.

.
.

Kısa Kısa

Yabancı ülkede yerleşik yabancı uyrukluya 35 E göre yapılır mı ?

T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO.2013/7353
KARAR NO.2014/5765
KARAR TARİHİ.31.03.2014
MAHKEMESİ : İstanbul 15. ( Şişli 4.) Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/07/2003
NUMARASI : 2001/1075-2003/808


ÖZET : Yabancı ülkede yerleşik yabancı uyrukluya , öncesinde tebliğ yapılıp adresten taşındığı için Teb.K. 35 ‘e göre tebliğ yapılamayacağı, 35. madde hükümlerinin Türk Vatandaşlarına yönelik olduğundan yabancı uyruklu davalılara bu madde hükmünün uygulanamayacağı…

“..MÖHUK 2. maddesi hükmünün göz önünde bulundurulması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi hükmünün davalıların tabi oldukları ülke Kanunlarında karşılığının bulunup bulunmadığının İlgili Kurumlardan (Adalet Bakanlığı ve Bakanlık aracılığı ile ABD Ülkesi Büyükelçiliğinden) sorulması, tebligat konusunda Adalet Bakanlığınca yayınlanan genelge hükümlerinin göz önünde bulundurulması, düzenlenecek müzekkerelerin istenilen hususların çözümüne yönelik açık ve anlaşılır biçimde yazılması, getirtilen cevaplara göre mahkeme hükmünün davalılara tebliğinin sağlanması gerektiği”


Hazine ile A. S. S. aralarındaki verasetin iptali davasının reddine dair İstanbul 15. (Şişli 4.) Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.07.2003 gün ve 1075/808 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı Hazine vekili, Ş. M. mah. Hane no. .. cilt no..., sayfa 85 de nüfusa kayıtlı M. T.’in dul ve bekar olarak 11.12.1986 tarihinde öldüğünü, Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1988/459-1989/1078 Esas ve Karar sayılı veraset ilamında yasal mirasçısının Hazine olduğunun belirlenmesine rağmen, eksik inceleme ve delillerin yanlış takdiri sebebiyle, Şişli 3. Sulh Mahkemesi'nin 1988/405-785 Esas ve Karar sayılı veraset ilamında mirasçılık sıfatının A. S. S. ve A. S.’a ait olduğuna karar verildiğini, hatalı olarak verilen bu veraset ilamının iptaline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iptali istenilen veraset belgesinin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemenin verdiği red kararı taraflara tebliğe çıkarılmış, Hazine vekiline usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmiş, ancak davalılar A. S. S. ile A. S. C.’a hüküm tebliği yapılamamıştır. Anılan davalıların ABD’deki adreslerine yargılama sırasında tebliğ sağlandığı için aynı adreslerine gönderilen davetiyelere Waşhington Büyüelçiliği tarafından verilen 29.04.2010 tarihli cevabi müzekkerede, belirtilen adreste 3. kişilerin yaşadığı davalıların tanınmadığının bildirildiği görülmüştür. Bunun üzerine mahkemece Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalıların ABD ülkesindeki adreslerinin araştırılması istemine ilişkin, ilgili Ülke Adalet Bakanlığı tarafından verilen 06.10.2010 tarihli cevapta kişiler hakkında araştırma yapılması veya rapor verilmesi yetkilerinin bulunmadığından evrakın işlem görmeden iade edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca ilgili kişilerin adreslerinin tespit edilemediğinden 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılıp yapılamayacağı konusunda Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü de 09.08.2012 tarihli cevabi görüş yazısında anılan Kanun'un 35. madde hükümlerinin Türk Vatandaşlarına yönelik olduğundan yabancı uyruklu davalılara bu madde hükmünün uygulanamayacağını, araştırma talep edilen kişiler için bulundukları eyalet ve şehirlerdeki mahalli şirketlere başvurmak suretiyle olumlu sonuç alınabileceğini bildirmiştir. Tüm bu araştırmaların olumsuz neticelenmesi üzerine yerel mahkeme, davacı Hazine vekiline 19.10.2012 tarihinde tebliğ edilen 08.10.2012 günlü muhtıra ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün 09.08.2012 tarihli görüş yazısında belirtilen hususlarda gerekli araştırmaların yapılarak davalılara tebligat yapılmasının sağlanması aksi takdirde temyiz isteğinden vazgeçmiş sayılacağı ihtarında bulunmuştur. Mahkemece, Hazine vekili tarafından muhtıra gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle 18.02.2013 tarihli ek kararla davacı vekilinin temyiz talebinden HUMK.nun 432 ve 434. maddeleri gereğince vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi üzerine, ek karar davacı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Yerel mahkemece, hükmün tebliğinin sağlanması bakımından davacı vekiline çıkarılan muhtıra gereği yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Öncelikle yabancı uyruklu kişilere yabancı ülkelerde ne şekilde tebligat yapılacağının araştırılması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi hükmünün, uygulama yeri olup olmadığının, anılan maddenin yabancı uyruklu davalıların, uyruğunda bulundukları ülke kanunlarında karşılığının bulunup bulunmadığının, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan 69/3 nolu 16.11.2011 tarihli Genelge hükümlerinin olayda uygulama yeri olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir.

Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmünde, “Hakim, Türk Kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. Yabancı Hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi halinde Türk Hukuku uygulanır.” denilmektedir. Anılan madde hükmüne göre hakimin gerekli sonuca ulaşmak için tüm araştırmaları yapacağı, gerektiğinde davanın taraflarından da yardım talep edebileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla, davanın tarafların, olayın çözümünde yardım çerçevesinde bulunabilecekleri anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece, az yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmadan, davacı vekiline tebliğ edilen usule aykırı muhtıra gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Şu halde davacı Hazine vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile 18.02.2013 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verilerek; yerel mahkemenin 10.07.2003 tarih 2001/1075-2003/808 Esas ve Karar sayılı hükmünün davalılara usulüne uygun bir biçimde tebliğinin sağlanması, bu kapsamda MÖHUK 2. maddesi hükmünün göz önünde bulundurulması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi hükmünün davalıların tabi oldukları ülke Kanunlarında karşılığının bulunup bulunmadığının İlgili Kurumlardan (Adalet Bakanlığı ve Bakanlık aracılığı ile ABD Ülkesi Büyükelçiliğinden) sorulması, tebligat konusunda Adalet Bakanlığınca yayınlanan genelge hükümlerinin göz önünde bulundurulması, düzenlenecek müzekkerelerin istenilen hususların çözümüne yönelik açık ve anlaşılır biçimde yazılması, getirtilen cevaplara göre mahkeme hükmünün davalılara tebliğinin sağlanması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik
incelenmesine yer olmadığına HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kararara.com desteğiyle

Hiç yorum yok