0
-- --
İşçi olarak özel sektörde çalışanların yıllarca yakındığı, şikayetçi olduğu, korktuğu ve korktuğu kadar sıkça başına gelen yaşandığında ise beddualara, davalara giden bir sürecin olduğu bir olaya ilişkin bir yasanın muhakkak değişmesi gerektiğine inandığım bir konuya değinmek istiyorum.


Olayın yakın şahitlerinden biri olarak vicdanen şahsımı da rahatsız eden bu durum için kanun koyucunun da harekete geçmesi gerektiğine inanıyorum

Önce yaşadığım olayı, ardından konu ile Yargıtay kararını sunmak istiyorum.


Olay...

15 yaşında bir iç giyim üretimi yapan işletmeye ekmek parası için girmiş bir bayan. Gecesi gündüzü, bayramı seyranı yaklaşık 13 sene bu işletmede çalışmış. Ailesinin geçimi için her türlü olumlu olumsuz olaya göğüs germiş.

Yaşı 28 olunca köyünden bir kısmet çıkmış. Evlenme zamanı çoktan geçmiş bayan söz, nişan ve evlilik kararı alınıp gün kesmeye kadar gelmiş. Evlilik hayali gerçekleşen bayan acemi olarak girdiği işletmede imalat şefi olmuş ama evlilik için izin istemeye kalktığında birden vicdanını çoktan tüketmiş, işverene yaranmak isteyen bir İK müdürünün bozuk para gibi harcadığı işçilerden biri olmaktan kendisini kurtaramamış.

Evlenecek bayan izin hakkı olmadığı için evlenmek amacıyla ücretsiz izin ister. 15 gün. Düğün hazırlıkları, köyde düğün, şehirde düğün, yeni evin derdi vs. 15 gün izin ister. İK müdürü zaten işçilerin harcandığı, tazminatsız çıkarılanların bolca olduğu işletmede bu kişiyi de çıkartmak için bahane ararmış.

Kendisi de bayan olan İK müdürü "İzin vermem" der. Evlenecek bayan "çıkartın" der. "Çıkartmam, kendin istifanı ver" sözüyle karşılaşır. Bayan deli olacak. Bir yanda kaçırmak istemediği bir evlilik, günü alınmış bir düğün olayı. Diğer yandan 13 yıllık emeği.. 15 gün ücretsiz izin ister. izin alamaz. Nikah cüzdanı olmadığı iiçin evlenme nedeniyle tazminat talebinde de bulunamaz.

Ve sonunda günün üretim şefi elinde terfi ettiğine dair belge de olmadığı için bayan acemi işçi pozisyonunda istifa dilekçesini doldurursak ve hiç bir hak alamadan 13 yıllık emeğine sünger çekerek işten çıkar.

Vicdansız İK müdiresi zafer kazanmışcasına ellerini ovuşturur.

YARGITAY KARARI

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, evlenmeden 10 gün önce iş yerinden istifa eden kadına kıdem tazminatı ödenmesine hükmeden yerel mahkeme kararını bozdu.

Sakarya'da evlilik hazırlığı yapan bir kadın işçi, 3 yıldır çalıştığı iş yerine dilekçe vererek, evleneceği gerekçesiyle iş akdinin feshedilmesini ve kıdem tazminatının ödenmesini istedi.

Şirket ise İş Kanununa göre, "kadın işçilerin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi rızası ile hizmet akdini sona erdirmesi durumunda" kıdem tazminatı almaya hak kazanacaklarının hükme bağlandığına işaret ederek, evlenmeden on gün önce iş akdini fesheden kadın işçiye tazminat vermedi.

İşçi ise evlilik nedeniyle iş akdinin feshedilmesinden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı alacağının kendisine ödenmesi istemiyle dava açtı.

Sakarya İş Mahkemesi, davayı kabul ederek, kadına tazminat ödenmesine karar verdi. Yerel mahkemenin kararında, "Davacı kadının evlilik nedeniyle iş akdini feshettiğinin anlaşıldığı, davacının evlendiği tarih ile iş akdinin feshine ilişkin dilekçeyi verdiği tarih arasında on günlük bir süre bulunduğu, davacının evleneceği için işi bırakacağını daha önce davalı şirkete bildirdiği, bu nedenle davacının fesih tarihinden on gün sonra evlenmiş olmasının tazminat alamayacağı anlamına gelmeyeceği" belirtildi.

Daire kararı bozdu

Şirketin kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

Dairenin kararında, İş Kanununda, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde iş akdini feshedebileceğinin hükme bağlandığı belirtildi.

Kararda, kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkının, evlilik tarihinden itibaren başlayacağı, bu hakkın sadece kadın eşe tanındığı, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılması gerektiği ifade edildi.

Kadın işçinin evlilik öncesinde bu hakkını kullanmasının mümkün olmadığı vurgulanan kararda, "Kadın işçinin yasanın tanıdığı fesih hakkını kullanması halinde, kıdem tazminatı talep hakkı doğar. Feshin işverence kabul edilmesi gerekmez." denildi.

Kararda, "Kadın işçi evlilik nedenine dayalı feshin ardından ara vermeksizin başka bir iş yerinde çalışmaya başlayabilir ve bu durum evliliğin kadına yüklediği görevlerin yerine getirilmesi noktasında daha olumlu sonuçlar doğurabilir." görüşüne yer verildi.

ÖNERİMİZ

İş Kanunu, "kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde iş akdini feshedebileceğinin hükme" bağladığı için evlilik tarihinden önce isterse bir iki gün önce de olsa bunu kabul etmeyince evlenmek isteyen bayan çalışanlar bu durumdan ötürü işyerlerinden tazminat almadan ayrılmak zorunda kalmaktadır.

Bu yasa işvereni kollayan, işçiyi ise mağduriyete sürükleyen bir sona itmektedir.

Kanun koyucu yasadaki bu durumu değiştirerek. "kadın işçinin evleneceği tarihten -iş yerinde çalıştığı süreç göz önüne alınarak hak ettiği yıllık izin süresine göre - gün sayısına bakılarak evlilik öncesi başlamak kaydı ve evlendikten sonraki 1 yıl içinde evlenmesini nikah belgesi ile ispat etmek şartıyla kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde iş akdini feshedebileceğini" hükme bağlamalıdır.

Kanun maddesine, "Evlenmeden önce iş akdini fesh ederek tazminatını alan çalışan nikah yapmadığı takdirde aldığı tazminatı işverenine 30 iş günü içerisinde yasal faizi ile birlikte geri öder," yaptırımı da konulursa kimse mağdur da olmamış olur.

Erol Kara - 23.11.2016

Yorum Gönder

 
Top