.

.
.

Kısa Kısa

Muhafaza tedbiri olarak haciz ihbarnameleri - 3

MUHAFAZA TEDBİRİ OLARAK HACİZ İHBARNAMELERİ- 3

Ar. Gör. Duygu KULBAY KIVANÇ

1. MENFİ TESPİT DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Kural olarak menfi tespit davasında yetkili mahkeme, icra takibinin yapıldığı yer veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesidir (İcra ve İflâs Kanunu m.89/III, c. 4)75. Bilindiği gibi medenî usul hukukunda yetki; genel yetki ve özel yetki olarak ikiye ayrılmaktadır.


Bütün davalar için uygulanan yetki kuralına, genel yetki76 kuralı ve bu mahkemeye de genel yetkili mahkeme denir77. Genel yetkili mahkeme, davalının ikametgâhı

72 Kuru, Bankalar, s. 69.

73 Uyar, Haciz, s. 238.

74 ‘…İİK’ nın 89/ III üncü maddesi uyarınca üçüncü şahıs müddeti içinde menfi tespit davası açarsa dava açtığını tevsik eden evrakı aynı müddet içinde icra dairesine ibraz etmeye mecburdur. Bu halde üçüncü şahıs, dava neticesine kadar zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslim etmeye zorlanamaz. Somut olayda menfi tespit davası açan üçüncü şahıs kooperatif, dava açtığını yasal süre içerisinde icra dairesine belgelemediğinden, ‘istemin reddine’ karar vermek gerekirken yazılı şekilde ‘şikayetin kabulü ile haciz işleminin iptaline’ karar verilmesi isabetsizdir…’, 12. HD 23.1.1995, 81/481 (Uyar, İcra, s. 2465).

75 Kuru, İcra, s. 163; Kuru, Bankalar, s. 64; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 280; Üstündağ, İcra Hukuku, s. 227; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014; Uyar, Haciz, s. 238; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Özkan, s. 292; Olgaç/Köymen, s. 770; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 421; Kuru, El Kitabı, s. 417; Pekcanıtez/Atalay/ Sungurtekin Özkan/Özekes, s. 189.
76 Postacıoğlu, ‘genel yetki’ ibaresi yerine ‘ana kaide’ ibaresini kullanmıştır (Postacıoğlu, İlhan: Medenî Usul Hukuku Dersleri, İstanbul 1968, s. 129 (Postacıoğlu, Medenî Usul)); Alangoya, Yavuz/Yıldırım, Kâmil/Deren Yıldırım, Nevhis: Medenî Usul Hukuku Esasları, 4. Bası, İstanbul 2004, s. 88.

77 Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder, Medenî Usul Hukuku: 16. Baskı, Ankara, 2005, s. 161 (Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul); Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 129 Kulbay Kıvanç AÜHFD Yıl 2005 506

mahkemesidir (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 9/I)78. Bazı dava veya dava çeşitleri için kabul edilen yetki kurallarına özel yetki kuralları denir79. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyen üçüncü kişinin, üçüncü haciz ihbarnamesi uyarınca açacağı menfi tespit davasındaki yetki kuralı da özel yetki kuralıdır80. Bir dava hakkında getirilen özel yetki kuralı, genel yetki kuralını ortadan kaldırmaz81; yani ikisi birlikte uygulanır82. Dolayısıyla davacı üçüncü şahıs, menfi tespit davasını dilerse genel yetkili mahkeme olan, davalının ikametgâhı mahkemesinde de açabilir83.

Kanun bazı davaların, mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılmasını öngörmüştür84. Bu durumda başka bir yer mahkemesinde dava açılamaz85. Buna ‘kesin yetki’86 adı verilmektedir87. Özel yetkili mahkemelerden bir kısmı aynı zamanda kesin yetkilidir. Bir dava için kesin yetki kuralı getirilmişse; dava sadece kesin yetkili mahkemede açılır; yani kesin yetki genel yetkiyi ortadan kaldırır88. İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ III uyarınca, üçüncü kişinin açacağı menfi tespit davasında yetkili mahkemenin (icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi), yetkisi kesin değildir. Bu nedenle dava yetkisiz mahkemede açıldığı takdirde; davalı ilk itiraz olarak yetki

78 Üstündağ, Saim: Medenî Yargılama Hukuku, İstanbul, 1989, s. 173; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 162; Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 129; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/Özekes, Muhammet: Medenî Usul Hukuku, Ankara 2005, 4. Baskı, s. 99 (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul); Bilge, Necip/Önen, Ergun: Medenî Yargılama Hukuku Dersleri, Ankara 1978, s. 179; Alangoya/Yıldırm/Deren Yıldırım, s. 95.

79 Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 171; Bilge/Önen, s. 179.

80 Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 186; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul, s. 102.

81 Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 137; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul, s. 101.

82 Üstündağ, Medenî Yargılama, s. 177; Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 171-172; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul, s. 101.

83 Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 137.

84 Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 190.

85 Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul, s. 103.

Üstündağ, ‘kesin yetki’ ibaresi yerine ‘mutlak yetki’, Postacığlu ise; ‘ana kaideyi bertaraf eden yetki kaideleri’ ibaresini kullanmıştır (Üstündağ, Medenî Yargılama, s. 179; Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 130).

87 Kuru/Arslan/Yılmaz, Medenî Usul, s. 189; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medenî Usul, s. 103.

88 Üstündağ, Medenî Yargılama, s. 176-177; Postacıoğlu, Medenî Usul, s. 130; Bilge/Önen, s. 179 C. 54 Sa. 4 Muhafaza Tedbiri Olarak Haciz İhbarnameleri 507 itirazında89 bulunmazsa, mahkeme davayı görüp sonuçlandırmak zorundadır90.

2. MENFİ TESPİT DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

İcra ve İflâs Kanunu’nun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasından kaynaklanan menfi tespit davasına bakacak mahkemeyi belirlerken; bu davanın icra mahkemesinin görev alanına girip girmediğine bakmamız gerekmektedir. İcra mahkemesi, İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ III uyarınca açılacak menfi tespit davasında görevli değildir; yani İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ III’deki menfi tespit davası için özel görevli bir mahkeme mevcut değildir. Dolayısıyla; menfi tespit davasında genel görevli mahkeme; dava konusu alacağın miktar veya değerine göre, ya asliye hukuk mahkemesi ya da sulh hukuk mahkemesidir. Eğer dava ticarî dava ise; bu ticarî dava sulh hukuk mahkemesinin görevine giriyorsa; ayrı bir sulh ticaret mahkemesi olmadığı için davaya sulh hukuk mahkemesi bakar. Sulh hukuk mahkemesinin görevi dışında kalan tüm ticarî davlara ise asliye ticaret mahkemesi bakar.

Sonuç itibariyle İcra ve İflâs Kanunu m.89/ III’ e göre açılacak menfi tespit davasında görevli mahkeme, genel mahkemelerdir91. Buna göre; İcra

89 Medenî usul hukukunda taraflar, dava hakkında kesin yetki kuralı olmadığı takdirde; yani yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hallerde; yetkili olmayan bir mahkemeyi, yapacakları açık veya zımnî bir anlaşma ile yetkili kılabilirler. Açık bir anlaşma ile yetkisiz mahkemenin yetkili kılınması ‘yetki sözleşmesi’ ile olur. Bazı durumlarda da arada herhangi bir yetki sözleşmesi yokken, davacı yetkisiz bir mahkemede dava açtığında davalı buna esasa cevap süresi içinde; yani ilk itiraz olarak itiraz etmezse; yetkisiz mahkeme zımnen yetkili hâle gelir.
<!-- google_ad_client = "ca-pub-3933412175630434"; /* 728x15, oluşturulma 14.11.2010 */ google_ad_slot = "8911197377"; google_ad_width = 728; google_ad_height = 15; 

90 ‘…89/2 haciz ihbarnamesi 3. kişi şirkete 9.6.1994 tarihinde tebliği edilmiştir. 15.6.1994 tarihinde Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesinde menfi tespit davası açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. İİK’ nın 89/3. maddesinde yer alan yetki, kesin yetki kuralı değildir. Kendisine 89/2 haczi ihbarnamesi tebliğ edilen üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davasında takip alacaklısı yetki itirazında bulunmadığı takdirde, mahkeme davayı görüp sonuçlandırmak zorundadır. İtiraz üzerine mahkeme ’yetkisizlik kararı’ verdiği takdirde, kararın kesinleştiği tarihten itibaren HUMK.’ nun 193 üncü maddesi uyarınca süresi içerisinde yetkili mahkemeye başvurulduğunda dava yetkisiz mahkemeye başvurma tarihinde açılmış sayılır. Süresi içerisinde menfi tespit davası açıldığına göre, icra müdürlüğünün ‘takibin durdurulmamasına’ ilişkin kararı yasaya uygundur. Şikâyetin reddi gerekirken kabulü isabetsizdir…’, 12. HD 31.1.1995, 990/1100 (Uyar, İcra, s. 2461).

91 ‘…S.S.K. tarafından Emirhan Kaynakları A.Ş. hakkında prim alacağının tahsili için yapılan takipte üçüncü şahıs Ahmet Emirhan adına çıkarılan 89/ 1 ihbarnamesi 18.1.1993tarihinde bizzat tebliğ edilmiş, süresinde itiraz edilmediğinden 89/ 2 ihbarnamesi gönderilmiş 10.11.1993 tarihinde tebliğ edilmiştir. Adı geçen merciye verdiği 16.11.1993 tarihli dilekçesinde ‘borcun bulunmadığının tespitini’ istemiştir. Harç alındığına göre, bu talep menfi tespit davası niteliğindedir ve genel mahkemede görülmesi gerekir. Mercice bu yön gözetilerek ‘görevsizlik kararı’ verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddi isabetsizdir…’, 12. HD 13.4.1994 (Uyar, İcra, s. 2473). Kulbay Kıvanç AÜHFD Yıl 2005 508 ve İflâs Kanunu m. 89 uyarınca açılacak menfi tespit davasında görevli mahkeme; üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borç miktarına göre, borcu kısmen kabul etmişse, itiraz ettiği miktara göre belirlenecektir92.

3. MENFİ TESPİT DAVASINDA DAVACI VE DAVALI

İcra ve İflâs Kanunu m. 89 uyarınca açılacak menfi tespit davasında davacı; üçüncü kişidir. Çünkü üçüncü haciz ihbarnamesinde, üçüncü kişiye menfi tespit davası açabileceği ihbar edilmektedir. Menfi tespit davasında davalı ise; takip alacaklısıdır. Yani menfi tespit davası, üçüncü kişi tarafından takip alacaklısına karşı açılır93. Üçüncü kişi tarafından takip borçlusuna karşı açılan dava; usulüne uygun açılmış bir menfi tespit davası değildir94. 4949 sayılı Kanundan önceki İcra ve İflâs Kanunu m. 89/III, cümle 2 hükmünde, menfi tespit davasının takip alacaklısı aleyhine açılacağı açıkça yazılı idi. 4949 sayılı Kanunla değişik (yeni) m. 89/III’te böyle bir açıklık yoktur. Buna rağmen, menfi tespit davasının takip alacaklısı aleyhine açılabileceğinde tereddüt edilmemelidir95.

4. MENFİ TESPİT DAVASINDA İSPAT YÜKÜ VE MENFİ TESPİT DAVASININ KONUSU

Menfi tespit davasında, üçüncü kişi, takip borçlusuna herhangi bir borcu olmadığını veya elinde bulunan malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat edecektir (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/III, cümle 6)96. Burada görüldüğü üzere; olumsuz bir durumun ispatı söz konusudur. İcra ve İflâs Kanunu m.

92 Kuru, Bankalar, s. 65; Uyar, Haciz, s. 238-239; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014.

93 Kuru, İcra, s. 163; Kuru, Bankalar, s. 64; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 280-281; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 421; Üstündağ, İcra Hukuku, s. 227; Uyar, Haciz, s. 239; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Olgaç/Köymen, s. 770; Erdoğan, s. 536.

94 ‘…89/ 1 haciz ihbarnamesi üçüncü kişiye 6.5.1994 tarihinde, 89/ 2 haciz ihbarnamesi ise 30.5.1994 tarihinde tebliğ edilmiştir. Üçüncü kişi vekili 2.6.1994 tarihinde icra müdürlüğüne gelerek ‘takip borçlusu Makro Tanıtım ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. hakkında menfi tespit davası açıldığını’ bildirmiş ve Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığının aynı tarihli der-kenar yazısını ibraz etmiştir. Alacaklı vekili ‘süresi içerisinde usulüne uygun menfi tespit davası açılmadığından’ haciz talebinde bulunmuş, bu talebi icra müdürlüğünün 21.11.1994 tarihli kararı ile red edilmiştir. İİK’ nın 89/ III maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının takip alacaklısına karşı açılması gerekir. Oysa davanın takip borçlusu hakkında açıldığı anlaşılmaktadır. Islah yoluyla dahi taraf değiştirilmesi mümkün olmadığından, alacaklı aleyhine usulüne uygun açılmış bir menfi tespit davasının bulunduğu kabul edilemez. Mercice bu yön gözetilerek ’şikâyetin kabulü’ gerekirken yazılı şekilde reddi isabetsizdir…’, 12. HD 28.3.1995, 4564/4462 (Uyar, İcra, s. 2461).

95 Kuru, El Kitabı, s. 416-417.

96 Üstündağ, İcra Hukuku, s. 228; Kuru, İcra, s. 163; Kuru, Bankalar, s. 73; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 280-281; Ulukapı, İcra, s. 77; Uyar, Haciz, s. 239; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Erdoğan, s. 536. C. 54 Sa. 4 Muhafaza Tedbiri Olarak Haciz İhbarnameleri 509

89/III’ e göre açılacak menfi tespit davasında ispat yükü; davacı üçüncü kişidedir97.

Menfi tespit davasının konusu; yani üçüncü kişinin ispat etmek durumunda olduğu hususlar İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ II’ de belirtilmiştir. Buna göre; menfi tespit davasının konusu; üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığı veya üçüncü kişi yedinde takip borçlusuna ait bir malın bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödenmiş veya malın istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiadır98.

5. ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN MENFİ TESPİT DAVASINI KAZANMASI

Üçüncü kişi, açtığı menfi tespit davasını kazanırsa; zimmetinde sayılan borcu ödemekten, yedinde sayılan malı teslim etmekten kurtulur99. Ancak üçüncü kişinin davayı kazanması durumunda lehine bir tazminata hükmedilmez; çünkü üçüncü kişi, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine yedi gün içinde itiraz etmeyerek kendisine üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesine neden olmuş ve menfi tespit davasını açmak durumunda kalmıştır100.

Menfi tespit davasında, davalı takip alacaklısı, ilk celsede (oturumda), davacı üçüncü kişinin iddialarını kabul ederse; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 94/II gereğince yargılama giderlerinden kurtulur101. Çünkü 94 üncü maddenin ikinci fıkrasında da belirtildiği gibi102; davalı takip alacaklısı davanın açılmasına sebebiyet vermemiştir, bir önceki paragrafta da bahsedildiği gibi davanın açılmasına üçüncü kişi kendisi sebep olmuştur, bu nedenle dava açmanın sorumluluğu takip alacaklısına yükletilemez103. Buna karşılık davalı takip alacaklısı, ilk celsede menfi tespit davasını kabul etmez ve dava sonunda haksız çıkarsa; yargılama giderlerine mahkûmiyetten

97 Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 454-458; Kuru, İcra, s. 163; Kuru, Bankalar, s. 73; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 280-281; Ulukapı, İcra, s. 77; Uyar, Haciz, s. 239; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Erdoğan, s. 536; Kuru, El Kitabı, s. 418.

98 Kuru, Bankalar, s. 76; Olgaç/Köymen, s. 770.

99 Kuru, İcra, s. 164; Kuru, Bankalar, s. 79; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014; Erdoğan, s. 536.

100 Kuru, İcra, s. 164; Kuru, Bankalar, s. 79; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014; Erdoğan, s. 536; Kuru, El Kitabı, s. 418.

101 Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014.

102 ‘Şu kadar ki müddeialeyh hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de müddeinin iddiasını kabul etmiş ise masarafi muhakeme ile ilzam olunamaz.’ (HUMK m. 94/ II).

103 Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1014; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 455. Kulbay Kıvanç AÜHFD Yıl 2005 510

kurtulamaz104. Davalı takip alacaklısının ilk celsede (oturumda), davayı kabul etmeyip de ilk celseden (oturumdan) sonra menfi tespit davasını kabul etmesi söz konusu olabilir. Bu durumda da davalı takip alacaklısı, dava sonunda haksız çıkarsa; yani davayı kaybederse; yargılama giderlerine de mahkum edilir105. Yargıtay da bu konuda bir kararında; cevap dilekçesinde davayı reddeden davalı tarafın, yargılama sırasında davayı kabul etmiş olması durumunda yargılama giderlerinden sorumlu olacağını belirtmiştir106.

6. ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN MENFİ TESPİT DAVASINI KAYBETMESİ

Üçüncü kişi, açtığı menfi tespit davasını kaybederse; mahkeme tarafından dava konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminata ve yargılama giderlerine mahkûm edilir (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/III, cümle 7)107. Mahkemenin üçüncü kişiyi tazminata mahkûm edebilmesi için, davalı alacaklının bu tazminatı istemiş (talep etmiş) olmasına gerek yoktur108. Bu tazminat, üçüncü kişinin kötüniyetle menfi tespit davası açıp, takibi sürüncemede bırakmasına engel olmak için getirilmiştir109.

İcra ve İflâs Kanunu m. 89/III, cümle 4’te belirtildiği gibi; süresinde menfi tespit davası açan ve dava açtığını icra dairesine bildiren üçüncü kişi hakkında yürütülen cebrî icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu nedenle; menfi tespit davasının reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, üçüncü kişi, icra

104 Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 455; Kuru, Bankalar, s. 79.

105 Kuru, Bankalar, s. 73.

106 ‘…Davacı banka vekili, ‘davalı şirketin kendilerine üçüncü kişiden alacakları nedeniyle birinci haciz ihbarnamesi çıkarttığını, süresinde itiraz ettiklerini, davalının buna rağmen ikinci haciz ihbarnamesi gönderdiğini’ beyanla, ‘davalının borçlusunun kendilerinde hiçbir alacağı bulunmadığını’ belirterek ‘bunun tespitini’ talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ‘birinci haciz ihbarına itirazın, süresinde olmadığı için ikinci haciz ihbarı gönderdiklerini’ beyan ederek ‘davanın reddini’ savunmuştur. Mahkemece, ‘davalı vekilinin 27.9.1994 tarihli oturumda davayı kabul ettiği, ancak cevaplarında davanın reddini savunduğu’ belirtilerek, ‘davanın kabulüne, masraf ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasına’ karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına…’, 19. HD 9.11.1995, 1322/9476 (Uyar, İcra, s. 2447).

107 Kuru, İcra, s. 164; Kuru, Bankalar, s. 77; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1015; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Ulukapı, İcra, s. 77; Olgaç/Köymen, s. 770; Akyazan, Yeni ve Değişik Hükümler, s. 66; Üstündağ, İcra Hukuku, s. 228; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 454; Erdoğan, s. 537; Özkan, s. 292, Kuru, El Kitabı, s. 418.

108 Kuru, Bankalar, s. 78; Kuru, El Kitabı, s. 418.

109 Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1015. C. 54 Sa. 4 Muhafaza Tedbiri Olarak Haciz İhbarnameleri 511

dairesine zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanamaz110.

Menfi tespit davasının reddine ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine, davayı kaybetmiş olan üçüncü kişi, zimmetinde sayılan borcu ödemek veya yedinde sayılan malı teslim etmek zorundadır, ayrıca mahkûm edildiği tazminatı da icra dairesine ödemek zorundadır111; aksi halde malları haczedilir, satılır ve elde edilen paradan alacaklının alacağı ve tazminatı ödenir112.

V. ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN BİRİNCİ VEYA İKİNCİ HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ ETMEMESİ ÜZERİNE BU İTİRAZIN AKSİNİN TAKİP ALACAKLISI TARAFINDAN İSPATI

A. ALACAKLININ İCRA MAHKEMESİNDE CEZA VE TAZMİNAT DAVASI AÇMASI

Üçüncü kişi, birinci veya ikinci haciz ihbarnamesine, tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz ederse; haciz ihbarnamesi ile kendisinden istenen parayı ödemekten veya malı teslim etmekten kurtulur. Takip alacaklısı, üçüncü kişinin verdiği cevabın doğru olmadığı kanısında ise; yani üçüncü kişinin, takip borçlusuna borcu olduğunu düşünüyorsa; icra mahkemesine başvurarak ceza ve tazminat davası açabilir113.

Takip alacaklısı, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine114 süresi içinde itiraz eden üçüncü kişinin beyanının gerçeğe aykırı olduğunu icra mahkemesinde ispat ederek; üçüncü kişinin İcra ve İflâs Kanunu m.

110 Kuru, İcra, s. 163; Kuru, Bankalar, s. 78; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1013; Ulukapı, İcra, s. 77; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 454; Üstündağ, İcra Hukuku, s. 228; Tuncay/Demirhan, s. 91; Olgaç/Köymen, s. 770; Akyazan, Yeni ve Değişik Hükümler, s. 66; Erdoğan, s. 536.

111 Kuru, İcra, s. 164; Kuru, Bankalar, s. 78; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Uyar, Haciz, s. 240; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1015.

112 Kuru, İcra, s. 164; Kuru, Bankalar, s. 78; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 281; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 66.

113 Kuru, El Kitabı, s. 419.

114 4949 sayılı Kanun’ la yapılan değişiklikle bilindiği gibi; birinci haciz ihbarnamesine paralel ikinci haciz ihbarnamesi getirilmiştir. Eski düzenlemeye göre; üçüncü kişi, birinci haciz ihbarnamesine itiraz ettiğinde, alacaklı icra mahkemesinde üçüncü kişinin beyanının aksini kanıtlamak için dava açıyordu. Fakat artık birinci haciz ihbarnamesine itiraz etmeyerek, ikinci haciz ihbarnamesinin gönderilmesine neden olan üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesine itiraz ederse; alacaklı yine İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ IV’te düzenlenen bu davayı açabilir. Yani alacaklının söz konusu davayı açabilmesi için, üçüncü kişinin birinci haciz ihbarnamesine veya ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmiş olması gereklidir. Kulbay Kıvanç AÜHFD Yıl 2005 512

338/I’115e göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini isteyebilir (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/IV)116. Alacaklı, icra mahkemesinde ceza ve hukuk (tazminat) davalarını birlikte açar117.

Alacaklı, ceza davasından bağımsız olarak bir yıllık zamanaşımı süresi içinde, üçüncü kişinin cezalandırılmasını istemeden, tazminat davası da açabilir118. İcra mahkemesi, ceza davasıyla birlikte veya bağımsız olarak açılan tazminat davasını genel hükümlere göre halleder (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/IV)119.

B. CEZA VE TAZMİNAT DAVASINDA YETKİLİ MAHKEME

Takip alacaklısının İcra ve İflâs Kanunu m. 89/IV’e göre açacağı ceza ve tazminat davasında yetkili icra mahkemesi; icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesidir (İcra ve İflâs Kanunu m. 348)120’121.

C. CEZA VE TAZMİNAT DAVASINDA GÖREVLİ MAHKEME

Takip alacaklısının İcra ve İflâs Kanunu m. 89/IV uyarınca açacağı davada görevli mahkeme, icra mahkemesidir, asliye veya sulh hukuk

115 ‘Bu Kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ (İcra ve İflâs Kanunu m. 338/ I).

116 Kuru, İcra, s. 164 -165; Kuru, Bankalar, s. 85; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 282; Uyar, Haciz, s. 242; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1015; Uyar, Talih: İcra ve İflâs Hukukunda Suç Sayılan Fiiller (İcra – İflâs Suçları), Manisa 1987, s. 212 -213 (Uyar, İcra-İflâs Suçları); Üstündağ, İcra Hukuku, s. 227; Özkan, s. 292; Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 459; Olgaç/Köymen, s.771; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, İcra, s. 65; Ulukapı, İcra, s. 78; Akyazan, Yeni ve Değişik Hükümler, s. 66.

117 Kuru, Bankalar, s. 85; Kuru, El Kitabı, s. 419.

118 ‘…İcra ve İflâs Kanununun 538 sayılı Kanunla değişik 89/ 4 maddesinde (………….) denilmektedir. Aynen aktarılan bu hükme göre haciznameye karşı verilen cevabın gerçeğe aykırı bulunmasından dolayı üçüncü kişinin cezalandırılması isteğine; bu isteğin tâbi tutulduğu şekil ve şartlara bağlı olmaksızın alacaklının ayrıca tazminat talebini de katabileceği gibi, bu tazminat isteğinin ceza davasından ayrık olarak müstakil bir dav konusu da yapılabileceğinin kabulü gerekir. Buradaki tazminat; haciznameye karşı verilen cevabın gerçeğe aykırı bulunması nedeniyle alacaklının uğradığı zararın karşılanmasını amaç tutmakta olup cezai anlaşma da olmadığından umumi zamanaşımı süresine tâbidir ve inceleme yeri, gerek cezalandırma isteği ile istenmiş olsun ve gerekse müstakilen dava edilmiş olsun maddede açıkça yazılı olduğu üzere tetkik merciidir…’, HGK 18.10.1972, 326/853 (Üstündağ, İcra Hukuku, s. 227, dipnot 619; Olgaç, s. 785; Uyar, İcra-İflâs Suçları, s. 224-225; Şimşek, s. 326).

119 Kuru, İcra, s. 165; Kuru/Arslan/Yılmaz, İcra, s. 282; Uyar, Haciz, s. 243; Uyar, Üçüncü Şahıs, s. 1015; Akyazan, Yeni ve Değişik Hükümler, s. 66; Kuru, El Kitabı, s. 421-422.

120 ‘Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir (İcra ve İflâs Kanunu m. 348).

121 Kuru, Bankalar, s. 87; Kuru, El Kitabı, s. 420; Özkan, s. 292; Uyar, Haciz, s. 242. C. 54 Sa. 4 Muhafaza Tedbiri Olarak Haciz İhbarnameleri 513

mahkemesi bu dava için görevli değildir122. Tazminat davası ceza davasında ayrı olarak da açılsa da, görevli mahkeme; icra mahkemesidir.

Bu davada icra mahkemesi hâkimi, hem ceza hem hukuk hâkimi sıfatını taşır; fakat mahkeme sıfatının tayininde öncelikle cezalandırma isteğinin gözönünde tutulması gerekir123. Bu nedenle, icra mahkemesi hâkiminin, davaya icra ceza hâkimi sıfatıyla bakması gerekir124’ 125.

D. CEZA VE TAZMİNAT DAVASINDA DAVACI VE DAVALI

İİK m. 89/IV’e göre, icra mahkemesinde ceza ve hukuk davalarını birlikte veya sadece hukuk davası açma yetkisi; yani davacı, takip alacaklısıdır. Davalı ise; kendisine gönderilen birinci veya ikinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz eden üçüncü kişidir126.

E. CEZA VE TAZMİNAT DAVASINDA İSPAT YÜKÜ VE CEZA VE TAZMİNAT DAVASININ KONUSU

Üçüncü kişinin cevabının aksini; yani takip borçlusunun üçüncü kişiden alacaklı olduğunu ispat yükü, davacı alacaklıya düşer127. Davaya, icra ceza hâkimi sıfatıyla bakan icra hâkimi, ilk önce davanın tazminata ilişkin bölümünü halleder (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/ IV, cümle son). Davanın tazminata ilişkin bölümü; yani takip borçlusunun üçüncü kişiden alacaklı olup olmadığı halledilmeden cezaya ilişkin bölümünün karara bağlanmasına imkân yoktur128. İcra hâkimi, davanın tazminata ilişkin bölümünü genel hükümlere göre halleder. Bu nedenle; davacı alacaklı, üçüncü kişinin itirazının (beyanının) doğru olmadığını; yani takip

122 Kuru, Bankalar, s. 86; Özkan, s. 292.

123 Kuru, Bankalar, s. 86.

124 ‘…Davacı, dava dilekçesinde ‘üçüncü kişilerin, haciz ihbarnamesine karşı verdikleri dilekçelerinin hilâfı hakikat olduğunu ileri sürerek, İcra ve İflâs Kanununun 338 inci maddesi hükmüne göre cezalandırılmalarını ve ayrıca tazminata da mahkum edilmesini’ istemiştir. İcra Tetkik Mercii hâkimi davanın niteliğine göre hem hukuk hem de ceza hâkimi sıfatını haiz bulunduğuna ve dava dilekçesinde hem cezalandırılma hem de tazminat istenmiş olmasına ve mahkeme sıfatının tayininde öncelikle cezalandırılma isteğinin göz önünde tutulması gerekmesine göre mahkemece davaya İcra Ceza Hâkimi sıfatıyla bakılmak ve bu sıfatla bir karar verilmek icap edeceğinden, direnme kararının evvel emirde, bu nedenle bozulmasına ve sair yönlerin şimdilik incelenmesine mahal olmadığına karar verilmek gerekir…’, HGK 11.3.1972, 496/162 (Olgaç/Köymen, s. 226; Uyar, Haciz, s. 275).

125 Kuru, El Kitabı, s. 420.

126 Kuru, Bankalar, s. 85; Özkan, s. 292.

127 Kuru, Bankalar, s. 93.

128 Kuru, El Kitabı, s. 421. Kulbay Kıvanç AÜHFD Yıl 2005 514

borçlusunun üçüncü kişiden alacaklı olduğunu her türlü delille ispat edebilir129.

129 Davacı alacaklının, üçüncü kişinin itirazının doğru olmadığını; takip borçlusunun üçüncü kişiden alacaklı olduğunu her türlü delille ispat edebileceği konusunda, Yargıtay 12 nci Hukuk Dairesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun farklı görüşteki kararları mevcuttur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 12 nci Hukuk Dairesi arasında görüş ayrılıklarına yol açan olayın, bu bağlamda; yerel icra mahkemesinin, Yargıtay 12 nci Hukuk Dairesi’ nin ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun karar özetleri şu şekildedir:

Davacı alacaklının iddiaları: Davacı alacaklı Hulusi, borçlusu İsmail’ deki alacağının tahsili için İsmail’ e karşı icra takibine başvurmuş, borçlunun üçüncü şahıs (X) Şirketinde alacağının bulunduğunu saptandığını ileri sürerek İİK’ nın 89 uncu maddesi uyarınca üçüncü şahıs şirkete haciz ihbarnamesi göndermiş, şirket adına genel müdür sıfatı ile sanık M. Sait itiraz ederek İsmail’ in şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını bildirmiş, sanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve böylece zarara uğramasına sebebiyet verdiğini iddia eden davacı uğradığı zararın şirketten tahsiline ve gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın tecziyesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel icra mahkemesinin kararı: Yapılan duruşma sonunda yerel icra mahkemesi, davacının iddiasını ispat edecek belge ibraz etmediğini, icra mahkemesinin ticarî defterler üzerinde inceleme yapmasının mümkün olmadığını vesaire belirterek sanığın beraatine ve tazminat isteğinin reddine karar vermiştir. Bu hüküm 12 nci Hukuk Dairesi’nce incelenmiştir.

Yargıtay 12 nci Hukuk Dairesi’ nin kararı: 12 nci Hukuk Dairesi, İcra ve İflâs Kanunu’ nun 89 uncu maddesi 4 üncü fıkrasına göre icra mahkemesinin tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre görebileceği, bu itibarla genel mahkemeler gibi duruşma yapıp her türlü delili toplayarak, beyan tarihinde davalının, davacının borçlusuna tahakkuk etmiş bir borcu bulunup bulunmadığını tespit edip sonucuna göre bir karar vermesi gerektiği düşünülmeden 68 inci maddeye uygun bir belge olmadığından vesaireden bahisle davanın reddolunması isabetsiz görüldüğünden icra mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermiştir. 12 nci Hukuk Dairesi’ nin bozma kararı üzerine yerel icra mahkemesi direnmeye karar vermiştir. Direnme kararı üzerine yapılan temyiz incelemesinde dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ na gelmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun 28.5.1979 tarihli ve 221/264 sayılı kararı: İcra ve İflâs Kanunu’ nun 89 uncu maddesi uyarınca haciz ihbarnamesini çıkaran davacının, borçlusu İsmail’ in üçüncü kişi şirketteki alacağının varlığını aynı yasanın 68 inci maddesindeki belgelerle ispat etmesi zorunluluğu vardır. Bu olayda takip hukuku bakımından ceza davası belgelere bağlıdır. Sınırlı yetkili mercide, genel mahkemeler gibi duruşma yapılıp her türlü delil toplanarak ihtilaflı olan bu alacağın varlığının tespitine yasal olanak yoktur. Bu nedenle davacının temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun görülen direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Burada Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ nun görüşüne katılmak mümkün değildir. Çünkü davacı alacaklının talebi, İcra ve İflâs Kanunu m. 68-68a anlamında itirazın kaldırılması niteliğinde olmayıp, normal bir ceza ve hukuk davası niteliğindedir ve icra mahkemesi, davanın tazminata ilişkin bölümünü genel hükümlere göre halleder. Bu nedenle Yargıtay 12 nci Hukuk Dairesi’ nin kararı daha doğrudur (Kuru, Bankalar, s. 93-94-95; Postacıoğlu, İlhan: Borçlunun Üçüncü Şahsa Karşı Alacaklarının Haczi İle İlgili Bazı Problemler, Banka Ticaret Dergisi, Yıl: 1979, s. 366-367 (Postacıoğlu, Problemler); Ceza Genel Kurulu ile aynı görüşte: Postacıoğlu, İcra Hukuku, s. 461- 462; Postacıoğlu, Problemler, s. 363 vd.). C. 54 Sa. 4 Muhafaza Tedbiri Olarak Haciz İhbarnameleri 515

Bu davadaki tazminatın konusu; üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunarak haksız fiil işlemesi ve bunun sonucu olarak alacaklıyı zarar uğratmasıdır130, yani üçüncü kişinin, gerçekte takip borçlusuna borçlu olmasına rağmen ‘borçlu değilim’ şeklinde cevap vermesidir131.

F. TAKİP ALACAKLISININ CEZA VE TAZMİNAT DAVASINI KAYBETMESİ

Takip alacaklısı, üçüncü kişinin birinci veya ikinci haciz ihbarnamesine itiraz ederek vermiş olduğu cevabın aksini ispat edemezse; icra mahkemesi, ceza ve tazminat davalarının reddine karar verir.

G. TAKİP ALACAKLISININ CEZA VE TAZMİNAT DAVASINI KAZANMASI

Takip alacaklısı, üçüncü kişinin verdiği cevabın aksini ispat ederse; yani takip borçlusu, üçüncü kişiden alacaklı olduğu halde, üçüncü kişi, birinci veya ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmiş ise; haciz ihbarnamesine itiraz eden üçüncü kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (İcra ve İflâs Kanunu m. 89/IV ve m. 338/I). Bundan başka, icra mahkemesi, üçüncü kişiyi, davacı alacaklıya tazminat ödemeye de mahkûm eder. Bu tazminat, birinci haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiden istenen miktar, yani üçüncü kişinin, takip borçlusuna olan borcunun miktarı (eğer üçüncü kişinin, takip borçlusuna daha az borçlu olduğu tespit edilmişse o miktar) kadardır132. Ayrıca, takip alacaklısının alacağına geç kavuşmasından dolayı uğradığı faiz kaybı da bu tazminata eklenebilir133

Hiç yorum yok