0
-- --
Yıllarca yaşadığımı, doğup büyüdüğüm sokaklar buralar.

Bebekliğim, çocukluğum, gençliğim ve heyecanlarımın , üzüntülerimizin dolu dolu geçtiği sokaklar buralar.



Komşu kavramının ne olduğunu öğreten sokaklar ...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Belediyesi ve KİPTAŞ işbirliğiyle, 2006 yılında yenileme alanı ilan edilen ve artık savaştan çıkmış halde viranelerin, harabelerin ve hepsinden ötesi yabancı uyruklu insanların sığınma yeri olan sokaklar.



KİPTAŞ'ın on yıldır ipe un serdiği, Proje alanındaki tarihi binaların yenilenmesi konusunda destek olması gerekirken köstek olduğu sözde yenileme çalışmaları yapacakları yerler buralar.

Buralar İstanbul tarihinin en mutena, en popüler, en mistik ve en güzel semtleriyken son 10-15 yıldır kaçakların, göçeklerin, sabıkalıların sığınma yeri



Vefa, Süleymaniye, Küçükpazar üçgeninin yer aldığı Fatih ilçesinin " tekinsiz, illegal ve dibin dibi" diye tabir edilen yeri

Bir zamanların saygın, itibarlı, beyefendi ve hanımefendilerin mekanı bugünlerin, Güney Asyalı, Afrikalı ve Suriyeli Mültecilerin mekanı.



Genelde eski, sur içi İstanbul'unun yabancı işgali altında tutulduğunu yazmak isterim ama belki ileride deyip şimdilik bu doğup büyüdüğüm yerlerden söz etmek istiyorum.

Bana acı verse de...



İstatistiklere gör Fatih/Eminönü Suriyelilerin, Zeytinburnu, Üsküdar ve Küçüksu Afganlıların, Kumkapı, Şişli ve Beyoğlu Afrikalıların yoğun olduğunu yerler. Bilhassa Kumkapı, Aksaray tanınmayacak etnik nüfusa sahip.

Kayıtsız kuyudatsız, kim oldukları belli olmayan, suça karışsa ( ki karışıyorlar) bulunmayacak bir gizemli insan topluluğu.



Vefa ve Küçükpazar İstanbul'un Fatih ilçesi sınırları içerisinde, Süleymaniye Camii'nin alt kısmında Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı mültecileri barındıran, geçmişte varoş, bugün ise varoşun da varoşluğunu yaşayan, Türkiye'nin en büyük kentinin unutulan semtleri arasında bir yer.



Son 4-5 yıl içerisinde ise ülkelerinden kaçan Afgan, Suriyeli, Bangladeşli ve Pakistanlılar Vefa ve Küçükpazarı ele geçirmiş durumda.



Derler ki, " Küçükpazar'da kimseye güvenmeyeceksin, kimseye para vermeyeceksin, kimseye ödünç kalem dahi vermeyeceksin. Burada herkes üç kağıt için fırsat kolluyor. Adamı ayakta uyutuyorlar'

İşte böyle bir semtte dolaşırken kendimi çok uzaklardan bir Arap ülkesine gelmiş gibi hissediyorum.

Hatıralarımın yok olduğu, vicdanımın kan ağladığı semtte duvarlarında arapça sloganların cirit attığı yerlerde buraları bu duruma sokanlara intizar ediyorum

Burası savaş halindeki bir arap ülkesi, bir ortadoğu ülkesinden sokaklar değil.

Yüzbinlerce şehidin kanı ile sulanmış bir Türk toprağı..

İstanbul.. İstanbul'un göbeği...


Erol Kara - 21.11.2016

Yorum Gönder

 
Top