.

.
.

Kısa Kısa

Anonim ve Limited Şirketlerde Kamu Borçlarından Kim Sorumlu

Anonim ve Limited Şirketlerde Amme Borçlarında Sorumluluk

Bilindiği üzere şirket tüzel kişiliğinden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan bir amme borcu söz konusu olduğunda, ilk önce ortakların veya yöneticilerin bu borç dolayısıyla sorumlu olup olmadıkları tartışılır.

Belirtilen bu sorumluluğun sınırları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun (A.A.T.U.H.K) 35 ve mükerrer 35 olmak üzere iki maddesinde çizilmiş bulunmaktadır.

Limited ve Anonim Şirketlerde sorumluluğu düzenleyen bu iki maddenin nasıl uygulanacağı şirketlerin Türk Ticaret Kanunundaki temsil ve yönetime ilişkin hükümleri de göz önüne alınarak ayrıntılı olarak Tahsilat Genel Tebliğleri ile açıklanmaktadır.

Ticaret Kanunundaki değişim doğrultusunda Maliye Bakanlığı Limited ve Anonim şirket amme borçlarında sorumluluğu düzenleyen tahsilat tebliğinde bir takım değişikliklere gitmiş bulunmaktadır.

Bu yazımızda son olarak 11.09.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan A Seri: 5 Sıra No.lu Tahsilat Genel Tebliği ile açıklanan Limited ve Anonim Şirketlerde amme alacaklarında sorumluluk ve yasal takip konularında nelerin değiştiğini açıklamaya çalışacağız.

1- Limited Şirketlerin Amme Borçlarında Sorumluluk:


a) Ortak Sıfatıyla Sorumluluk;

6183 Sayılı Kanunun 35. Maddesinde;

“Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”

hükümleri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere limitet şirketlerde ortaklar açısından genel kural sermaye hisseleri oranında sorumluluktur.

Diğer bir ifade ile sorumluluğun sınırı konulan sermaye payı ile sınırlandırılmamış bulunmaktadır.

Yasanın bu hükmünün uygulanmasında her hangi bir sorun yaşanmamakla birlikte, ortaklık payının devri durumunda sorumluluğun, ortaklık payını devreden ve devralan açısından ne zaman başlayıp biteceğini açıklayan ikinci fıkrası zaman zaman idare ile şirket ortaklarını karşı karşıya getirmektedir.

Bir pay devri söz konusu olduğunda bu devrin hangi işlem üzerine ve hangi tarih itibariyle hüküm kazanacağının bilinmesi önem arz etmektedir.

6102 Sayılı Ticaret Kanunun 595. maddesinde Limitet Şirketlerde ortaklık payının devrinin nasıl olacağı açıklanmış bulunmaktadır. Madde hükmüne göre;

ortaklık payının/esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması,
tarafların imzalarının noterce onaylanması,
şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu ve devrin bu onayla geçerli olacağı, başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde devre onay vermiş sayılacağı,
hükme bağlanmıştır.

TTK’ da ki bu düzenlemeler ışığında 5 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliğinde; tescil ve ilan yoluna gidilmeyen ortaklık payı devirlerinde, ortaklık payının devredildiği tarih olarak noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınacağı, diğer taraftan, ortaklık payının noter tasdikli devir sözleşmesi ile devredilmesine rağmen devrin genel kurul tarafından reddedilmesi halinde, ortaklık payının devredilmemiş sayılacağı ve ortağın ortaklık sıfatının devam ettiğinin kabul edileceği açıklanmıştır.

Bu itibarla bir ortaklık payı devri söz konusu olduğunda 35. madde uyarınca yasal takibe maruz kalacak ortağın tespitinde, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesine, bu ana sözleşmede yapılan değişikliklere, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde ise 6102 sayılı Kanunun 594 üncü maddesine göre tutulan pay defterinde ya da devrin genel kurul tarafından onaylanmış veya onaylanmış sayılması halinde, noter tasdikli devir sözleşmesinde yer alan tarihlere bakılacaktır.

Dolayısıyla bir Limitet Şirketteki ortaklık payını, devir suretiyle sonlandırmak isteyen ortağın, daha sonradan doğan amme borçlarından sorumlu olmadığını iddia edebilmesi için pay devrini TTK’nın 595. maddesinde belirtilen ve yukarıda açıkladığımız şekil şartlarına uygun yapması gerekmektedir.

b) Limitet Şirketler de Yönetici ve Temsilci Sıfatıyla Sorumluluk;

Ortaklar açısından sermaye hissesi nispetinde olan sorumluluk 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. Maddesi uyarınca yönetici ve temsilciler açısından şirket borcunun tamamını kapsayacak şekilde müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre belirlenmiştir.

6102 Sayılı TTK nın Limitet Şirketler de yönetim ve temsili açıklayan 623. Maddesinde;

Şirket yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği,
Şirket sözleşmesi ile, yönetimi ve temsilin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, üçüncü kişilere yönetim hakkının devrinde de en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği,
Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, tüzel kişiliğin bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirleyeceği,
Müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğu,
düzenlemeleri yer almaktadır.

6102 sayılı Kanuna göre, limitet şirketin kanuni temsilcisi, şirket sözleşmesi ile tayin edilmiş müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortak veya tüm ortaklar ya da üçüncü kişiler olabilecektir. Ancak üçüncü kişilere şirketin yönetim ve temsilinin verilebilmesi için ortaklardan en az birinin şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekmektedir.

Hatırlanacağı üzere 6762 Sayılı TTK nın 541. Maddesi uyarınca; Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabilmekte idi ve bu konuda ortaklardan en az birinin şirketin yönetim ve temsil yetkisinin korunması gibi bir ön koşul bulunmamakta idi.

Bu anlamda 6102 sayılı TTK nın 623 maddesi ile getirilen bu kısıtlamanın, 6183 sayılı kanunun 35. Maddesi uyarınca yapılacak takiplerde göz önüne alınması gereği doğmuştur.

Buna göre, limitet şirketlerin müdür, dolayısıyla yönetici-temsilci sıfatı taşımayan ortakları hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak takip; 35 inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında, 6102 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edilen kanuni temsilcileri hakkındaki takip ise 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine göre amme alacağının tamamından, müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre olacaktır. Bu anlamda yeni tahsilat tebliği bir yenilik getirmezken sadece ortak olmayan kişiler arasından seçilecek müdürler için yeni kuralın göz önünde bulundurulması gerekecektir.

2- Anonim Şirketlerin Amme Borçlarında Sorumluluk:


a) Ortak Sıfatıyla Sorumluluk;

Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olmayan ortakları ,6102 sayılı TTK’nın 329 maddesinde yer alan;

1) Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.

2) Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.

tanım gereği, sadece taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olarak sorumlu olur, bunun ötesinde bir sorumlulukları söz konusu değildir.

b) Anonim Şirketlerde Yönetici ve Temsilci Sıfatıyla Sorumluluk;

Anonim Şirketler de ortaklar açısından taahhüt edilen sermaye payı ile sınırlandırılmış olan sorumluluk, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. Maddesi uyarınca yönetici ve temsilciler açısından şirket borcunun tamamını kapsayacak şekilde müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre belirlenmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 365 inci maddesinde istisnai hükümler saklı olmak kaydıyla Anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetilip temsil olunacağı belirtilmiştir.

Aynı zamanda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim hakkı ile temsil yetkisini birbirinden ayırarak 367 nci maddesinde yönetimin devri konusu 370 inci maddesinde ise şirketin temsil yetkisi düzenlenmiştir.

Temsil Yetkisi başlığını taşıyan 370. maddede;

Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu,
Yönetim kurulunun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredilebileceği, bu durumda da en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması gerektiği,
belirtilmiştir.

Ve yine 6102 sayılı Kanunun 359 uncu maddesi gereğince anonim şirketin yönetim kurulunun; esas sözleşme ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş bir veya daha fazla kişiden oluşması gerektiği hükme bağlandığından, anonim şirketin yönetim kurulunun tek kişiden oluşması halinde, şirketin temsilinde her hal ve takdirde bu kişinin bulunması gerektiği belirtilmiştir.

Buna göre, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında kanuni temsilci, şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış üçüncü kişiler olabilecektir.

Kanunun 370 ve müteakip maddelerine göre temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamış ise, tüm yönetim kurulu üyelerinin kanuni temsilci sıfatını taşıdığı kabul edilecektir.

Buna karşın şirket temsil salahiyeti murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış ise amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması gerekmektedir.

Bu açıdan öncelikli olarak şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunup bulunmadığına bakılacak olup, böyle bir kayıt bulunmuyor ise yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uyarınca işlem yapılaması yoluna gidilecektir.

Sonuç:

Türk Ticaret Kanunundaki değişimle birlikte, şirketlerde yönetim ve temsil ile ortaklığın devri konularında bazı değişiklikler söz konusu olmuştur. Bu değişikliklere paralel olarak şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacaklarından, kimlerin nasıl ve ne şekilde sorumlu olduğu Seri: A Sıra: 5 No.lu Tahsilat Genel Tebliği ile yeniden ortaya konulmuştur.

Şirket ortak ve yöneticilerinin amme alacakları karşısındaki sorumluluklarının ne zaman başladığını ve bittiğini bilmeleri önem arz etmektedir. Ortaklığın son bulması ile yönetim ve temsil yetkisinin son bulması farklı prosedürlere tabi olup, bu prosedürler yasaya uygun yerine getirilmediğinde ortak ve yöneticiler açısından beklenilmeyen yaptırımlara neden olabilecektir.

Çınar Bağlan | Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Direktörü, YMM
http://www.verginet.net/dtt/1/anonim-limited-sirket-amme-borclari-sorumluluk.aspx

Hiç yorum yok