.

.
.

Kısa Kısa

Danıştay, Sekretere Yapılan Tebligatı Geçerli Kıldı

DANIŞTAY 4. Daire
ESAS: 2009/8772
KARAR: 2012/712

İstemin Özeti : 2005 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen 26.2.2009 günlü ve 2009/5 sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Ankara 1. Vergi Mahkemesinin 16.9.2009 günlü ve E:2009/536, K:2009/1507 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94 üncü maddesinin son fıkrasında tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı hükmüne yer verildiği, ancak bu şekilde tebligat yapılabilmesi için asıl muhatabın adreste bulunamamış olmasının gerektiği, uyuşmazlıkta ödeme emri içeriği vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamenin davacı şirketin işyeri adresinde kanuni temsilcilerin bulunmadığına dair bir şerh konulmaksızın aynı adreste bulunan ve sekreter olduğu belirtilen … isimli kişiye tebliğ edildiği, bu tebliğ ile kesinleşen vergi borcunun tahsili için dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda tebliğ alındısına şirket yetkililerinin adreste bulunmadığı şerhi düşülmediğinden, usulüne uygun olarak kesinleşmiş ve tahsil edilebilir hale gelmiş bir kamu alacağının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.

Davalı İdare, hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Tetkik Hakimi B.Barış Özkanay'ın Düşüncesi : Dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaya ilişkin ihbarnamenin davacı şirketin iş yerinde çalışan sekretere yapılmasıyla şirketin başkan, müdür veya kanuni temsilcisinin tebligat sırasında işyerinde bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Kanunda ilgilinin tebliğ anında adreste bulunmadığına ilişkin olarak tebliğ zarfında ayrıca bir açıklamaya yer verilmesi şartı da öngörülmediğinden Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: 2005 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen 26.2.2009 günlü ve 2009/5 sayılı ödeme emrini iptal eden Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 94 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisinin bulunması durumunda ise tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olduğu, 3 üncü fıkrasında ise tebliğin, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgâh adresinde bulunanlardan veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan Kanunun 107 nci maddesinde, tebliğin posta yerine memur vasıtasıyla yapılması durumunda da, bu kısımdaki tebliğ esaslarına uyulacağı öngörülmüştür.

Buna göre; muhatabın bulunmaması halinde işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine tebligat yapılması yeterli olup, Kanunda ilgilinin tebliğ anında adreste bulunmadığına ilişkin olarak tebliğ zarfında ayrıca bir açıklamaya yer verilmesi şartı öngörülmemiştir.

Uyuşmazlıkta dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaya ilişkin ihbarname davacı şirketin işyeri adresinde posta memuru tarafından sekreter … isimli kişiye tebliğ edilmiştir. Tebliğin iş yerinde çalışan sekretere yapılmasıyla şirketin başkan, müdür veya kanuni temsilcisinin tebligat sırasında işyerinde bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Posta memurunca anılan yetkililerin o an için işyerinde bulunmadığının yazılmamış olması yapılan tebliği usulsüz hale getirmez. Dolayısıyla, ihbarnamenin Kanunda öngörülen usule uygun olarak tebliğ edildiği sonucuna varıldığından aksi yöndeki Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 1. Vergi Mahkemesinin 16.9.2009 günlü ve E:2009/536, K:2009/1507 sayılı kararının bozulmasına 7.3.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Hiç yorum yok