesinde idari Dava Daireleri Kurulunca İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında ise; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilmiş, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ise ısrar olanağı tanınmamıştır.

Bu nedenle, Danıştay idari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının vekil sıfatıyla bir başka avukata karşı takip ettiği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirmemesi suretiyle gerçekleşen eyleminin Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesine aykırılık oluşturduğundan bahisle davacı avukata uyarma cezası verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 110. maddesi uyarınca, Türkiye Barolar Birliği’nin; baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlamak, mesleğin gelişmesini sağlamak, mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak, mensupları arasındaki meslek bağını kuvvetlendirmek gibi temel görevleri bulunmaktadır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Disiplin Cezalarının Uygulanacağı Haller” başlıklı 134. maddesinde; avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezalarının uygulanacağı belirtilmiş, “Avukatlık Meslek Kuralları”nın 27/2. maddesinde ise, “Bir avukat başka bir avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir.”
hükmüne yer verilmiştir.

Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen meslek kurallarının 27/2 maddesinde yer alan, “bir avukat başka bir avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna bir yazı ile bildirir.” kuralının, yukarıda sayılan görevleri yerine getirme amacına hizmet edecek nitelik taşımadığı ve bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlığın amacı ile de bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmış olup bu düzenlemenin hukuka aykırılığı ortaya konduğundan, söz konusu kurala aykırı davranıldığından bahisle ilgililerin disiplin hukuku açısından sorumluluklarının varlığından da bahsedilemeyeceği açıktır.

Bu itibarla, dava konusu olayda, şikayetçi avukatın sanık sıfatıyla yargılandığı bir davada katılan vekili olarak davayı takip eden şikayet edilen avukatın, meslektaşı olan şikayetçi avukat hakkında açılan ceza davasını katılan vekili olarak takip etmesi nedeniyle bağlı bulunduğu baroya bildirimde bulunma zorunluluğunun bulunmaması karşısında, uyarma cezası verilmesine ilişkin işlemde de hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

SONUÇ :Açıklanan nedenlerle, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 18/02/2011 gün ve E:2010/620, K:2011/115 sayılı işlem ile bu işleme dayanak alınan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesinin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen 469,20TL ilk derece ve temyiz yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kullanılmayan posta avansının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay idari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 22/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yok