0
-- --
Namazgah Tabyası Müzesi

Çanakkale Destanının önemli yerlerinden biri. Eceabat'ta..

Kilitbahir deniz sahilinden uzanan kara yolunu takip ettiğinizde, kalenin bitim noktasından sonraki açıklık alanda Namazgah müzesi..


Gişe bölümünü geçip iç kısmına ilerlediğinizde, geniş bir alanın müze olarak düzenlendiğini görmekteyiz.

İlk giriş kısmında işitme engelliler için konulmuş bir gösterim ekranı bulunmaktadır. Bölümlere ayrılmış müze içerisinde, Çanakkale savaşı eserleri, fotoğrafları, savaş ile ilgili bilgi ve haberler sergilenmektedir.

Çoğu denizden çıkartılmış çeşit çeşit eşyalar.. Silahtan yemek kaşığına, ayakkabıya,giysiye kadar her şey..

Hatta batık gemilerin maketleri


Ziyaretçinin ilk gördüğü manzara yarısının sıvası olmayan duvarlar.

Sanırsınız virane bir yerde dolaşıyorsunuz.

Ya da bir inşaat alanı içerisinde.

Rehbere bunun nedenini sorduğumda elektrik ve kamera sistemi döşeniyor da" dedi. Ama pek sağlıklı bilgi değildi.

O duvarların neden yarısının sıvalı yarısının tuğlaları dışarı fırlamış halde olmasının gerçek sebebini öğrenemedim.

Duygusal düşüneyim. O yılların garibanlığı işte...

Ses ve Video Odaları .. İşte komik alan..

Ara kısımdan öncelikle Çanakkale Deniz Savaşı‘nın anlatıldığı bir odaya geçiş yapılmaktadır. Bu odada video slayt gösterisi ile savaşın başlangıcı, savaş hazırlıkları, mayın hatları, 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı ve sonrası gösterilmektedir.


Video gösteriminin hemen ardından aşağıdaki videoda yer alan Çanakkale savaşı sırasında, tabyalar arasındaki telefon haberleşmesinin bir canlandırmasının yapıldığı, maket ve orijinal iletişim araçlarıyla donatılmış özel odaya geçiş yapılmaktadır.

Ama ne gösterim..


Az önce video ile biraz heyecanla, biraz duygusal o günleri yüreklerimize işleyip canlandırma odasına geçtiğimizde yapılan uyarı ile bir an durduk.

Müze görevlisi " Az sonra geçeceğimiz yer canlandırma odasıdır. Bu odada bir kaç asker, masa ve telefon bulunmakta.. O günlere ait bir telefon görüşmesi yapılacak. Ne var ki bu görüşme esnasında oda karartılacaktır. Lambalar kapatılacak. Karanlıktan Korkanlar, cesareti olmayanlar, kalbi olanlar, kendilerine güvenmeyenler buraya girmesin. Sorumluluk almıyoruz" dedi.

Kimbilir ne denli heyecanlı olacak ki bu uyarı yapıldı. Önemli ve heyecanlı canlandırma hayali beyinlerimizde döndü durdu. Korku tünellerindeki heyecan gibi mi acaba, diye sorar olduk.

Odaya girdik. Bir kaç asker . Biri masada oturmuş, masada telefon. Biri ayakta..


Her yer karanlık oldu. Göz gözü görmüyor. Yanınızdaki şahsı bile görmekte zorlanır olduk.

Sonuna kadar sesi açılmış hopörlerden gelen sese dikkat kesildik.

Telefon konuşması 30 saniye sürdü. Bu konuşmayı videodan dinleyebilirsiniz. 30 saniye.. hepsi bu.

Ne korkulacak, ne heyecanlanacak bir durum yoktu.

Dalga geçer gibi. Çanakkale geziimizin en komik hatırası oldu.

Görevliye bu mu dedim. Bu dedi. Güldüm. o da güldü.

Ziyaretçileri kandırmak mı, göz boyamak mı, saçma sapan bir gösterim.

Oysa teknoloji devrinde. Her şey daha güzel, daha renkli, daha bir doğal olabilirdi.

Hoş ya, karartmasalar daha iyi anlayacak insanlar. Askerlere, duruma bakarken zaman sizi 1915 lere götürebilirdi.

Bence bu karartma saçmalığına, yapılan o saçma uyarıya son verilmeli.

Diğer gezi notlarımda da belirttiğim gibi, Çanakkale'me gavurlar kadar değer vermemişiz.

Bu bölge başka milletlerde olsa buranın geliri ile Çanakkale gibi bir il değil bölge kalkınır.

Erol Kara - 09.11.2016

Yorum Gönder

 
Top