0
-- --
T.C.
YARGITAY
12.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2016/17846
KARAR NO: 2016/20126
KARAR TARİHİ: 29.09.2016

EŞ RIZASI ALINMADAN KEFİL OLUNMASI VE YAPILAN İCRA TAKİBİNİN İPTALİNDE SADECE İCRA EMRİNİN İPTALİ GEREKTİĞİ, KEFİLLİĞİN İPTALİNİN HATALI OLDUĞU

ÖZET: Şikayetin kabulü ile beraber icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, icra kefaletinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır. O halde, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

(2004 S. K. m. 16, 38) (6098 S. K. m. 581, 583, 584)

Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

İcra kefili ... icra mahkemesine başvurusunda; icra kefaletinin yasal şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiğini ileri sürerek icra emrinin iptali ile aracına ve taşınmazlarına konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş, mahkemece, şikayetin kabulü ile icra kefaletinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

İcra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak icra kefaletinin iptali talep edilemez. Ancak, İİK'nun 38. maddesi uyarınca icra dairesindeki kefaletler, müteselsil kefalet niteliğinde olup, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tâbidir. Buna göre ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.

İcra emri tebliği üzerine İİK'nun 16. maddesine göre şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurulması halinde, mahkemece, TBK'nun 581. ve devamı maddeleri kapsamında icra kefalet işleminin İİK'nun 38. maddesi uyarınca ilamlı icra takibine konu edilip edilmeyeceği değerlendirilerek, ilamlı takibe konu edilemeyeceğinin belirlenmesi halinde, kefaletin geçersizliğine değil, bu kefalete dayalı olarak gönderilen icra emrinin ve varsa icra kefili sıfatı ile yapılan işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, 25.4.2014 tarihli icra kefalet tutanağında görüleceği üzere, icra kefilinin eşinin, kefalete rıza gösterdiğine ilişkin bir bilgi bulunmadığı gibi, tutanağa kefilin sorumlu olacağı borç miktarının kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görüldüğünden kefalet tutanağının Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584. maddelerinde belirtilen şartlara uygun olarak düzenlenmediği anlaşılmakta olup, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi isabetli ise de; şikayetin kabulü ile beraber icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken, icra kefaletinin iptaline karar verilmesi doğru bulunmamıştır. O halde, hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 05.5.2015 tarih ve 2015/224 E.-2015/155 K. sayılı kararının hüküm bölümünün birinci bendinde yer alan “......'ın icra kefaletinin iptaline” ifadesinin karar metninden çıkarılmasına, yerine "...düzenlenen icra emrinin iptaline" kelimelerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca ONANMASINA, mahkeme kararı düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kararara.com desteğiyle

Yorum Gönder

 
Top