0
-- --
T. 05.04.2014
E. 2014/51
K. 2014/231
Bir haktan vazgeçme anlamına gelen temyiz etmeme halinde gerek masraf verilmediği ve gerekse istenmemesi nedeniyle temyiz edilmemiş olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerekmektedir. (Av. Yas 134,134, 171 TBB Mes. Kur 3, 4, 42) İtirazın süresinde olduğu anlaşılmakla gereği görüşülüp düşünüldü: Şikâyetli avukat hakkında “şikâyetçiyi vekil olarak temsil ettiği … Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin 2011/194 Esas ve 2009/37 Esas sayılı dosyalarında verilen kararları temyiz etmeyerek kesinleşmelerine sebep olduğu, şikâyetçinin bu durumu ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/3894 Esas ve 2011/3895 Esas sayılı dosyalarıyla yapılan icra takipleriyle öğrendiği” iddiasıyla başlatılan disiplin kovuşturması sonucunda kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Şikâyetli Avukat önceki savunmalarında ve itirazında özetle; şikâyetçiyi … Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi’nin 2011/194 Esas 2011/238 Karar sayılı dosyası ile 2009/37 Esas ve 2011/240 Karar sayılı dosyalarında vekil olarak temsil ettiğini, söz konusu dosyada, 05.07.2011 tarihinde karar verildiğini, bu karar celsesinde mesleki mazeretinden dolayı mazeret dilekçesi sunduğunu ve yokluğunda karar verilebileceğini belirterek önceki beyanları öne sürmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunduğunu, aynı gün ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/12 Esas ve 2011/90 Esas sayılı duruşmaları ile ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/94 Esas ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/590 Esas sayılı dosyalarının duruşmaları olduğunu, şikâyetçinin duruşmasına keyfi olarak iştirak etmemek gibi bir durun olmadığını, şikâyetçinin davalarını yaklaşık iki buçuk yıl ve tamamına katılarak 13 oturum takip ettiğini, ücretinin bir kısmının ödenmediğini, Mahkemenin gerekçeli kararının 08.09.2011 tarihinde tarafına tebliğ edildiğini, şikâyetçinin defalarca telefonla aramama rağmen telefona yanıt vermediğini, şikâyetçiyi defalarca arayıp ulaşamadığına ofiste birlikte çalıştıkları Avukat G.G.’in tanık olduğunu, şikâyetçinin köyde fırın işlettiğini, geceleri çalışıp gündüzleri istirahata çekildiğini, bu sebeple iş saatlerinde şikâyetçiye ulaşamadığını, bunu tanık olarak dinlenen muhtar F.D.’nun da doğruladığını, Disiplin Kurulu kararında şikâyetçinin telefon numarasını değiştirmediği hususu gerekçe gösterilmiş ise de, şikâyetçiye bizzat ulaşamayışının sebebi mesai saatlerinde istirahatta oluşu ve telefonunun kapalı konumda olması olduğunu, savunmalarının kanıtlanması için dinlenmesini talep ettiği Avukat G.G.’in dinlenmediğini bu suretle savunma hakkının kısıtlandığını, işveren konumundaki şikâyetçi aleyhine açılan ve İş Hukukundan kaynaklanan tespit ve alacak davaları kısmen kabul ve kısmen red olarak sonuçlanmış olup, SGK vekili ile davacı vekilinin temyizleri üzerine hükmün Yargıtay’ca onandığını, şikâyetçinin herhangi bir hak kaybının olmadığını belirtmiştir.
Şikâyetli avukatın … Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2011/194 Esas sayılı dosyası ile görülen ücret alacağına ilişkin tespit davasında davalı Z.Ö. vekili sıfatıyla yer aldığı, davanın kısmen kabulüne ilişkin 05.07.2011 tarihli ve 2011/238 Karar sayılı kararın davalı vekili şikâyetli avukatın yokluğunda verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, hükmedilen vekâlet ücreti alacağının 05.09.2011 tarihinde şikâyetli avukat tarafından … İcra Müdürlüğü’nün 2011/1325 Esas sayılı icra takip dosyası ile ilamlı icraya konulduğu, … Asliye Hukuk (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemesi’nin 2009/37 Esas sayılı dosyası ile görülen hizmet tespit davası sonucunda verilen davanın kabulüne ilişkin 05.07.2011 tarihli ve 2011/240 Karar sayılı kararın davalı vekili şikâyetli avukatın yokluğunda verildiği, kararın 09.09.2011 tarihinde diğer davalı SGK vekilince temyiz edildiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2011/15420 Esas, 2013/4263 karar sayılı ve 11.03.2013 tarihli kararıyla hükmün onanmasına karar verildiği, Tanık olarak F.D. 29.11.2013 tarihli beyanında “ben halen … köyü muhtarı olarak görev yapmaktayım. Şikâyetçi olan Z.Ö. de aza olarak görev yapmaktadır. Z.Ö. bana bir hukuki meselesinin olduğunu söyledi ben de tanıdığım avukat isimlerinden Av. A.S.A.’yı önerdim o da benim önerime uyarak Av. A.S.A.’yı vekil olarak tutu. Davaları devam ettiği sıralarda Av. A.S.A. birkaç kez beni aradı. Kendisini telefonla arıyorum telefonuna mesaj attım ancak kendisi ile irtibat kuramıyorum diye bana söyledi. Başkaca içerikte konuşma yapmadı. Para ile ilgili de bana bir şey söylemedi. Bu konuşmalar tahmin ettiğim kadarıyla dava devam ederken yapılmıştır. Bana sadece benim telefonlarıma baksın dedi. Ben de Z.Ö.’e bunu ilettim. Z.Ö.’in telefonu hiç değişmedi. Halen aynı telefonunu kullanmaktadır.” dediği, re’sen sorulması üzerine “şikâyetli avukat A.S.A. bana temyiz masrafı gerekiyor diye bir şey söylemedi. Benim bilgim bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu, Şikâyetli avukatın disiplin sicil özetinde ceza bulunmadığı görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.04.2007 gün ve 2007/13–198 Esas, 2007/199 Karar sayılı “.Vekâlet sözleşmesi sonucu itibariyle bir itimat ilişkisi olduğundan vekâlet konusunun yerine getirilmesinde vekile düşen başlıca yüküm, onu özen ve sadakatle ifa etmesidir. Kural olarak meslek sahibi olan kimseler ve bu arada avukatlar, genellikle bilinen ve kabul edilen kural ve usulleri bilmedikleri takdirde sorumlu olurlar. Avukatın görevi olayları mantıki şekilde değerlendirerek bütün öngörülmesi gerekli şeyleri dikkate almaktır. Vekil genellikle üzerine aldığı işi doğruluk kurallarına uygun biçimde özenle yapmalıdır. Mesleğin gerektirdiği uzmanlığın bütün gereklerini kullanmalıdır… Temyiz süresini geçirdikten sonra temyiz yoluna başvurması veya hiç başvurmamış olması, olayların akışına ve gerçekleşme biçimine göre kusurlu davranıştır… Vekil edenin istememesi nedeniyle talep etmediğini savunmuş ise de, bu konuda yazılı bir belge gösterememiş ve savunmasını ispat edememiştir. Böylelikle davalı özensiz bir davranış sergilemiştir.” kararından da görüldüğü özünde bir haktan vazgeçme anlamına gelen temyiz etmeme halinde gerek masraf verilmediği ve gerekse istenmemesi nedeniyle temyiz edilmemiş olduğunun yazılı belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Kaldı ki TBB Meslek Kuralları 42. madde de bunu düzenlemekte olup, maddeye uygun bildirim yapılmadığı da tartışmasızdır. Avukatlık Yasasının 34. maddesi “ Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler ”
Avukatlık Yasası’nın 134. maddesi “Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.” Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 3. maddesi “Avukat mesleki çalışmasını ve kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde ve işine tam bir sadakatle yürütür” Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 4. maddesi “Avukat, mesleğin itibarını zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınmak zorundadır.” hükümlerini amirdir. Avukatlar özen ve doğruluk kurallarına göre hareket etmek, kamunun inancını ve mesleğe güvenini sağlayacak biçimde sadakatle davranmak mesleğin itibarını sarsacak her türlü davranıştan kaçınmak zorundadır. Bu nedenlerle eylemin disiplin suçu olduğuna ilişkin Baro Disiplin Kurulu’nca yapılan hukuksal değerlendirme isabetli olmakla Şikâyetli avukat A.S.A.’nın itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. Sonuç olarak Şikâyetli avukat A.S.A.’nın itirazının reddi ile ... Barosu Disiplin Kurulu’nun “Kınama Cezası Verilmesine” ilişkin 29.11.2013 gün ve 2012/31 Esas, 2013/59 Karar sayılı kararının ONANMASINA, katılanların oybirliği ile karar verildi.

Yorum Gönder

 
Top