0
-- --
Av. Talih Uyar

ALACAKLININ HACZEDİLMİŞ MALLARIN PARAYA ÇEVRİLMESİNİ İSTEME HAKKI (İİK. mad.106)

I- Haciz edilmiş malların satışını isteme hakkı kural olarak -kesin haciz sahibi- alacaklıya aittir (mad. 106/I).

Haciz isteme hakkı kişisel (ferdi) bir haktır.[1] Bu nedenle her -kesin haciz sahibi- alacaklı, ayni malı haciz ettirmiş olan başka alacaklılardan bağımsız olarak satış isteme hakkına sahiptir... Başka alacaklılar tarafından daha önce konulmuş olan hacizlere -İİK. 100’deki koşullar[2] gerçekleşmediği için- katılma olanağına sahip olmayan -ve bu nedenle, haczedilen şeyden artacak olan kısma haciz koydurmuş olan- alacaklı dahi, satış isteminde bulunabilir (İİK. md. 107, c.2).

Haciz koymuş olan -kesin haciz sahibi- alacaklılar müteselsil alacaklı konumunda iseler, alacaklılardan her birisi, tek başına satış isteme hakkına sahiptir. Buna karşın, bu alacaklılar arasında iştirak halinde mülkiyet ilişkisi varsa, alacaklar ancak birlikte satış isteyebilirler. Eğer haciz koymuş olan alacaklı satış istemeden ölmüş ise, mirasçıları -«zorunlu takip arkadaşı» konumunda olduklarından- birlikte satış isteyebilirler (veya miras şirketine bir temsilci atanmışsa, tüm mirasçılar adına bu temsilci satış isteyebilir).

Takip dosyasındaki alacağın başkasına devri (temliki) halinde, satış isteme hakkı alacağı devir alan yeni alacaklıya geçer.[3]

II- Sulh Hukuk Mahkemesince, «ortaklığın satış suretiyle giderilmesine» karar verilen durumlarda, buna ilişkin kararın kesinleşmesi üzerinde[4] paydaşlardan her biri -ister «davacı» ister «davalı» durumunda olsun -on yıllık zamanaşımı süresi içinde- satış isteyebilir. Ancak hemen şu hususu belirtelim ki; “ortaklığın satış suretiyle giderilmesi»ne ilişkin sulh hukuk mahkemesinin ilamı zamanaşımına uğradıktan sonra, ortaklardan birisi satış talebinde bulunmuşsa, diğer ortakların «zamanaşımı itirazı»nda bulunması gerekir, satış memuru (ve satış kararı vermiş olan sulh hukuk mahkemesi) bu durumu kendiliğinden dikkate alamaz.[5]

III- Satış istemi için özel bir şekil öngörülmemiştir. Alacaklı yazılı olarak satış isteminde bulunabileceği gibi, sözlü olarak da -satış istemi tutanağa geçirterek (İİK. mad. 8)- satış isteyebilir.

Alacaklı (ya da vekili) tarafından imzalanmamış olan satış talebi geçerli olmaz.[6]

Satış istemi kesin ve açık olmalı, herhangi bir koşula bağlı olarak yapılmamalıdır.[7]

Yüksek mahkeme; «satış talebi» sayılan/sayılmayan (niteliğinde olan/olmayan) talepler ile «satış isteme süresini kesen/kesmeyen işlemler» hakkında;

√ «Kara taşıt araçlarının fiilen haczi ile kayden haczi arasında hukuken bir fark bulunmadığı, İİK. mad. 106’daki satış isteme süresinin kaydi haciz ile de başlayacağı ve araç fiilen haczedilmemiş (muhafaza altına alınmamış) ve kıymet takdiri yapılmamış dahi olsa, kayden haczedildiği tarihten itibaren İİK. mad. 106 uyarınca satış masrafı da yatırılarak (İİK. mad. 59) satışının talep edilmemiş olması halinde araç üzerindeki haczin düşeceğini»[8]

√ «Kıymet takdiri ve fiili haciz yapılmamış dahi olsa, haciz tarihinden itibaren taşınırların bir yıl, taşınmazların ise iki yıl içinde (İİK. mad. 106, 110) satış masrafı da yatırılarak (İİK. mad. 59), satışlarının istenmemiş olması halinde, konulmuş olan hacizlerin düşeceğini»[9]

√ «Kara taşıt aracının siciline haciz konulduktan sonra fiilen haczedilmesinin «yeni bir haciz işlemi» olduğu, bu durumda satış isteme süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını»[10]

√ «Kara taşıt araçlarının trafik kaydına haciz konulduktan sonra İİK. 106’ya göre bir yıl içinde satış masrafının da (İİK. mad. 59) yatırılarak satışının istenmemesi halinde haczin düşeceği, icra memurunun satış talebini «fiili haciz ve kıymet takdiri yapılmamış olması nedeniyle reddetmiş olması durumunda, bu karara karşı icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulması gerekeceği, aksi takdirde araç üzerindeki haczin düşeceğini»[11] [12]

√ «Satışa esas olmak üzere taşınmazın çap ve imar durumunun celbi ve kıymet takdiri yapılması taleplerinin (ve işlemlerinin) «satış talebi» niteliğinde olmadığını»[13]

√ «Hacizli vasıtanın muhafaza altına alınmasına yönelik talebin «satış talebi» niteliğinde olmadığı (bu nedenle de, satış isteme süresini kesmeyeceği)ni»[14]

√ «Türk gemi siciline kayıtlı olmayan ve menkul hükmünde olan gemilerin aranması için yapılan her icra işleminin satış isteme süresini keseceğini»[15]

√ «Açıkça «satış talebi» olmadıkça, «taşınmaza kıymet takdirinin yapılması»na ilişkin istem ve işlemlerin, satış isteme süresini kesmeyeceğini»[16]

√ «İştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazın tapu kaydına haciz koyan alacaklının, İİK’nun 106. maddesinde öngörülen iki yıl içinde İcra Tetkik Merciinden yetki belgesi alıp, ortaklığın giderilmesi davası açması halinde, süresinde satış isteminde bulunmuş sayılacağını»[17]

√ «Hacizli taşınmazın imar durumunun sorularak kıymet takdiri yapılmasını istenmesi»nin «satış talebi» niteliğinde sayılamayacağı ve bu nedenle haczin düşmesini önleyemeyeceğini»[18]

√ «Kıymet takdir talebi ile birlikte taşınmazın satışının talep edilmesinin mümkün ve geçerli olduğu, bu talebin, icra müdürlüğünce reddedilse bile, haczin düşmesine engel olacağını»[19]

√ «Taşınmazın kıymetinin takdiri için yatırılan avansın, satış isteminde bulunma süresini kesmeyeceğini»[20]

√ «Taşınmaza haciz konulmuş olan dosyadan, daha önce satış istenmiş olan dosyaya gönderilen «satışta bu dosyanın da nazara alınması» doğrultusundaki yazının 106. maddedeki «satış isteği» anlamında olduğunu»[21]

belirtilmiştir...

Alacaklı, yasal süre içinde (İİK. mad. 106) satış isteminde bulunurken satış için gerekli giderleri de peşin olarak yatırmak zorundadır. Satış isteminin bağlı olduğu süre içinde, satış giderleri yatırılmamış olursa, satış istemi geçersiz olur (İİK. mad. 59/I)[22]. Alacaklının satış isteminde bulunması üzerine, icra müdürünün gerekli «satış giderleri»ni hesaplayıp, alacaklıya bildirmesi gerekir.[23] [24]

Haczedilen mallar takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresi dışında bulunuyorsa, alacaklı takibin yapıldığı icra dairesine başvurarak satış isteminde bulunabilir. Bu icra dairesi de, talimatla haczi uygulamış olan icra dairesine «satış talimatı» gönderir.

IV- Alacaklı haciz edilen malların paraya çevrilmesini (satışını) hangi sürede (en geç ne zamana kadar) isteyebilir?

İcra müdürü, kural olarak, istem olmadan kendiliğinden haczedilen malların satışına gidemez. Ancak, ayrık olarak, İİK. mad. 113/II ve 139’da öngörülen durumlarda, icra müdürü, istem olmadan da satış işlemine girişebilir. Bu nedenle haczedilen malların, satılabilmesi (paraya çevrilmesi) için, satış istemine gerek vardır.

Alacaklının satış istemi; İİK. mad. 106-108’de, borçlunun satış istemi de İİK. mad. 113/I’de düzenlenmiştir.

Haciz sonunda, haczedilen malların korunması, idare ve işletilmesi, tabii ve medeni (hukuki) semerelerinin toplanması, gerekli tedbirlerin alınması, borçlunun tasarrufundan çıkarak haczi koyan icra dairesinin görevine girer (İİK. mad. 91-93). Borçlu artık, haczedilen malını dilediği gibi kullanmak, ondan yararlanmak hakkından da yoksun olur. Haczin borçlu hakkında yarattığı bu kısıtlamalar, «haczin devam süresinin sınırlandırılmasını ve bu süre içinde satış istenmemesi halinde haczin kalkması» kuralının kabulünü gerektirmiştir.[25]

Satış isteme süresi; «taşınır mallar ve alacaklar» ile «taşınmaz mallar» için ayrı ayrı öngörülmüştür:

a) Taşınır mallar ve alacaklar için; satış isteme süresi, «hacizden itibaren bir yıl» olarak saptanmıştır (İİK. mad. 106/I).

Buradaki «bir yıllık süre», «haciz kararının verildiği tarihten» değil «haczin fiilen uygulandığı tarihten» itibaren işlemeye başlar.[26]

İİK. mad. 110’da açıklandığı gibi; «bir yıl içinde satış istenmezse» o mal üzerindeki haciz düşecektir. İİK. mad. 106/II’de de, «borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı taşınır hükmünde» sayıldığından borçlunun üçüncü kişilerdeki istihkak ve paralarının haczi halinde, alacaklı tarafından bunların «bir yıl içinde» icra dairesine gönderilmesi istenmezse, İİK. mad. 106/I’deki süreye uyulmamış olacak ve bunun sonucu olarak da İİK. mad. 110 gereğince «haczin düştüğü» söylenebilecektir.[27] [28] Yargıtayın bu konudaki görüşünün kesinlik taşımadığını yüksek mahkemenin bir olayda «para ve alacağın satılarak paraya çevrilmesinin sözkonusu olamayacağı» gerekçesiyle[29] bunlar hakkında İİK. mad. 106 ve 110 hükümlerinin uygulanamayacağını belirtmişken, bir başka olayda; -yerel icra mahkemesinin- «...haczedilen para bankada bloke edilmekle, banka bu parayı yediemin sıfatıyla elinde bulundurmuş sayılması icap eder. Alacaklının bir sene içinde, bu paranın icra veznesine celp edilmesini istemesi gerekirdi. Alacaklı tarafından böyle bir talep vaki olmadığına ve borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı da menkul hükmünde bulunmasına göre, İİK’nun 110. maddesine göre haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekir...» gerekçesine dayanan kararını,[30] «kararın temyizinin mümkün olmadığı» gerekçesiyle, inceleme konusu yapmamıştır.[31] Kanımızca; haciz, borçlunun tasarruf hakkını kısıtlamadığından (İİK. mad. 86), böyle bir durumun, belirsiz bir süre için devamı uygun görülemez. Kaldı ki, İİK. mad. 106/II; «borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının taşınır hükmünde olacağını» açıkça belirtmiştir. Bu nedenle borçlunun üçüncü kişilerde bulunan para ve alacaklarının (istihkaklarının) haczi halinde, bunların paraya çevrilmesi (satışı) -niteliği gereği- sözkonusu olmaz ise de, alacaklının bir yıl içinde «bu paraların icra dairesine gönderilmesi» isteminde bulunması gerekir. Bu bir yıl, «haczin devam süresi»dir.

b) Taşınmazlar için satış isteme süresi, «hacizden itibaren iki yıl» olarak saptanmıştır (İİK. mad. 106/I).

Bir taşınmaza ilişkin haczedilmiş müşterek mülkiyet hissesi’nin de satışını isteme süresi iki yıldır.[32]

Keza, bir taşınmazdaki haczedilmiş iştirak halindeki mülkiyet hissesi’nin de satılmasını isteme süresi iki yıldır.[33] Yüksek mahkeme[34] «borçlunun tapudaki iştirak halindeki mülkiyet hissesine haciz koymuş olan alacaklının iki yıl içinde icra mahkemesinden yetki belgesi alıp ortaklığın giderilmesi davası» açması halinde, süresinde satış istemiş sayılacağını (ve böylece tapudaki haczin düşmesini önlemiş olacağını)» belirtmiştir.

Yukarıda belirtilen bu bir ve iki yıllık süreler, zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü sürelerdir.[35]

V- Uygulamadaki önemi nedeniyle ayrıca belirtelim ki; «satış isteme süresi» haciz tarihinden itibaren başladığından (İİK. mad. 106/I), haczin borçlunun yokluğunda yapıldığı durumlarda, borçluya İİK. mad. 103’de öngörülen davet kağıdı (103 davetiyesi) gönderilmeden (borçluya tebliğ edilmeden) de alacaklı satış isteyebilir. Çünkü satış isteme süresi «borçluya 103 davetiyesinin tebliğinden (hatta; orada öngörülen 3 günlük sürenin geçmesinden)» değil, «haczin uygulandığı tarihten» itibaren işlemeye başlamaktadır... Ancak, icra müdürünün satış talebi uyarınca, satış hazırlıklarına başlayabilmesi için, 103 davetiyesinin borçluya tebliği beklemesi gerekir.

VI- Haciz konulan taşınmazın tapu kaydı üzerine -taşınmazın aynı ile ilgili bir dava nedeniyle, taşınmazın el değiştirmesini (tedavülünü) önlemek amacı ile- mahkeme tarafından ihtiyati tedbir konulmuşsa, bu ihtiyati tedbir devam ettiği sürece, satış isteme süresi işleyecek midir? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi yakın zamana kadar[36] «mahkemelerce takip konusu taşınmazın tapu kaydına -devam eden ve dava konusu taşınmazın aynı ile örneğin tapu iptali ve tescil davası sırasında, taşınmazın başkalarına devrini önlemek amacı ile- konulmuş olan ihtiyati tedbirlerin, taşınmazın cebri icra yolu ile satışını da önleyeceğini» kabul etmekteyken, yeni kararlarında «mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararında tedbir konusu taşınmazın cebri icra yolu ile de satılamayacağı konusunda açıklık bulunmadığı taktirde,[37] verilmiş olan tedbir kararının sadece taşınmazın tapuda rızai devirlerini önleyeceğini, taşınmaz maliki görünen kişinin borcundan dolayı cebri icra yolu ile satılmasını önlemeyeceğini»[38] belirtmeye başladığından, takip konusu taşınmazın tapu kaydına -aynı ile ilgili bir dava nedeniyle mahkemelerce verilmiş- ihtiyati tedbir kararlarının içeriğine göre, bu tedbir süresince alacaklının satış isteme süresinin işleyip işlemeyeceği belirlenecektir...

VII- Terekedeki hissenin haczinde; -terekede hem taşınır ve hem de taşınmaz mallar bulunmakta ise- satış isteme süresi bir yıl,[39] eğer terekede sadece taşınmaz mallar bulunmakta ise, satış isteme süresi iki yıl olmalıdır.

Yetişmemiş ürünlerin haczi halinde de, bunlar «taşınır mal» gibi işlem görmelidir.[40]

VIII- Maddede, alacaklının «hacizden itibaren en az ne kadar süre sonra» satış isteminde bulunabileceği açıklanmamıştır. Bu durumda, acaba alacaklı «haczin yapıldığı gün» ya da «hacizden bir gün sonra» satış isteminde bulunabilir mi? İsviçre’de, alacaklı, «hacizden itibaren taşınır malların satışını bir ay, taşınmaz malların satışını ise altı ay sonra» isteyebilir. Böylece, borçluya haczedilen mallarını sattırmadan borcunu ödeme konusunda bir süre tanınmıştır.[41] Bizim İcra ve İflas Kanunumuzda ise, maddenin açık hükmü karşısında, alacaklının «haczin yapıldığı gün» dahi satış isteminde bulunabileceğini kabul etmek gerekecektir. Ancak, borçlu hacizden sonra bir takım iddialarda -malın kendisine ait olmadığı, malın haczedilmeyeceği vb. gibi- bulunabileceğinden, borçlu haciz sırasında hazır değilse, kendisine İİK. mad. 103’e göre «icra dosyasını incelemek için» davetiye göndermesi gerektiğinden, bu gibi durumlarda, alacaklı -zorunlu olarak- haciz tarihinden itibaren bir ve iki yıl içinde «satış» istese dahi, icra memurunun, satış talebini işleme koyması için, 103 davetiyesinin borçluya tebliğini beklemesi gerekir.

IX- Haciz sırasında «borçlu» ya da «üçüncü kişi» tarafından istihkak iddiasında bulunulursa (İİK. mad. 96/I; 99) ya da -üçüncü kişi tarafından- doğrudan doğruya istihkak davası açılırsa (İİK. mad. 97/IX; 99) yani «haciz edilen malın borçluya ait olmayıp üçüncü kişiye ait olduğu» ileri sürülürse, bu «iddia» ve «dava» alacaklının satış isteme hakkını nasıl etkileyecektir? Bu durumda alacaklı satış isteyebilecek midir yoksa ileri sürülen «istihkak iddiası»nın veya açılan «istihkak davası»nın sonucunu mu bekleyecektir?

Bu konuda ayrıntılı bilgi için bknz: Yuk. İİK. mad. 97, AÇIKLAMA; 99, AÇIKLAMA.

X- İİİK. 111/III’de yer alan «borçlu ile alacaklının icra dairesinde yapacakları borcun taksitlendirilmesine ilişkin sözleşmenin devamı süresince, İİK’nun 106. ve 150 c maddelerindeki sürelerin işlemeyeceği» şeklindeki hüküm nedeniyle, borçlu ile alacaklı arasında icra dairesinde yapılan ‘taksitle ödeme sözleşmesi’ süresince, alacaklı hiçbir işlemde, talepte bulunamayacağından, satış isteme süreleri işlemez[42] ve borçlunun bu taahhüdünü ihlal ettiği tarihte alacaklının satış isteme hakkı doğar[43] (ve dolayısı ile satış isteme süreleri yeniden işlemeye başlar).

3494 sayılı kanun ile 25.11.1988 tarihinde -İİK. 111/III’de yapılan değişiklik sonucunda «bazı takiplerde alacaklı ile borçlu icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmakta ve bu suretle borcun daha rahat bir şekilde ödenmesi sağlanmaktadır. Taksitle yapılan ödemelerin devamı sırasında çoğu kez kanunun satış talebi için aradığı süre dolmaktadır. Taksit ödemelerinin borçlu tarafından ihlali halinde süre geçtiği için alacaklı satış talebinde bulunamamakta ve bakiye alacağını tahsilde zorluklar ile karşılaşıldığından bu mahzuru bertaraf için 111. maddede yapılan değişiklik ile taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen sürenin, satış isteme süresinin hesabında nazara alınmayacağı ilkesi getirilmektedir» şeklindeki gerekçe ile yeni hüküm kabul edilmiştir. Doktrinde bu hüküm «taraflara takibi istedikleri kadar uzatmalarına imkan vereceği»[44] ve «İİK.nun tayin ettiği süreleri değiştiren bütün sözleşmelerin geçersiz olduğunu öngören 20. maddesine aykırı olduğu»[45] gerekçesiyle eleştirilmiştir.

4949 sayılı kanun ile 17.7.2003 tarihinde -İİK. 111/III’de yapılan değişiklik sonucunda; taksit sözleşmelerinin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren, satış isteme süreleri kaldığı yerden işlemeye başlar (İİK. mad. 111/III).

XI- «Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipler»de (İİK. mad. 167-170/b), «borca itiraz» (İİK. mad. 169, c:2) ve «imzaya itiraz» (İİK. mad. 170/I, c: 2) satışı durdurduğundan, borca ve imzaya itiraz üzerine, bu konuda karar verilinceye kadar «satış isteme süreleri” işlemez.[46]

XII- İhtiyati haciz safhasında da (İİK. mad. 268/I) -ihtiyati haciz sahibi satış istemeyip ancak kesin haciz sahibi satış isteme hakkına sahip olduğundan satış isteme süreleri işlemez[47] ve ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarih, satış isteme sürelerine başlangıç teşkil eder.[48]

XIII- Kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi -İİK. mad. 89/III, c: 3 ve c: 4 uyarınca- 15 gün içinde olumsuz (menfi) tesbit davası açarsa, bu dava sonunda verilen karar kesinleşinceye kadar İİK. mad. 106/I’deki bir yıllık satış isteme süresi işlemez (İİK. mad. 89/III, c: 5)

XIV- Yüksek mahkemenin -yerleşmiş- içtihatları uyarınca[49] «kıymet takdirine ilişkin uyuşmazlık (şikayet) sonuçlanmadan satış yapılamaz ise de; kıymet takdirine ilişkin uyuşmazlık (şikayet) devam ederken, satış işleme süreleri durmayıp, işlemeye devam eder.[50] Bu nedenle kıymet takdirine borçlu veya alacaklı tarafından itiraz (şikayet) edilmiş olması halinde -icra mahkemesince, bu itiraz (şikayet) üzerine «takibin durdurulmasına» karar verilmiş olmadıkça- alacaklının, bu şikayetin sonucunu beklemeden -satış masraflarını da yatırarak (İİK. mad. 59) satış talebinde bulunması gerekir. Ancak icra memurunun «kıymet takdiri kesinleşmediği» gerekçesiyle, satış talebini kabul edip satış hazırlıklarına başlamaması, icra mahkemesindeki yargılamanın sonucunu beklemesi gerekir.

XV- Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yıl içinde alacaklının haciz istemi üzerine haciz yapılmış fakat süresinde satış istenmediği için haciz düşmüş (İİK. mad. 106/I, 110) ve son işlem tarihinden itibaren bir yıl geçtiği içi dosya işlemden kaldırılmışsa, alacaklının yenileme istemi üzerine ne gibi işlem yapılacaktır? Bu konuda bknz:UYAR,T., Gerekçeli-İçtihatlı İcra ve İflas Kanunu Şerhi C:3,s:6875 vd.

[1] ÜSTÜNDAĞ, S. İcra Hukukunun Esasları,2004, s: 238
[2] Ayrıntılı bilgi için bknz: UYAR,T. İcra Hukukunda Haciz,2. Baskı,1990,s:767 vd.
[3] KURU, B. İcra Takibi Konusu Alacağın Temliki (Ank. Huk. Fak. 50. Yıl Armağanı, 1977, s: 217) – KURU, B. İcra ve İflas Hukuku,1990, C: 2, s: 167 – GÜRDOĞAN, B. İcra Hukuku Dersleri, s: 167 – ERTURGUT, M. İcra ve İflas Hukukunda Menkullerin Paraya Çevrilmesi,2000, s: 67
[4] Bknz: 12. HD. 2.5.2002 T. 8238/9284; 27.1.1994 T. 971/1024 – 25.10.1979 T. 8022/8343
[5] ASLAN, E. K. İcra ve İflâs Hukukunda Taşınmaz Malların Açık Artırma Yolu İle Paraya Çevrilmesi, s: 51
[6] Bknz: 12. HD. 17.10.1983 T. 5666/7551
[7] POSTACIOĞLU, İ. İcra Hukuku Esasları.1982,s: 444 – KURU, B. age. c:2 s: 1174 – BERKİN, N. İcra Hukuku Rehberi,1980, s: 306 – ARSLAN, R. İhale ve İhalenin Feshi, 1984,s: 34 - AKYAZAN, S. Cebri İcrada ihale ve İhalenin Feshi,1959, s: 8 – ERTURGUT, M. age. s: 64
[8] Bknz: 19. HD. 8.12.2005 T. 8171/12286; 24.11.2005 T. 6311/11552; 3.2.2005 T. 4257/664
[9] Bknz: 19. HD. 24.11.2005 T. 6405/11556; 20.10.2005 T. 4865/10450; 7.7.2005 T. 2850/7742
[10] Bknz: 19. HD. 7.7.2005 T. 2583/7734
[11] Bknz: 19. HD. 21.4.2005 T. 10907/4498; 7.4.2005 T. 9510/3777
[12] Karş: 19. HD. 27.5.1994 T. 3902/5374
[13] Bknz: 19. HD. 1.10.1998 T. 5258/5681
[14] Bknz: 19. HD. 3.7.1997 T. 4643/6962, 15.5.1988 T. 11748/5763
[15] Bknz: 12. HD. 19.3.1997 T. 3087/3403
[16] Bknz: 19. HD. 4.7.1995 T. 5815/6108; HGK. 17.5.1989 T. 12-226/368
[17] Bknz: 19. HD. 20.12.1994 T. 10157/12870; 12. HD. 11.5.1987 T. 9513/6309
[18] Bknz: 19. HD. 13.12.1994 T. 9236/12477, 3.12.1991 T. 31/30
[19] Bknz: 19. HD. 4.11.1993 T. 7773/7250
[20] Bknz: 12. HD. 16.1.1989 T. 129/246; HGK. 17.5.1989 T. 12-226/368
[21] Bknz: 12. HD. 23.5.1988 T. 9076/6482
[22] Bknz: 12. HD. 9.11.2001 T. 17291/18499; 19. HD. 11.3.1993 T. 201/1675
[23] Bknz: İİD. 6.4.1976 T. 1223/4213; 10.2.1964 T. 1376/1284
[24] Karş: 12. HD. 10.5.1993 T. 4203/8559; 22.5.1989 T. 3859/7449 vb.
[25] ERMAN, E. S. Müddetinde Satış İstenmemesinin Hukuki Sonuçları (Ad. D. 1976/3-4, s: 214)
[26] AKYAZAN, S. İhale ve İhalenin Feshi, s: 8
[27] Aynı görüşte: KURU, B. age.,1990, C: II, s: 1177 – KURU, B. El Kitabı,2004, s: 518
[28] Karşı görüşte: BERKİN, N. age. s: 305
[29] Bknz: İİD. 16.12.1968 T. 11907/11978
[30] Bknz: Manisa İcra Tetkik Merci, 9.3.1972 T. 37/38
[31] Bknz: İİD. 4.4.1972 T. 3928/3814
[32] KURU, B. age c:2,177 – KURU, B. El Kitabı; s: 518
[33] KURU, B. age. C: 2, s: 1177 – KURU, B. El Kitabı, s: 518
[34] Bknz: 12. HD. 11.5.1987 T. 9513/6309
[35] Bknz: 12. HD. 21.9.1987 T. 8650/9098
[36] Bknz: 12. HD. 19.4.1995 T. 5849/5949; 26.1.1989 T. 5411/939; 2.11.1984 T. 10442/11158
[37] Bknz: 12. HD. 16.9.2005 T. 13877/17335, 2.7.2004 T. 13384/17655; 3.6.2004 T. 10790/14048; 8.5.2003 t. 7853/10497; 14.12.2000 T. 19024/19931; 25.3.1999 T. 2899/3977 vb.
[38] Bknz: 12. HD. 27.4.2004 T. 7667/10410; 26.1.2004 T. 24111/1370
[39] ÜSTÜNDAĞ, S.age.,s:239, dipn. 757
[40] ÜSTÜNDAĞ, S. age. s: 239, dipn. 757
[41] ANSAY, S. Ş. Hukuk, İcra ve İflas Usulleri,1960, s: 129, dipn. 180 – BELGESAY, M. R. İcra ve İflas Kanunu Şerhi,1948, s: 305 – ARAR, K. İcra ve İflas Hükümleri,1944, s: 245 – ARSLAN, R. age, s: 35
[42] Bknz: 12. HD. 12.2.1993 T. 13027/2483
[43] Bknz: 12. HD. 20.11.1992 T. 10635/6156
[44] ÜSTÜNDAĞ, S. age. s: 240
[45] KURU, B. age. C: II, s: 1178, dipn. 28
[46] Bknz: 12. HD. 25.2.1999 T. 622/1127
[47] Bknz: 19. HD. 21.6.2001 T. 3557/4872
[48] Bknz: 12. HD. 14.11.1996 T. 6551/10053
[49] Bknz: 12. HD. 7.2.2005 T. 798/2014 – 19. HD. 17.1.2003 T. 5442/272 – 12. HD. 25.5.1995 T. 6337/7538; 27.4.1995 T. 6607/6573; HGK. 15.3.1995 T. 12-795/180 (Yuk; İİK. mad. 87, C: 5, s: 7561 vd.)
[50] Bknz: 19. HD. 17.1.2003 T. 5442/272

Yorum Gönder

 
Top