Kredi kartları, bolca, ödeyebileceği dahi düşünülmeden telefonla, sms ile, eposta ile tek bir evetle dağıtılan krediler patlamaya başladı. Dönüşü olmayan milyonlara lira selsebil dağıtılırken alacağını alamayan banka en sonunda zarar gösterip tahsilatını günahsız vatandaşın cebine kadar uzanarak devlet kanalıyla yapıyor.


Banka devletten alana kadar mevcut prosedürünü işletiyor. Önce kendi bünyesindeki icra ekiplerinden, daha sonra sözleşmeli hukuk büroları kanalıyla arkasında ihaleyle sattığı varlık yönetim şirketleri sonrası devlete dönüp ben bu kadar alacağım vardı, alamadım, zarar gösteriyorum sen bir zahmet öde diyerek konuyu kapatıyor.

Ve bu para sütü bitmemiş vatandaşın boğazına sarılarak bankaya ödeniyor.

Borç namustur anlayışı bitti. Borcu olmayana garip insan gözüyle bakılıyor. Elinizi sallasanız borçluya çarpacak durumda yaşıyoruz. Hatta kul borcu her dinde günah.. Ancak yüzsüzlük artık ayaklar altında..

Konumuz bu değil tabi. Hukuk bürolarının borçluya ulaşırken yaptığı taciz ve tacizde polis telsiz sesinin araç olarak kullanılması.

Borçlu, sözleşmeli avukatlar tarafından adeta bunaltılarak borcu ödüyor. Yapılan telefonla aramalar, gönderilen haciz memurlarıyasal çizgisinde kaldığı sürece sorun olmuyor.

Hatta taksitle ödemek isteyenlere imkan da tanınıyor, borçluyu sözünden caydırmamak için ucunda 3 aya kadar hapis olan taahhüt alınmaya çalışılıyor

Vatandaş, banka avukatlarının tacizinden kurtulmak için taahhüt vererek, hapis cezasıyla karşılaşınca kimileri, intihara sürükleyecek kadar bunalıma düşüyor.

Birçok borçlu da hapse girmemek için kaçak durumundadır.

Basında birçok intihar vakalarına rastlamaktayız.

Yeni icra yasası ile herşeyi kaldıramayan avukatlar borçluya ulaşamayınca ailenin diğer fertlerine ulaşarak onlar vasıtasıyla borçluya baskı yapmaktadırlar.

“Polisle geliyorum, yanımda polis“ deyip, polis telsizi dinlettiriyor. İnternetten indirdikleri polis telsiz sesinin diğer telefonla konuşurken yan taraftan borçluya dinlettiren ve bir çoğunun sosyal güvencesi olmayan genç yaştaki tecrübesiz gençler "baskına geliyoruz, polis ve çilingirle geliyorz, kapıyı kırarız gibi sözler sarfederek adeta bir korku sağanağı yaşatmaktadır.

Bazı hukuk büro çalışanları söylemleri daha fazla artırarak hakaret ve küfür boyutuna kadar gitmektedir.

Borçlunun yakınlarını arayıp dolandırıcı olduğundan söz eden, gün içerisinde SMS bombardımanına tutarak taciz edenler, hergün defalarca arayıp bağırıp çağırarak hakaret edenler, aradıklarında polis telsizi sesi dinleterek emniyetteyiz , polis alıp geliyoruz birazdan icraya geleceğiz diyenler, küfür edenler, borçlunuz ölür sigortadan alırız bu parayı diyenler, iğrenç namussuz bir insansınız diyenlerin sonu bu gidişle alınmayacak gibi görünüyor.
Bankaların, GSM operatörlerin ve benzer kurumların alacaklarını takip eden avukatlar, çağrı merkezi gibi çalışmaktadırlar. Yanlarında çalışan ve avukat olmayan elemanlar, borçluları arayarak sıkıştırmaktadırlar. Borçlu psikolojisi eğitimi almayan ve amacı sadece tahsilât olan bu elemanlar, gerekirse hakaret ederek, gerekirse taciz ederek tahsilât yoluna gitmektedirler.

”icra, haciz” kelimesini duyan vatandaş başka şekilde borçlanarak borcunun kat kat fazlasını ”İcra dosyası masrafı, avukatlık ücreti” gibi isimler altında ödemek zorunda kalıyor. İcra dosyası açılmadığı halde, vatandaştan avukatlık ve icra takip dosya masrafı talep eden de var.

Oysa hukuk bürosunda asgari ücretler çalışan zaman zaman borçlunun küfür ve hakaretlerine (hatta işveren avukatlarının da hakaretlerine de) maruz kalıp kısasa kısas deyip altta kalmamaya çalışan ve hatta kendileri dahi banka, gsm borçlusu olan çalışanlar şu kanunu bilmiş olsalar kendilerini biraz disipline ederler.

TCK Madde 125 - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,

b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,

İşlenmesi hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.

(4) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.

(5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./15.mad) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin Madde hükümleri uygulanır.

Erol Kara - 08.10.2016
 
Top