.

.
.

Kısa Kısa

Taksim Edilmemiş Miras Hissesinin Haczi ve Satışı

TAKSİM EDİLMEMİŞ MİRAS HİSSESİNİN HACZİ VE SATIŞI

GENEL OLARAK:

Bilindiği üzere miras bırakanın ölümü yada gaipliğine karar verilmesi ile miras bir kül olarak kanuni yada atanmış mirasçılara geçer. Bu durumda taksim edilemese ve borçlunun miras yoluyla devraldığı menkul ve gayrimenkuller haczedilebilecektir.
Taksim edilmemiş miras hissesi haczedilirse icra müdürlüğü diğer hissedarlara miras payının haczedildiğini bildirecek ayrıca taşınmazlarda tapu siciline bir müzekkere ile payın haczedildiği bildirilecektir.

Alacaklı miras payının satışını istediğinde ise icra müdürü satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden soracaktır. İcra mahkemesi satışın ortaklığın giderilmesi davası açılarak yapılması ve dava sonucunda hisseye düşen paranın ödenmesine karar verebileceği gibi, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilerek hissenin satışının daha uygun olacağına karar verebilir. Bu durumda alacaklıya bu davaları açmak için yetki belgesi düzenleyecektir. Alacaklı icra mahkemesinin kararına göre ortaklığın giderilmesi yada elbirliği ile mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi davasını açacaktır.

UYGULAMA:

a.Haciz

Borçluya miras kalan gayrimenkullerin tespit edilebilmesi için öncelikle nüfus müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile borçlunun miras bırakanı tespit edilmelidir. Daha sonra ise tapu sicil müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile borçluya intikal edecek taşınmazlar belirlenmeli ve bu taşınmazlardan borçluya intikal edenlerin haczedildiği icra müdürü tarafından tapuya tebliğ edilmeli aynı zamanda diğer mirasçılara da durum İİK m 94 gereği bildirilmelidir.

Tapuya yazılacak haciz müzekkeresi şu şekilde olması kâfidir. ‘Borçlu Ahmet’in vefat eden babası Mehmet adına kayıtlı ve borçlu Mehmet’e intikal edecek taşınmazlardan borçlunun miras hissesi üzerine haciz konulmuştur’[Yargıtay 12. Hukuk Dairesi.2006/1015K. 2006/4464T. 7.3.2006]

b.Yetki Belgesi

Alacaklı icra takibi sonucu taksim edilmemiş miras payını haczettirince ortaklığın giderilmesi davası açmak ve gerekirse veraset ilamı almak için icra hukuk mahkemesinden yetki belgesi alacaktır[ HG 00 E: 2003/6-731 K: 2003/742 T: 10.12.2003]Söz konusu yetki belgesi talebi icra müdürlüğüne yapılır ve icra müdürlüğü de karar verilmek üzere re’sen icra mahkemesine gönderir.Yada İİK 121 gereği alacaklı satış isteminde bulunur bu durumda da icra müdürlüğü satışın nasıl yapılacağını icra mahkemesinden sorar.İcra mahkemesi ortaklığın giderilmesi davası ve veraset ilamı almak için alacaklıya yetki belgesi verir.


HG 00, E: 2003/6-731, K: 2003/000742, Tarih: 10.12.2003
Alacaklı icra takibi sonucunda borçlunun taksim edilmemiş bir miras veya iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesini haciz ettirirse, alacaklı, alacağı yetki belgesi ile gerekirse dava açarak veraset belgesi alacak, ortaklığın çözülmesinden sonra paylaştırma aşamasında yine alacaklı, mirasçının paylaşımla ilgili haklarını korumak, mirasçının payını almak, gelirlerini toplamak ve bunları yasaya göre teslim edilmesi gereken yere, vermek üzere bir kayyım tayin ettirecektir.

c.Ortaklığın Giderilmesi Davası

TMK m.648 gereği açılmış bir mirasta miras payını haczettiren alacaklı ortaklığın giderilmesi davası açabilir.Fakat Yargıtay alacaklının ancak takip sonuçsuz kaldığı durumda alacaklının ortaklığın giderilmesi davası açma hakkı bulunduğunu düşünmektedir[HG 00 E: 2003/6-514 K: 2003/512 T: 24.09.2003]Düşüncemize göre miras bırakanın ölümüyle birlikte borçlunun mal varlığına dahil olan mallardan hakkını almaya çalışan alacaklıdan ortaklığın giderilmesi davası açabilmek için aciz belgesi istenmesi Anayasa, Madde 36 hak arama hürriyetine aykırıdır.

HG 00 E: 2003/6-514 K: 2003/512 T: 24.09.2003

Böyle bir durumda davanın açılabilmesi için;borçlu mirasçının hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması, borçlu mirasçı aleyhine bir icra takibi yapılmış olması ve takibin sonuçsuz kalması gereklidir.

HG 00, E: 2003/6-731, K: 2003/000742, Tarih: 10.12.2003 TMK 648 gereği alacaklı ortaklığın giderilmesi davası açabilmesi için sulh mahkemesinden kayyım atanmasını istemesi ve davanın kayyım tarafından açılıp kayyımın katılımıyla davanın yürütülmesi gerekmektedir.Yeni yasal düzenlenme karşısında elbirliği mülkiyetine, elbirliği mülkiyeti ile birlikte paylı mülkiyete tabi mallarda borçlu mirasçının alacaklısı olan kişinin paylaştırma davası açabilmesi için alacaklı veya borçlunun yararlarını da korumak amacı ile Medeni Kanunun 648. maddesi gereğince kayyım atanmasını istemesi, kayyım atandığında davanın kayyım tarafından açılıp, kayyım ile davaya devam edilmesi gerekir.

d.Satış

Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda borçluya düşen paradan borca yetecek kadarı dosyaya gönderilir.

YARGITAY İÇTİHADLARI

HG 00, E: 2003/6-731, K: 2003/000742, Tarih: 10.12.2003
[*]ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI[*]İCRA TAKİBİ[*]KAYYIM

Alacaklı icra takibi sonucunda borçlunun taksim edilmemiş bir miras veya iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesini haciz ettirirse, alacaklı, alacağı yetki belgesi ile gerekirse dava açarak veraset belgesi alacak, ortaklığın çözülmesinden sonra paylaştırma aşamasında yine alacaklı, mirasçının paylaşımla ilgili haklarını korumak, mirasçının payını almak, gelirlerini toplamak ve bunları yasaya göre teslim edilmesi gereken yere, vermek üzere bir kayyım tayin ettirecektir.

(743 s. MK. m. 583, 588) (4721 s. MK. m. 642, 646, 648, 1028) (2004 s. İİK. m. 94, 121)

Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gönen Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 6.8.2002 gün ve 96-583 sayılı kararın incelenmesi davalılardan Celal tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay Altıncı Hukuk Dairesinin 5.11.2002 gün ve 6733-6955 sayılı ilamı ile; (...Dava 3 adet taşınmazın paylaştırılmasına ilişkindir. Mahkemece taşınmazların satılarak bedelinin paylaşımına karar verilmiş, hükmü davalılardan Celal temyiz etmiştir.

Davacı vekili, müvekkiline borçlu olan Celal aleyhine icra takibi yaptıklarını, murisi İbrahim'den borçluya intikal edecek taşınmazların haczedildiğini ve satışı için icra tetkik merciinden yetki aldıklarını, ........ köyündeki 239.389 ve 514 parsel nolu taşınmazların aynen taksim olmadığı takdirde satılarak bedellerinin paylaşımını talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.

Paylaşma davaları, paylı ve elbirliği mülkiyetine konu mallarda paydaşlar ya da ortaklar arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdiren, birlikte mülkiyetten ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı yanlar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Dava açma yetkisi, paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ortağa aittir. Paydaşlardan veya ortaklardan biri yalnız başına dava açabileceği gibi birden fazla paydaş veya ortak da dava açabilir. Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinin bir arada bulunması halinde paydaş veya ortaklardan biri veya bir kaçı dava açabilirler. Husumet de davacılar dışında kalan paydaş veya ortaklara yöneltilir.

Türk Kanunu Medenisinin 588. maddesinde iştirak halinde mülkiyete tabi taşınmazda bir ortağın hisselerini haczettiren alacaklının, hakimin ortak yerine kaim olarak, taksime iştirakini isteyebileceği hükmü yer almakta iken 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda, anılan maddenin karşılığı olan 648. maddesi, yukarıda belirtilen hallerde alacaklının, sulh hakiminden mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebileceği hükmünü getirmiştir. Yasanın gerekçesinde de vurgulandığı gibi eski metinde hakimin mirasçı yerine kaim olarak taksime iştirak edeceği belirtilmiştir. Ancak hakimin hem paylaştırmayı gerçekleştirmesi hem de mirasçılardan biri yerine onun (dolayısıyla alacaklının) yararlarını korumak için paylaştırmaya katılması uygun bir çözüm değildir. Bu sebeple maddede, sulh hakiminden koşullar gerçekleştiğinde paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasının istenebileceği kabul edilmiştir.

Yeni yasal düzenlenme karşısında elbirliği mülkiyetine, elbirliği mülkiyeti ile birlikte paylı mülkiyete tabi mallarda borçlu mirasçının alacaklısı olan kişinin paylaştırma davası açabilmesi için alacaklı veya borçlunun yararlarını da korumak amacı ile Medeni Kanunun 648. maddesi gereğince kayyım atanmasını istemesi, kayyım atandığında davanın kayyım tarafından açılıp, kayyım ile davaya devam edilmesi gerekir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden : Davalılardan Celal

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Alacaklı (davacı) Mustafa, borçlu Celal ve arkadaşları hakkında 10.947.945.000 TL. alacak için iki adet kambiyo senedine dayanarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe girişmiş ve borçlu hakkında 168 örnek ödeme emri gönderilmiş, borçlu Celal'in ölen babasından kalan ve elbirliği mülkiyet şeklinde tasarruf edilen taşınmazdaki iştirak payını (miras payını) haczettirmiştir.

Alacaklı, icra Müdürüne başvurarak borçlu hakkında aciz belgesi verilmesini ve satış işleminin yapılması bakımından borçlu adına veraset belgesi almak ve elbirliği mülkiyetini sona erdirmek üzere dava açmak için yetki belgesi verilmesini talep etmiştir. icra Tetkik Mercii Hakimliğince İİK. 94 ve 121. maddeleri uyarınca alacaklıya, veraset" belgesi almak ve borçluya babasından kalan ve elbirliği mülkiyet şeklinde tasarruf edilen taşınmazdaki elbirliği mülkiyetini sona erdirmek üzere 22.1.2002 tarihinde yetki belgesi vermiştir.

Davacı alacaklı, 30.1.2002 tarihli dilekçe ile ortaklığın çözülmesi giderilmesi davası açmış, yerel mahkemece ortaklığın satılarak giderilmesine karar verilmiş, yerel mahkeme kararı Yargıtay Özel Dairesince yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel Mahkeme ile Yargıtay Özel Dairesi arasındaki uyuşmazlık; TMK.nun 642. maddesinde düzenlenen elbirliği ortaklığının çözülmesi giderilmesi davasının maddede yazılı mirasçılar dışında, İİK.nun 94, 121. maddeleri ve YlBK.nun 14.4.1943 tarih 48/15 sayılı kararları doğrultusunda iştirak halinde tasarruf olunan bir miras hissesinin haczi ve alacaklı tarafından satışının istenmesi halinde, icra Tetkik Mercii Hakimliği tarafından elbirliği mülkiyetinin giderilmesi hususunda alacaklıya verilen yetki belgesi doğrultusunda elbirliği mülkiyetinin çözülmesi giderilmesi davasının, alacaklı tarafından mı yoksa 4721 sayılı Yasanın 648. maddesine göre atanacak kayyım tarafından mı açılmasının gerektiğinin, başka bir anlatımla TMK.nun 648. maddesinin, 2004 sayılı İİK.nun 94 ve 121. maddeleri ile 14.4.1943 gün 48/15 sayılı YlBK. Kararını örtülü biçimde yürürlükten kaldırıp kaldırmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

Öncelikle yasaların yürürlükten kalkma usulünden söz edilmelidir. Bilindiği gibi yürürlüğe giren bir yasa, yürürlükteki hangi yasanın ya da yasanın hangi maddesini yürürlükten kaldırdığını açıkça belirtir. Örneğin 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1028. maddesinde 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlükten kaldırıldığı açıklanmış ve 4722 sayılı Kanunun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki Kanunun 23. maddesi ile de 29.5.1926 tarihli 864 sayılı Türk Kanunu Medenisinin sureti Mer'iyet ve Şekli Tatbiki Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun gibi yeni çıkan yasa eski yasaya hakkında "Bu yasaya aykırı olan hükümler yürürlükten kaldırılmış" denilerek açıkça yeni yasanın aykırı olan hükümlerini yürürlükten kaldırır. Bazı hallerde örtülü biçimde (üstü kapalı) yürürlükten kaldırma söz konusu olur. Yasalar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile de, yürürlükten kalkabilir.

Üzerinde durulması gereken bir konu da, çatışan yasa hükümleri varsa nasıl bir yol izlenmelidir. Bu konuda ikili bir ayırım yapılması gereklidir, ilk olarak, açıkça kaldırılmamış iki yasa arasında çalışma olması halidir. Burada yasaların genel ya da özel nitelikli yasa olmasına göre hareket edilir, iki genel yada iki özel yasa karşılaştığında, bunların hükümleri birbirleriyle çatıştığı taktirde ana kural yeni yasanın eski yasaya üstün tutulmasıdır. Bir genel yasa ile özel yasa arasında çelişkili hükümler bulunabilir. Bu takdirde sonra çıkan yasa özel nitelikli yasa ise, bu özel yasa üstün tutulur. Buna karşılık, genel yasanın tarihi daha sonra olup da özel yasanın tarihi daha eski bulunduğu takdirde, yasa koyucunun takip ettiği amaç araştırılır ve ona göre yeni yasanın eski yasayı yürürlükten kaldırıp kaldırmadığına karar verilir.

Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönersek; 2004 sayılı icra iflas Kanunu 13 kez değiştirilmiş, bir çok maddesi yeniden ele alınmış, bazı maddeleri açıkça yürürlükten kaldırılmıştır. En önemli değişiklik bu tarihten kısa bir süre önce 17.7.2003 gün ve 4949 sayılı yasa ile yapılmasına karşın sözü edilen IIK.94 ve 121. maddeleri yürürlüğünü korumuştur.

O halde 1.1.2002 gününde yürürlüğe giren 4721 sayılı Yasanın 648. maddesi ile sözü edilen icra iflas Kanunun 94 ve 121. maddelerinin açık veya örtülü biçimde yürürlükten kaldırıldığı düşüncesine itibar edilemez.

Somut olayın doğru biçimde algılanması için konunun tarihsel gelişimini bilmekte sonuç değerlendirme yönünden yarar bulunmaktadır.

TMK. 648. maddesi.

Madde 648 : Açılmış mirasta bir mirasçının payını devralmış veya haczettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, Sulh Hakiminden bu mirasçının yerine PAYLAŞMAYA KATILMAK üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinde "Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır" hükmü yer almıştır. Bu hüküm ile TMK, hem sözü ve hem de ruhunun (amacının) göz önünde tutulmasını öngörmüştür.

Yasanın hükmünün açık olmadığı durumlarda, anlamının ne olduğu yorum ile tespit edilir. Yorum genel olarak, lafzi (söze bağlı) yorum, sübjektif yorum, çağdaş objektif yorum ve serbest yorum metodu ile sonuca varılır. Yasa koyucu yasanın uygulanmasında hem söz (lafzına) hem de özünün (ruhunun) göz önünde tutulmasını benimsemiştir. Yasanın özünden anlaşılacak olan, onun amacıdır. Yasanın sözü, daima amacı (ruhu) ile denetlenmen ve sözün amaca aykırı düştüğü durumlarda amaca üstünlük tanınmalıdır.

ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ

* ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ

* KAYYIM ATANMASI

* TAKSİM EDİLMEMİŞ MİRAS HİSSESİNİN HACZİ VE SATIŞI

Ortaklığın giderilmesi davasında dava hakkı kural olarak malik olan paydaş yada elbirliği ortağına aittir.

Bu kuralın istisnası alacaklı durumunda olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinin dava açabilmeleridir. Mirasçılardan birinden alacağı olan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi bu alacağın tahsili amacıyla, terekeye dahil bulunan taşınır veya taşınmaz malların, paylaşma yada satış suretiyle ortaklığın giderilmesi için dava açabilir. Böyle bir durumda davanın açılabilmesi için;borçlu mirasçının hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması, borçlu mirasçı aleyhine bir icra takibi yapılmış olması ve takibin sonuçsuz kalması gereklidir.

(4721 s. MK. m. 648) (2004 s. İİK. m. 94, 121)

Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.1.2003 gün ve 318-68 sayılı kararın incelenmesi davalı Fadime K. vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 25.3.2003 gün ve 1703-1829 sayılı ilamı ile; (...Dava 1 adet taşınmazın paylaşımına ilişkindir. Mahkemece satış suretiyle paylaşıma karar verilmiş ve hüküm davalı Fadime K. (Emre) tarafından temyiz edilmiştir.

Paylaşma davaları, paylı ve elbirliği mülkiyetine konu mallarda paydaşlar ya da ortaklar arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdiren, birlikte mülkiyetten ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı yanlar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Dava açma yetkisi, paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ortağa aittir. Paydaşlardan veya ortaklardan biri yalnız başına dava açabileceği gibi birden fazla paydaş veya ortak da dava açabilir. Paylı mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinin bir arada bulunması halinde paydaş veya ortaklardan biri veya bir kaçı dava açabilirler. Husumet de davacı dışında kalan paydaş veya ortaklara yöneltilir.

Türk Kanunu Medenisinin 588. maddesinde elbirliği mülkiyetine tabi mallarda bir ortağın hisselerini haczettiren alacaklının, hakimin ortak yerine kaim olarak, taksime iştirakini isteyebileceği hükmü yer almakta iken 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda, anılan maddenin karşılığı olan 648. maddesi, yukarıda belirtilen hallerde alacaklının, sulh hakiminden mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebileceği hükmünü getirmiştir. Yasanın gerekçesinde de vurgulandığı gibi eski metinde hakimin mirasçı yerine kaim olarak taksime iştirak edeceği belirtilmiştir. Ancak hakim, mirasçılar uyuşmadığı zaman paylaştırmayı gerçekleştirmekle de görevlidir. Aynı hakimin hem paylaştırmayı gerçekleştirmesi hem de mirasçılardan biri yerine onun (dolayısıyla alacaklının) yararlarını korumak için paylaştırmaya katılması uygun bir çözüm değildir. Bu sebeple maddede, sulh hakiminden koşullar gerçekleştiğinde paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasının istenebileceği kabul edilmiştir.

Yeni yasal düzenlenme karşısında elbirliği mülkiyetine, elbirliği mülkiyeti ile birlikte paylı mülkiyete tabi mallarda borçlu mirasçının alacaklısı olan kişinin paylaştırma davası açabilmesi için alacaklı veya borçlunun yararlarını da korumak amacı ile Medeni Kanunun 648. maddesi gereğince kayyım atanması istemesi, kayyım atandığında davanın kayyım tarafından açılıp kayyım huzuru ile davaya devam edilmesi gerekir. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir ...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/6349
K. 2006/9442
T. 3.10.2006
• PAYDAŞLIĞIN GİDERİLMESİ ( Dava Açma Hakkının Hakime veya Başka Bir Kişiye Tanınmadığı - Yalnızca Mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İcra İflas Yasası'nın 121. Maddesi Hükmü Uyarınca Ortaklığın Giderilmesi Davasını Açma Yetkisini Alan Alacaklıya Tanındığı )
• DAVA AÇMA HAKKI ( Hakime veya Başka Bir Kişiye Tanınmadığı - Yalnızca Mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İcra İflas Yasası'nın 121. Maddesi Hükmü Uyarınca Ortaklığın Giderilmesi Davasını Açma Yetkisini Alan Alacaklıya Tanındığı )
2004/m.121
4721/m.648
1086/m.428
ÖZET : Uyuşmazlık, yirmialtı adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Dava açma hakkının hakime veya başka bir kişiye tanınmadığına, yalnızca mirasçıya ya da icra mahkemesinden İcra İflas Yasası'nın 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre, yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığına" karar verilmiştir. Dairemizce de benimsenen bu karara göre davanın kayyım tarafından açılması doğru değildir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı paydaşlığın giderilmesi davasına dair karar davalılardan Z... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Uyuşmazlık, yirmialtı adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 2168 No'lu parselin satışı suretiyle paydaşlığın giderilmesine diğer taşınmazlar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı Z... tarafından satışına karar verilen taşınmaza yönelik temyiz edilmiştir.

Davacı alacaklı kayyımı, elbirliği mülkiyetine tabi dava konusu edilen taşınmazların ortaklarından Z...'nın borcu nedeniyle İcra Tetkik Mercii'nden İcra İflas Yasası'nın 121.maddesine göre alınan yetki belgesine dayanarak ortaklığın giderilmesini istemiştir.

Davalı Z... davayı kabul ettiğini, ortaklığın giderilmesini istediğini beyan etmiş,diğer davalılar duruşmalara katılmamış ve bir beyanda bulunmamışlardır.

Medeni Kanun'un 648. maddesinde "açılmış mirasta bir mirasçının payını devralmış veya haciz ettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı sulh hakiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak için bir kayyım atanmasını isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.

Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 3.11.2004 gün ve 2004 6-509 esas 2004/569 karar sayılı ilamında " elbirliği mülkiyetine tabi malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına, buradaki dava açma hakkının hakime veya başka bir kişiye tanınmadığına, yalnızca mirasçıya ya da icra mahkemesinden İcra İflas Yasası'nın 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre, yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığına" karar verilmiştir. Dairemizce de benimsenen bu karara göre davanın kayyım tarafından açılması doğru değildir.

Takip alacaklısı A... tarafından açılan bir dava da bulunmadığından mahkemece aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasını inceleyerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün ( BOZULMASINA ), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 03.10.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Makale İçerik Bilgileri : İcradan Mal Kaçırma , Hacizden Mal Kaçırma

Kaynak : Hukusal Blogspot

Hiç yorum yok