-- --
DASK, nam-ı diğer zorunlu deprem sigortası..

17 Ağustos 1999 depreminin ardından başlatılan zorunlu deprem sigortasının adıdır, DASK.

Belki bir çoğumuzun bilmediği, bir çoğumuzun ki bu ülke yarısında yaşayan ev sahiblerinin her yıl tekrarladığı, sözleşme yenileyerek verdiği deprem vergisi, pardon sigortasının adıdır, DASK..

Deprem olduktan sonra, deprem sonrası yangın, deprem sonrası tsunami, deprem sonrası yer kayması gibi doğal felaketler sonucu konutta oluşan maddi hasarlar için devletin yapacağı ödemenin diğer bir adıdır, DASK..

İlk önceleri isteğe bağlı sonra zorunlu hale getirilen vatandaşın Devletine ödediği sigorta parasının adıdır DASK..

Her bina sahibinin yapmak zorunda kaldığı, yapmadığında gayrimenkulünü satamadığı, kiraya veremediği, suyu, elektriği, gazı devredemediği bunun için de mutlaka her yıl yenilemek zorunda kaldığı bir devlet dayatmasının adıdır, DASK..

Gayrimenkul sahipleri yapmaktan kaçınmasın diye su, elektrik ve birçok kamu hizmetinin bu sigortayı yaptırmayana verilemeyişinin zorunda kalışının adıdır, DASK::

Devlete itaat farzdır. Farzdır ama devletin yaptığı, uygulamaya koyduğu kurallar, yaptırımlarda sorgulanmalıdır. Meclisteki vekiller bu yüzden oradadır.

DASK dayatmasının özünde vatandaşın deprem sonrası mağdur olmaması açısından destek gibi görünse de 2016 yılı için azami 160 Bin TL veriliyor.

DASK, Allah göstermesin bir deprem sonrasında mağdur vatandaşa en fazla 160 BİN TL verecektir.

Ödenecek bu paraya siz ancak bir evi onarırsınız, yıkılmış enkaz olmuş evinizi yeniden yapma şansını asla ve asla bulamazsınız.

Bu "azami" tutar yaraya merhem bile olmaz.

DASK sigortası zorunlu, peki yapılmazsa ne olur?

587 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca kamu kuruluşları, Zorunlu Deprem Sigortasının yaptırılmış ve priminin ödenmiş olduğu belgelenmedikçe bu sigortaya tabi binalarla ilgili tapu tescil işlemleri, su ve doğalgaz abonelik işlemleri dahil hiçbir işlem yapılamıyor. Yapmıyor.

İyi de her yıl tekrarlanması gereken deprem poliçesi ne zamana kadar sürecek, sonu yok.

Deprem olacak vatandaş primi kadar ödeme alacak. Yine sonra devam edecek. Vergiler gibi.

Gayrimenkul sahibi olacağı zaman vatandaş alım satım vergisi ödüyor. Arsa ise ev yapmak için belediye binlerce lira inşaat için, iskan için  ödeme yapıyor. Yaptıktan sonra emlak vergisi ödüyor. kiraya vermişse bunun vergisini veriyor. Kiracı terkettiğinde yeri onarmak için onarım masrafı yapıyor. kendisi otursa bile sürekli ev ayakta kalsın diye bakım, onarım yapıyor. Çevre temizlik vergisi ödüyor. Belediye katkı payı adı altında zaman zaman katılım bedeli ödüyor. vs vs..

Devletin "deprem olacak para ver, ben sana deprem sonrası yardım edeceğim" demesi devletin koruyuculuğunu kaldırır. Zira verilen onca vergi hizmet içindir.

Vergi vergi nereye kadar... Ödenen vergiler nereye gider.

Her yıl sözleşmesi yenilenmesi zorunlu olan ve her yıl zam getirilen buna paralel deprem sonrası ödenecek tazminatın yeni bir bina yapılmasına yetmeyecek kadar olması düşündürücü değil midir.?

Peki bunu bir yana bırakın..

Vatandaş yıllardır ödedi.Günü elmiş geçmiş poliçeyi yaptırmayı unuttu. Oldu ya unuttuktan iki gün sonra deprem oldu. "Senin ödemen yok, binan sigortasız idi, avucunu yala mı" denecek..

Ya da farklı düşünün.. DASK'dan habersiz bir vatandaş yıllanmış evine sigorta yaptırmamış. Bir gün gitti yaptırdı. Deprem oldu. Tazminatı almaya hak kazandı.

Adalet bunun neresinde...

DASK'ın her yıl ödenmesi, afetin olmasını beklemek ondan çıkar gözlemek ne kadar yanlışsa bu dayatmanın yapılması da yanlıştır.

İsteyen gitsin evini depreme, yangına, hırsıza neye isterse gitsin sigortalasın.

Devletin vatandaşına her hal ve durumda, bilhassa doğal afet sonrası yardım eli uzatması sosyal devlet anlayışının gereğidir. Vatandaşa ekstra yük çıkartılarak böyle bir yaklaşım yersiz ve yanlıştrı, haksızlıktır, zulümdür.

Dar gelirlinin 1 liranın hesabını yaptığı günümüzde, faturaların haddinden fazla şişik gelmesi ödeme zorunluluğu üzerine sonu olmayan, olacağı yaşanılan ömür içinde meçhul, poliçe günü şaştığında sigortasız kalacak olmanın şüphesi içinde DASK olmazsa elektirk, su, gaz ve diğer kamu hizmetlerinden yasaklı hale gelirsin demek vatandaşı denetimli serbestlikle bırakılan mahkuma benzetir.

Halen ülkenin doğusunda elektrik, su ve gaz gibi harcamaların tahsilatı bir yana kaçak kullanımın önüne geçilmezken DASK gibi bir zoralım sigortasının dürüst vatandaşın sırtına yüklenmesi hangi adalet anlayışına sığar.

Gayrimenkuller üzerinden o veya bu isimle toplanan vergilerin deprem desteğini de barındırması gerekir.

Hem sonra sadece bina yapımı için verilen DASK'ın can bedelini, deprem dışında gelecek afetleri (yangın, sel, erozyon vs) kapsamaması vatandaşın havaya giden parası olarak vicdanları rahatsız etmesi gerekmez mi ?

Sosyal devlet anlayışında, vatandaşın kısıtlı gelirine göz dikerek deli dumrul misali "parayı ver köprüden geç" anlayışı yakışık almadığı gibi bu tür yaptırımlarında kaldırılması gerekir.

Sözün özü, deprem sigortası zorunlu olmaktan çıkarılmalı, gönüllü yapılmalıdır. Vatandaş temel ihtiyacı olan su, elektrik, gaz gibi almak zorunda kaldığı kamu hizmetlerinden mahrum edilemez.  Bu hizmetleri kolaylıkla almalıdır. Ev sahipleri kiracıların üzerine abonelikleri kendisine zorunlu şartlar koşulmadan devredebilmelidir. Tapu tescil gibi işlemler rahatça yaptırılmalıdır.

Erol KARA - 01.09.2016
 
Top