İbn Abbas’tan nakledildiğine göre Peygamber (sav) Muaz’ı Yemen’e vali olarak gönderdiğinde ona şöyle dedi: “Mazlumun bedduasından kork. Çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında hiçbir engel yoktur.” [Buhârî, Zekâk 63, Cihâd 180, Mezâlim 30,35; Meğâzî 60]

“Mazlum” ve “zulüm” İkisi zıt kardeş.. Bir yerde zulüm varsa orada mazlum vardır. Mazlum ah ederse dağlar titrer. Gök açılır. Sesi, duası alemlerin rabbi olan Allah'a aracısız ulaşır.

Peygamber (sav)'in mübarek sözü yukarıda.. “Mazlumun bedduasından kork."

Kork Allah'tan korkmayandan, demekte var. Zalim zulüm yaparken Allah'tan korkmaz. Kabeyi, haccı her yıl yerine getirse de paklanmaz. 24 saat secdeye kapansa yaralar kapanmaz. Kan kokusu vardır ortalıkta.

İniltiler vardır, sessiz çığlıklar vardır.

Zulüm / zalim , sevginin, şefkatin ve adaletin zıddıdır. Zulüm, haddi aşmak, kötü, kaba davranmak ve insanları sıkıntıya sokmak, eza cefa vermektir.

Zulüm, karanlık demektir, aydınlıktan mahrum kalmak demektir. Zulmü, Allah’ın gazabının ve lânetini istemek demektir.

İslâm, zulmü haram kılmıştır.

İslâm’ın özü merhamettir.

Zulüm, adaletin zıddıdır. Adalet, yaratıklara hak­kını vermektir; zulüm ise onlara haklarını vermemek, haksızlık etmektir. Zulümle adalet bir arada bağdaşamaz. Adaletin olduğu yerde zulüm olmaz, zulmün olduğu yerde de adaletten bahsedilemez.

Allah adildir, adaleti emreder, adaletle muamele edenleri sever. Allah zalim değildir, zulmü kesin olarak haram kılmıştır. Zalimleri asla sevmez. Onun için kullarının zulümden uzak durmalarını, adaletten ayrılmamalarını emreder.

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurur:

“İyi biliniz ki Allah’ın laneti zalimler üzerinedir.” (HUD SURESİ – 18. AYET)

Yaratıklara karşı zulüm onlara karşı haksızlık etmek, eza ve cefa vermek, işkence etmek, onları baskı altında tut­mak ve sindirmeye çalışmaktır.

Zalimler şunu bilmeliler ki, yaptıkları yanlarına asla kalmaz. Allah ihmal et­mez, geciktirir ama cezasız bırakmaz.

Mazlumun ahı yerde kal­maz. Duası Allah katında makbuldür.

Mazlum, haksızlığa uğrayan kimsedir. Haklı olduğu halde kendisine zulmedilir, hakkı gasp edilir. Kendisine zulme­denin karşısında güçsüz ve hakkını savunmaktan aciz olduğundan dolayı, bedduadan başka yapacak bir şeyi yok­tur. Ondan dolayı Allah mazlumun duasını kabul eder.

Allah mazlumlarla beraber­dir, zalimlerden uzaktır. Kur’an-ı Kerim’de Allah zalimler hakkında çok kereler sözünü bildirdiği gibi atalarımız da beyanlarını eksik etmemiştir.

“Alma mazlu­mun âhını, çıkar aheste aheste”

Başka bir atasözü ise şöyledir:

“Mazlumun âhı, indirir şahı”

Öyle ise güçlü ve kuvvetli kimse, gücüne ve kuvvetine güvenerek başkala­rına zulmetmemelidir.

Mazlu­mun bedduası, kendisine zul­meden padişah da olsa taht­tan indirir.

UNUTMAYALIM Kİ: “KİMSENİN ÂHI KİMSEDE KAL­MAZ.”

Mazlumun duasının makbul olması için, mümin ve mutta­ki olması da şart değildir. Fâcir de olsa duası kabul edilir. Nitekim Ebu Hüreyre (RA)’tan riva­yet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:

“Fâcir de olsa mazlumun duası kabul edi­lir. Onun fücuru kendisini il­gilendirir.”

O halde sürahi olupta bardağın önünde eğilmektense dik ve doğru olup zalime yardım için zulme ortak olmamak lazım.

Günümüz çok tehlikeli günlerden geçmektedir.

Sağnak sağnak zulüm yayıyor.

Müfteriler, hırsızlar, dalkavuklar, zavallılar, ahlaksız, izzetsiz, haysiyetsiz, kibirli, fırıldak, nemmamcı histeri krizine tutulmuş halde mazlumlara zehrini akıtmaya çalışmaktadır.

Kendini kurtarmak isterken mazlumları ispiyonlayanlar, sevmediğini makamdan, mevkiden, ekmekten uzak tutmak isteyenler ergeç attıkları iftiralar ile sebep oldukları zulmü muhakkak yaşayacaklardır.

Allah korkusu olmayan insan ibadetten başını kaldırmasa da farketmez.

Zulüm sahibi felaha ermez.

Erol Kara - 09.10.2016
 
Top