0
-- --
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin aldığı içtihat değişikliği kararı ile 3 bin 300 TL'nin altındaki borçlar için icra takibi başlatılmayacak" sözü yanlış algılamalara neden olmaktadır.


Kararın yanlış anlaşıldığını iddia eden uzmanlar sadece icradan önce yapılması gereken bir işlem var ki o yapılmadan icra takibi açılamayacağıdır. Ne var ki medyanın yanlış yönlendirmesi, reyting kaygısı borçluları yanlış yöne sevk ettiğinden bir çok borçlu 3300 TL'nin altına icra işleminin yapılmayacağını sanarak buna itiraz etmektedir ki gerçekte böyle bir durum yok, dediler.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 3 bin 300 TL'nin altındaki alacaklar için Tüketici Hakem Heyetine başvurulmadan icra takibi açılamayacağına yönelik bir karara imza attı. Buna göre "Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin kanun yararına bozma kararı ile getirdiği bu içtihat, şirketler ile tüketiciler arasındaki bütün alacak-borç ilişkisini yeniden düzenleyecektir. Artık şirketler, 3300 TL'nin altındaki alacakları için doğrudan icra takibi yapamayacak, öncelikle Tüketici Hakem Heyetine başvurmak zorunda kalacaktır" dedi.

Alınan kararı bir örnek ile değerlendiren hukukçular, "Mesela, bir telekomünikasyon şirketi tüketicinin gecikmiş faturasını hemen icra takibine koyabiliyor ve alacağını bu yolla tahsil edebiliyordu. Hemen icra takibine geçmek ise, tüketiciye ekstra vekâlet ücreti ve masraf getiriyordu. Şimdi, şirket ödenmemiş faturadan doğan alacağını öncelikle Tüketici Hakem Heyetine müracaat ederek talep etmek zorunda kalacaktır. Bu talep ise asgari 3 ile 6 ay arasında karara bağlanacak, bu süre zarfında da tüketici herhangi bir ekstra vekâlet ücreti ve masraf yükümlülüğü ile karşılaşmayacaktır. Eğer tüketici borcunu bu aşamada öderse ek masraf kalemlerinden kurtularak borçtan tamamen kurtulabiliecektir

Tüketicilere şu uyarıda bulunuyoruz: Yargıtay Kararına aykırı olarak, 3300TL’nin altındaki bir borcunuzdan dolayı hakkınızda şirketler tarafından yapılan icra takibi işlemine tebligatı aldığınız tarihten sonraki 7 gün içinde  ilgili icra dairesinde itiraz ederek, ilamsız icra takip işlemini durdurunuz.

Eğer dosyada Tüketici Hakem Heyetine gidildiği ve bu durumda dahi borcunuzu ödemediğinize dair belge varsa itiraz etmek hakkınız doğmamaktadır. Buna dikkat etmelisiniz. Yoksa boşuna mahkeme, karşı taraf avukat ücreti ve inkar tazminatı ödemek zorunda dahi kalabilirsiniz.

Hukukçular yanlış anlamalar, reting kaygısıyla tüketiciyi 3300 TL altındaki meblağlar için kendisi aleyhine icra takibi yapılamayacağı beklentisine sokulmamalı, derken 3300 TL altındaki uyuşmazlıklarda şirketlerin tüketici hakem heyetine başvurusunun zorunlu olduğu, tüketici hakem heyetine başvuru yapmadan icra takibi yapamayacaklarını belirtti.

"Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2015/10571 esas sayılı 2015/8738 karar sayılı 18.03.2015 tarihli kararında, yepyeni bir içtihat getirmiş ve şirketler ile tüketiciler arasındaki fatura ve benzeri sebeplerden doğan alacaklar bakımından doğrudan icra takibi yoluna gitmeyi hukuken kabul edilemez bulmuştur. Bundan sonra şirketler 3300 TL'nin altındaki fatura, kredi ve benzeri alacakları için öncelikle Tüketici Hakem Heyetlerine başvurarak alacakları hakkında karar verilmesini isteyecekler, Tüketici Hakem Heyetinden çıkan kararı icra takibine konu edebileceklerdir. Bu durum ise piyasada tüketicilerden en çok alacaklı olan sektörlerden telekomünikasyon, enerji ve bankacılık sektörlerini doğrudan etkileyecek ve sistemlerinin değişmesine sebep olacaktır" dedi.

Büyük ihtimalle şirketler, alacakları doğrudan icra takibine vermek yerine gitmesi gereken Tüketici Hakem Heyeti yolunu seçmemek için tüketicilerle anlaşma yapabileceği bir uzlaşma mekanizması kurmak zorunda da kalabilecektir.

Yargıdaki yoğunluğu azaltmak adına hazırlanan yasa tasarısının, 2016 yılının ikinci yarısında TBMM’de görüşülmesi bekleniyor, tasarı yasalaştığında, 2 bin 500 TL ve altındaki alacaklar için icra takibi başlatılamayacak, dava açılamayacak. Taraflar arabulucuya gidecek ve uzlaşma yolu arayacak.

İşte Yargıtay 13. Hukuk Dairesinini ilgili kararı

T.C.
YARGITAY
13. Hukuk Dairesi

Esas No : 2015/10571
Karar No : 2015/8738
İlgili Kavramlar: İcra Takibinden önce Tüktici Hakem heyetine başvuru zorunluluğu
İlgili Maddeler: 6502 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68. Mad.

Y  A  R  G  I  T  A  Y   İ  L  A  M  I

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile konut kredisine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalının kredi kullanımı öncesinde ödediği 850 TL ipotek tesis ve ekspertiz ücretinin tahsili için icra takibi yaptığını, itiraz üzerine davalının Şanlıurfa Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak itirazın iptalini istediğini,Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 21.04.2014 tarih ve 2013/1751 sayılı kararı ile; itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiğini, Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin, mahkemenin yerine geçerek itirazın iptaline karar veremeyeceğini ileri sürerek Şanlıurfa Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nin 21.04.2014 tarih ve 2013/ 1751 sayılı kararının iptalini istemiştir.

Davalı, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.

Dava, Tüketici Hakem Heyeti Kararının iptali istemine ilişkindir.

Taraflar arasında konut kredisi sözleşmesi bulunduğu ve davacı banka tarafından 850 TL masraf alındığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tüketici sorunları hakem heyetinin görev alanına giren bir uyuşmazlıkla ilgili olarak hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılıp yapılamayacağı, icra takibinin yapılması halinde de tüketici sorunları hakem heyetinin itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığı hususundadır.

Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaatın yapıldığı tarihte yürürlükte olan 4077 sayılı yasanın 22. maddesinin beşinci fıkrasıyla, değeri 1.161,67 TL nin altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Somut olayda, uyuşmazlık konusu asıl alacak 850 TL olduğuna göre, davalının icra takibi yapmadan önce tüketici sorunları hakem heyetine müracaatı zorunludur.

Uyuşmazlığın değeri itibariyle tüketici hakem heyetinin görev alanına girmesine rağmen tüketici hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde itirazın iptali isteminin nereden isteneceği hususunda, 28.05.2014 tarihinden önce yürürlükte bulunan 4077 Sayılı Kanunda ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Kanunda özel bir düzenleme yapılmamıştır.

Doktrinde bir kısım yazarlar tarafından, uyuşmazlığın değeri itibariyle tüketici hakem heyetinin görev alanına girmesine rağmen tüketici hakem heyetine müracaat etmeksizin icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde itirazın iptali istemlerinin tüketici hakem heyeti tarafından incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

Ancak, bu konuda sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için itirazın iptali davasının düzenlendiği yasa maddelerinin ve tüketici hakem heyetinin niteliğine ilişkin yüksek yargı kararlarının incelenmesi gerekir.

İtirazın iptali davası,2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 67.maddesinde düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunun 67.maddesine göre;takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Yasadaki bu açık hüküm nedeniyle itirazın iptali ancak mahkemeden istenebilir. İtirazın iptaline ilişkin istem hakkında karar verme yetkisi mahkemede olduğuna göre, tüketici hakem heyetinin mahkeme niteliğinde olup olmadığının tartışılması gerekir.

Anayasa Mahkemesinin 31/05/2007 tarih ve 2007/53 esas, 2007/61 karar sayılı kararı ile; yargı yetkisini Türk Milleti adına kullanacak olan bir merciin mahkeme olarak kabul edilmesi için kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yasayla itirazı düzenlenmesi, karar organlarının hakimlerden teşekkül etmesi, yargılama tekniklerini uygulayarak ve genelde dava yolu ile uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıkları çözümlemekle görevli olması, görev yapan üyelerin atanmalarının, hak ve ödevlerinin, emekliye ayrılmalarının, Anayasa'nın öngördüğü mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre düzenlenmiş olması ve Anayasa'da sayılan ve başında bir yüksek mahkemenin bulunduğu yargı düzenlerinden birinde yer almasının gerekli olduğu,Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin ise, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un değişik 22. maddesine göre, illerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur, ilçelerde kaymakam veya görevlendireceği bir memur başkanlığında, belediye, baro, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odası ve tüketici örgütlerinden seçilerek görevlendirilecek beş kişiden oluştuğu,Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin, yargı organlarının ve mensuplarının Anayasa'da belirtilen niteliklerine sahip olmadığı gerekçesiyle “mahkeme” niteliği taşımadığına karar verilmiştir. Buna göre, tüketici sorunları hakem heyeti mahkeme niteliğinde değildir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tüketici sorunları hakem heyetine müracaat edildiği tarihte yürürlükte olan 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22.maddesi ile, davanın açıldığı tarihte ve karar tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 68.maddesinde belirlenen miktarın altında kalan uyuşmazlıklar için, icra takibi yapılmadan veya dava açılmadan önce tüketici hakem heyetine müracaat edilmesi zorunludur.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 70/2.maddesinde, il ve ilçe tüketici hakem heyetlerinin verdiği kararların tarafları bağlayacağı ve İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlere göre yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, verdiği karar ilamlı icra yolu ile takibi mümkün olan Tüketici Hakem Heyetine müracaat etmeden ilamsız icra takibi yapmakta tüketicinin hukuki yararı yoktur. Bu durumda tüketici hakem heyetine müracaat edilip uyuşmazlıkla ilgili olarak bir karar almadan icra takibi yapılamayacağı gibi, tüketici mahkemesinde de dava açılamaz. Buna rağmen icra takibi yapılması ve icra takibine itiraz edilmesi halinde ise, itirazın iptali istemiyle tüketici hakem heyetine müracaat edilemez.

Bu halde de, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 68.maddesindeki açık hüküm nedeniyle tüketici mahkemesinin, uyuşmazlığın esasıyla ilgili karar verme yetkisi bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca mahkemece, tüketici hakem heyetinin, itirazın iptaline ilişkin istem hakkında karar verme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle tüketici hakem heyeti kararının iptaline karar verilmesi gerekirken, tüketici hakem heyetinin bu konuda karar verme yetkisinin olup olmadığı da tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.




Yorum Gönder

 
Top