.

.
.

Kısa Kısa

İkametgah dışı haciz olur mu?

Borçlunun adresi borçla ilgisi olmayan üçüncü kişinin adresi olması ya da borçlunun burada oturmuş olduğu tespit edilmesi halinde eve haciz için gelebilirler.

Evin kira kontratının ve muhtarlık kaydının ve faturaların borçlu dışında birini olması durumunda üçüncü şahsın haciz yapılmasına itiraz hakkı bulunmaktadır. Haciz yapılması halinde haczedilen eşyaların üçüncü kişiye ait olması nedeni ile istihkak iddiasında bulunulur.

Aşağıdaki Yargıtay kararlarında da görüldüğü üzere vergi levhası ispat açısından yeterli bir unsur değildir. Aynı şeyler kira sözleşmesi ve faturalar içinde geçerli. Bunlara ilişkin olarak Yargıtay'ın her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğundan bahisle istihkakta kanıtlayıcı hususlar olmadığına ilişkin kararları olduğu malumdur.

Borçlunun haczin kesinleştiği adreste hazır bulunması, tebligatın bir şekilde üçüncü şahsın adresinde bir şekilde alınması vs. durumlar alacaklı yararınadır.

BU KONUDA YARGITAY KARARLARI

T.C. YARGITAY
21.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/12710
Karar: 2005/12740
Karar Tarihi: 08.12.2005

İSTİHKAK DAVASI - MÜLKİYET KARİNESİ - MASA ÇEKMECESİNDE BULUNAN KARTVİZİTLER - SEVK İRSALİYESİ VE FATURANIN AKSİNİ İSPATA YETMEMESİ - DAVANIN REDDİ GEREĞİ

ÖZET: Haciz yapılan işyerindeki masanın çekmecesinden borçluya ait basılı kartvizitler ve hesap defteri çıkmıştır. Bu durumda mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olacaktır. Dosyaya ibraz edilen sevk irsaliyesi ve fatura mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. Bu durumda haczedilen mallar borçlunun sayılacağı için davanın reddi gerekir.
(2004 S. K. m. 96, 97)

Dava: Kararın temyizen tetkiki davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, mahkemece ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Z.A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:

Karar: Uyuşmazlık, İ.İ.K'nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayalı 3. kişinin istihkak davasına ilişkindir.

Davaya konu eşyalar, borçluya ödeme emri, 103 davet kağıdı ve satış ilanının tebliğ edildiği adreste haczedilmiş olup, haciz yapılan işyerinin masa çekmecesinde borçlu adına basılı kartvizitler ve hesap defterleri bulunduğundan, İ.İ.K.'nun 97/a maddesi hükmünde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksi, davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığından haczedilen eşya borçlunun sayılır. Davacı 3. kişi, delil olarak sevk irsaliyesi ve faturalar ibraz etmişse de, borç doğumundan sonraki tarihi taşıyan ve istenilen kişi adına her zaman temini mümkün olan belgeler olması itibariyle davalı 3. kişi tarafından yasal karinenin aksinin kanıtlandığının kabulü mümkün değildir. Ayrıca, dinlenen davacı tanıklarının anlatımları yeterli ve hükme dayanak yapılacak nitelikte olmadığı gibi, delil olarak sunulan vergi levhası da mücerret olarak işyerinin davacı 3. kişiye ait olduğunu göstermez.

Bu durumda davanın reddi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Kabule göre de, İ.İ.K.'nun 97/10. maddesi hükmü gereğince, istihkak davası sonuçlanmadan haczedilen eşya paraya çevrilirse, merci hakimi satış bedelinin yargılamanın sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi veya teminat karşılığı veya teminatsız olarak ödenmesi konusunda karar vermek zorundadır. Yasanın bu hükmünden, merci hakiminin paranın ödenmiş veya ödenmemiş olmasına bakmaksızın istihkak davasına devam ederek, haklı çıkılması halinde bedele hükmedilmesi gerektiği anlamı çıkmaktadır. Yargıtay'ın yerleşmiş ve oturmuş içtihatları da bu yoldadır. Somut olayda, haciz edilen eşyalar açık arttırma ile dava dışı 3. kişiye 24.06.2004 tarihinde 11.500.000.000.-TL'ye ( l1.500,00.-YTL'ye ) satılıp bedeli alacaklıya ödendiğine göre, davacı 3. kişi davasında haklı çıktığında satılan eşya bedelinin alacaklıdan geri alınmasına karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, haczedilen eşyalar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi de isabetsizdir.

O halde davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

T.C. YARGITAY
17.Hukuk Dairesi

Esas: 2009/6223
Karar: 2009/5551
Karar Tarihi: 17.09.2009

İSTİHKAK DAVASI - HACİZ SIRASINDA BORÇLUYA AİT BELGELERİN HACİZ MAHALLİNDE BULUNMASI - İŞYERİ GİRİŞİNDE HALEN BORÇLU UNVANININ OLMASI - ÖDEME EMRİNİN BORÇLUNUN İŞÇİSİNE TEBLİĞ EDİLMİŞ OLMASI - ALACAKLININ HAKLARININ ETKİLENMEYECEĞİ

ÖZET: Haciz sırasında borçluya ait belgelerin haciz mahallinde bulunması, işyeri girişinde halen borçlu unvanının olması ve ödeme emrinin aynı adreste devirden sonra borçlunun işçisine tebliğ edilmiş olması olguları, alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olup alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
(2004 S. K. m. 44, 96, 97/A) (818 S. K. m. 179)

Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Karar: Davacı vekili dava dilekçesi ile, İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1640 Esas sayılı dosyasından borçlu Reşit'in borcundan dolayı davacı 3. kişinin işyerindeki malların 16.05.2007 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemişlerdir.

Davalı alacaklı vekili, ödeme emrinin borçluya haciz adresinde tebliğ edildiğini, haciz mahallinde borçluya ait kartvizit ve kasa fişi bulunduğu, kapıda borçlunun ticari unvanının olduğunu ve İİK'nun 44 ve BK'nun 179. madde koşullarına uygun işyeri devri olmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Borçlu şirket temsilcisi, duruşmada hacizli malların davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.

Mahkemece, davacı 3. kişinin, borç kaynağı 31.01.2007 tarihli çekteki borcun doğumundan önce 26.12.2006 tarihinde işyerini borçludan devir aldığından devir aldığı şahsın borçlarından sorumlu olamayacağından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir

Uyuşmazlık 3. kişinin İİK'nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar, 16.05.2007 tarihinde, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçluya ait kasa fişi, kartvizit ve unvanının bulunduğu adreste ve borçlu işçisinin huzurunda haczedilmiştir. İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, borç kaynağı çek 31.01.2007 tarihi olmakla birlikte, çekin arkasında şerhi bulunduğundan çekin bu tarihten önce tedavüle çıktığı yani borcun 14.12.2006 tarihinden önce doğmuş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı 3. kişi işyerini bu tarihten sonra 26.12.2006 tarihinde borçludan devir almıştır. Borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK'nun 44. ve BK'nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacı da B.K.'nun 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumludur.

Öte yandan, borçlunun 26.12.2006 tarihinde işyerini devretmesine rağmen 16.05.2007 tarihli haciz sırasında borçluya ait belgelerin haciz mahallinde bulunması, işyeri girişinde halen borçlu unvanının olması ve ödeme emrinin aynı adreste devirden sonra borçlunun işçisine tebliğ edilmiş olması olguları, alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olup alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.

Mahkemece bu maddi ve hukuku olgular dikkate alınmadan davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek kararın BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 17.09.2009 günü oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)

***

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/10013
K. 2004/521
T. 26.1.2004
• İSTİHKAK DAVASI ( Faturanın İspat Kuvveti-Davacı ile Borçlunun Birlikte Oturdukları Evde Haczedilen Mallar )
• MÜLKİYET KARİNESİ ( Üçüncü Kişinin İstihkak Davası-Davacı ile Gayrıresmi İlişki Olan Borçlunun Birlikte Oturdukları Evde Haczedilen Mallar )
• FATURA ( İstihkak Davasında Kesin İspat Aracı Olup Olmadığı )
• BORÇLU VE ARKADAŞININ BİRLİKTE OTURDUKLARI KONUTTA HACZEDİLEN MALLAR ( Üçüncü Kişinin İstihkak Davası-Mülkiyet Karinesinin Kimin Yararına Olduğu )
2004/m.8, 97/a
ÖZET :Haciz, davacı ile gayri resmi ilişkisi olan borçlunun birlikte oturdukları konutta gerçekleştirilmiştir. Bu durumda İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi ( borçlu ) dolayısıyla alacaklı yararınadır.
DAVA VE KARAR : Uyuşmazlık 3. kişinin takip hukukuna dayalı istihkak davasına ilişkindir.
İİK'nun 8.maddesi uyarınca aksi kanıtlanmayan 18.1.2003 haciz tutanağı içeriğine göre, haciz, davacı ile gayri resmi ilişkisi olan borçlunun birlikte oturdukları konutta gerçekleştirilmiştir. Bu durumda İİK'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi ( borçlu ) dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksi kesin ve inandırıcı nitelikteki kanıtlarla kanıtlanmalıdır. Davacının sunduğu 16.10.2000 tarihli annesi adına düzenlenen TV faturası yönünden annenin bu malı davacı kızına bağışladığı hakkında bir kanıt sunulmadığından, TV'ye ilişkin davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. 27.4.1998,13.8.1997, 1.4.1998 tarihli Arçelik TV, çamaşır Makinası ve Bulaşık Makinası yönünden ise faturaların gerçekliği saptanmadığından karinenin aksi kanıtlanmış sayılmaz. Bu nedenle fatura dip koçanlarının faturayı düzenleyen şirketten ( firmadan ) getirtilerek şirket yetkilisinin dinlenmesi, gerektiğinde faturanın bu şirket defterlerinde hacizli malların ise envanterinde kayıtlı olup olmadığının bilirkişi aracılığıyla saptanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı alacaklının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/10430
K. 2004/1636
T. 26.2.2004
• BORCUN DOĞUMUNDAN SONRA GERÇEKLEŞTİRİLEN ANLAŞMALI BOŞANMA ( Davacı Üçüncü Kişi İle Borçlunun Birlikte Oturdukları Evde Yapılan Hacizde Mülkiyet Karinesinin Alacaklı Yararına Olduğu )
• MÜLKİYET KARİNESİ ( Senedin Vade Tarihinden Sonra Anlaşmalı Olarak Boşanan Davacı Üçüncü Kişi İle Borçlunun Birlikte Oturdukları Evde Yapılan Hacizde Alacaklı Yararına Olduğu )
• FATURANIN KANIT OLMA KOŞULU ( Gerçek Olduğunun Saptanması Halinde Karinenin Aksinin Kanıtlandığının Kabulü Gereği )
2004/m. 97/a
ÖZET : Takip dayanağı senedin vade tarihinden sonra anlaşmalı olarak boşanan davacı üçüncü kişi ile borçlunun birlikte oturdukları evde yapılan hacizde mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir.
Faturaların gerçek olduğunun saptanması halinde söz konusu karinenin aksinin kanıtlandığının kabulü gerekir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı ( 3. kişi ) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Zehra Ayan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacı 3. kişinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Uyuşmazlık 3. kişinin İİK'nın 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Takip dayanağı borç 10.6.2000 vade tarihli bonodan kaynaklanmakta olup, haciz borcun doğumundan sonra anlaşmalı olarak boşanan davacı 3. kişi ile borçlunun boşanmaya rağmen birlikte oturdukları evde ve borçlunun huzurunda yapıldığından, İİK'nın 97/ a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksinin güçlü delillerle kanıtlanması olanaklıdır.
Davacının gelir ve kazancının bulunduğu da dosya içerisindeki vergi kaydı ve diğer belgeler ile tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Davacı 3. kişi. kanıt olarak haczedilen eşyalardan Arçelik LV. çamaşır makinası ve Wrilpoll fırın için haciz tarihinden öncesine ait faturalar ibraz etmiştir. Faturaların gerçek olduğu saptandığı takdirde içeriğindeki eşya yönünden yasal karinenin aksinin kanıtlandığının kabulü gerekir. Bu durumda, yukarıda belirtilen 3 adet eşyaya ait fatura dip koçanlarının faturayı düzenleyen firmadan getirtilmesi, faturayı düzenleyen firma yetkililerinin tanık sıfatıyla çağrılıp dinlenmesi, gerektiğinde faturanın firmanın ticari defterlerinde, eşyanın da envanterlerinde kayıtlı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken. eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
O halde, davacı 3. kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA. temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine. 26.2.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/10126
K. 2003/189
T. 21.1.2003
• İSTİHKAK ( Hacizli Mallarla İlgili Fatura İbrazı-Bu Faturalarda Malların Ayırt Edici Özellik ve Niteliklerinin Yazılı Olmaması )
• FATURA ( Her Zaman İstenilen Kişi Adına Düzenlenmesi Mümkün Olan Faturaların Mülkiyet Karinesinin Aksini İspata Yeterli Olmaması )
• MÜLKİYET KARİNESİ ( Her Zaman İstenilen Kişi Adına Düzenlenmesi Mümkün Olan Faturaların Mülkiyet Karinesinin Aksini İspata Yeterli Olmaması )
2004/m.97/a
ÖZET : Haciz, davacı ile borçlu kardeşinin birlikte bulunduğu adreste yapılmıştır. Mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Hacizli mallarla ilgili fatura ibraz edilmişse de bu faturalarda malların ayırt edici özellik ve nitelikleri yazılı değildir. Bu sebeple her zaman düzenlenmesi mümkün bulunan faturalar mülkiyet karinesinin aksinin ispatına yeterli değildir.
DAVA : Kararın temyizen tetkiki davalı ( alacaklı ) vekili tarafından istenmiş, merciice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve tetkik hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Uyuşmazlık takip hukukuna ilişkin istihkak davasıdır.
Haciz, davacı ile borçlu kardeşinin birlikte bulunduğu adreste 8.12.2000 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı, haciz sırasında bu işyerinin ortağı bulunduğu A. İnşaat ve Ticaret Limited Şirketine ait olduğunu bildirmiş, bu işyerini şirkete kiraladığına ilişkin kira sözleşmesi ile birlikte vergi levhası ve tapu kaydı ibraz etmiştir. Mülkiyet karinesi, İİK.'nun 97/a maddesi uyarınca borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Davacı haciz sırasında haciz yapılan yerin ortağı olduğu şirkete ait olduğunu bildirmesine karşın, dava dilekçesinde bu malların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu ileri sürerek çelişkiye düşmüş ve bazı hacizli mallar için faturalar ibraz etmişse de bu faturalarda fatura içeriğindeki malların ayırt edici özellik ve nitelikleri ( renk m2 - marka gibi ) yazılı değildir. Bu sebeple her zaman istenilen kişi adına düzenlenmesi mümkün bulunan bu faturalar mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. Halı ve koltuk takımları dışında hacizli mallara ilişkin inandırıcı herhangi bir belge gösterilmemiştir. Borçlunun davacının yanında hizmetli olarak çalıştığını bildiren tanığın soyut düzeydeki anlatımı da hükme esas alınacak nitelik ve yeterlilikte değildir. Bu nedenlerle davanın reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istck halinde temyiz edene iadesine 21.1.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***

T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/2792
K. 2003/4196
T. 5.5.2003
• İSTİHKAK TALEBİ ( Haczin Davacı Üçüncü Kişi Firmayla Borçu Firmanın Müşterek Adresinde Yapılmış Olması )
• MÜŞTEREK ADRESTE YAPILAN HACİZ ( İstihkak Talebi - Üçüncü Kişi Firmanın Borçlu Firmayla Aynı Adreste Olmasının Talebe Etkisi )
• MÜLKİYET KARİNESİ ( İstihkak Davacısı ile Borçlunun Müşterek Adresinde Yapılan Haciz - Karinenin Aksinin İspat Edilebilmesi )
2004/96,97/a
ÖZET : Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir. Haciz borçlu Ltd. Şti. ile 3.kişi ( Ltd. Şti. )'nin Ticaret sicilinde kayıtlı müşterek adreslerinde yapılmıştır. Davacı 3.kişi ile borçlunun aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeniyle İİK.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksi güçlü ve inandırıcı delillerle kanıtlanabilir. Somut olayda davacı 3.kişi ( Ltd. Şti. ) 26.10.1993 tarihinde borçlu ( Ltd. Şti. )'de 14.2.1995 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Takip dayanağı olan çekler ise 2001 yılında keşide edilmiştir. Her iki şirket borcun doğumundan önce kurulmuş olduğundan sadece ortaklarının aynı gerçek kişiler olması nedeniyle organik bağdan, başka bir anlatımla da borçtan kurtulmaya yönelik muvazaalı işlemlerden söz edilemez. Öte yandan davacının ibraz ettiği faturaların borcun doğumundan önceki tarihlerde alınmış olmasına göre gerçek olduklarının saptanması durumunda yasal karinenin aksinin ispat edildiğinin kabulü gerekir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı kararın temyizen tetkiki davacı ( 3. Kişi ) vekili tarafından istenmiş, mercice ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. Balcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR : Uyuşmazlık 3.kişinin İİK.'nun 96 ve onu izleyen maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz borçlu Ltd. Şti. ile 3.kişi ( Ltd. Şti. )'nin Ticaret sicilinde kayıtlı müşterek adreslerinde yapılmıştır. Davacı 3.kişi ile borçlunun aynı adreste faaliyet göstermeleri nedeniyle İİK.'nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Ancak bu yasal karinenin aksi güçlü ve inandırıcı delillerle kanıtlanabilir.
Somut olayda davacı 3.kişi ( Ltd. Şti. ) 26.10.1993 tarihinde borçlu ( Ltd. Şti. )'de 14.2.1995 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Takip dayanağı olan çekler ise 2001 yılında keşide edilmiştir. Her iki şirket borcun doğumundan önce kurulmuş olduğundan sadece ortaklarının aynı gerçek kişiler olması nedeniyle organik bağdan, başka bir anlatımla da borçtan kurtulmaya yönelik muvazaalı işlemlerden söz edilemez. Öte yandan davacının ibraz ettiği faturaların borcun doğumundan önceki tarihlerde alınmış olmasına göre gerçek olduklarının saptanması durumunda yasal karinenin aksinin ispat edildiğinin kabulü gerekir.
Mercice yapılacak iş; faturası ibraz edilen mahcuzlar yönünden fatura dip koçanlarını ilgili firmalardan getirtmek, faturayı kesen firma temsilcilerini dinlemek, gerektiğinde faturayı kesen firmaların defter ve kayıtları ve envanterini incelemek, aynı şekilde davacı şirketin kayıtlarında inceleme yapmak suretiyle faturaların gerçek olup olmadığını ve hacizli mallara ait olup olmadığını incelemek ve elde edilecek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı 3.kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.5.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yok