-- --
Bir zamanlar devrim hükumetine yandaş olmakla ve kadrolarına askerleri almakla ünlenen Mehmet Nuri Yılmaz ve bugünlerde din - ticaret olmaz diyerek beyanatlarda bulunan ve zamanında Diyanet İşlerinde ticareti yaygınlaştıran, "Başörtüsü Müslümanlığın ön şartı değildir. Başörtüsü sorununu siyasiler çözsün, biz sadece dinî yorumunu yaparız."diyen ve topluma faydalı çalışması bulunmayan Ali Bardakoğlu ile süren merkezi ezan sistemi 2012 yılında kaldırılacak dense de halen büyük bir kesimde sürmektedir.

Bir zamanlar ilçe olan Eminönü'nde camilerden merkezi olarak ezanlar okunmaya başladığında bir çok cami cemaati anlık tepki gösterdi ve ezanlar İstanbul’da merkezî sistemle okunmadı.

O dönemler de İstanbulluların tepkisine “Bizim merkezî sistemle ezan okunması diye bir kararımız yok!” diyen Başkanlık, İstanbulluları susturduktan sonra merkezî sistemle ezanı sessiz sedasız bütün Türkiye’ye yaydı. O günden beridir ezanlar merkezî sistemle okunuyor...

Merkezî ezanda, tek yerden bir kişi ezan okuyor, bu ezan hoparlörle bütün câmilerin minarelerine veriliyor.

Bir de merkezî vaaz var... Bir câmiye giriyorsunuz, vaaz sesi geliyor. Sağa-sola bakıyorsunuz konuşan kişi yok. Ses hoparlörden geliyor. Yani o da merkezî... Konuşana bakmak yerine duvarlara bakıyorsunuz...

Karşınızda duran insana bakarak, mimiklerine, hareketlerine bakarak vaaz dinlemek başka boş duvara bakarak dinlemek başka.. Böyle olunca vaaz dinleme zevki ve tesirine kimse ulaşamıyor.

Sonra karar alındı ve merkezi ezandan vaz geçildiği söylendi. Ne yazıkki söylendiğiyle kalan bu uygulama Anadolu'da halen sürmekte ve merkezi ezan yüzünden sabah ve yatsı namazlarında kapalı olan cami sayısı giderek artmaktadır.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, merkezi ezan sisteminin hocaları tembelleştirdiğini söyleyip merkezi ezan sisteminden vazgeçildiğini söylemesinin üzerinden yıllar geçti.

Merkezi sistem yüzünden ezan okuma yeteneğini vaaz verme yeteneğini kaybeden görevlilerde giderek artmaktadır.

1990’lı yılların vesayet sistemi din görevlilerini etkisiz hale getirmek amacıyla merkezi vaaz sisteminde ısrarcı olmuşlardır. Toplumsal tepkilerden çekinen din düşmanları bu amaçlarını güzel sesli müezzinler ezan okusun, ehil olan kişiler vaaz versin gibi gerekçelerle hayata geçirmeye çalışmışlardır.

O günden bugüne devam eden merkezi sistem uygulaması üzerinden zaman zaman din görevlileri cemaatleri tarafından yadırganmış ve yargılanmıştır. Merkezi Ezan ve vaaz uygulaması yüzünden cemaat ezan saatine birkaç dakika kala camiye girmeyi alışkanlık haline getirmiştir.

Din görevlilerini etkisiz hale getirerek toplumu aydınlatmalarının önüne geçmek amacı ile uygulamaya konulan uygulama hem görevlileri hem de cemaati camiden soğutmaya yetmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uygulamaya koyduğu merkezi ezan ve merkezi vaaz sistemi,
imamlarımızı ve vaizlerimizi cami cemaatinden koparmıştır. Camilerimiz Peygamber ve sahabe dönemi uygulamalarından uzaklaşmış, terk edilmiş bir mekân vaziyetine bürünmüştür. Özelikle sabah namazlarında imamı bekleyen cami cemaati imamın yokluğu
veya işlevsizliği ile hayal­i sukuta uğrayarak, adeta cami ve cami cemaati kendi haline terk edilmiştir

Merkezi vaaz sistemi ile imamlar, cemaatinden uzaklaştırılmış, diyalogları koparılmış, cemaat banttan gelen bir kayıt gibi neyi dinlediğini bilmeden camide hayal ve uyku hallerine gidip gelmektedir. Her mahallenin, her caminin kendine özgü bir cemaati olduğundan, imamlarımız cemaatin ilmine, ufkuna, anlayışına göre vaaz vermelidir.

Merkezde elektrik kesilmesi ya da dalgalanma durumunda sorunların yaşandığı bilinen bir gerçektir. Ya yarıda kesilen ya da yarıdan sonra başlayan ezanlar haliyle "bu işi çocuk oyuncağına çevirdiler" anlayışına döndürüyor

Merkezi sistemle cemaat cemiye gitmediği gibi bir çok maaşlı cami görevlisi de camilere uğramaz olmuştur.

Diyeceksiniz ki çok kötü ezanlar okunuyor, güzel ezan okuyanın okumasıyla merkezi sistem iyidir derseniz ben buna katılmıyorum, ezanlar güzel okunsa cemaat çoğalır diyenler de büyük yanılgı peşindedir.

Merkezi ezan için en güzel sesli imamlar da getirseniz de cami dolmaz. Zira insan mihrapta yerini alan imamdan zevk alır. Çalışan, değişim gösteren, yenilik yapan, öğreten, ders veren bir imam görürse cami cemaati çoğalır

Çünkü cemaat sayısı arttıracak etken bire bir Kur'an, Islam ve Ders, hizmetidir...

Sonuç olarak merkezi ezan-vaaz 28 Şubat ürünü olarak din hizmetlerine balta vurmaktadır. Özellikle kırsal kesim görevlileri ve cemaati birbirinden psikolojik olarak ayırmaya doğru yol almaktadır. Camilerde cemaat azalmakta, İmamlar da bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedirler. Ortaya camiye-imama ve "dine" sahip çıkmayan bir toplum profili oluşmakta ve din görevliliği halkın gözünde basitleşmektedir. Ayrıca toplumda dini eğitime olan muhabbet ve desteğin azalmasıyla uzun vadeli büyük problemlere gebe kalınacaktır.

Dini başkalarının eline vermemek için Diyanet İşleri Başkanlığının tüm merkezi sistemi yok etmesi, tüm camilerin beş vakit açık tutulmasını sağlaması, camiye gelmeyen görevlilerin tespiti için vatandaştan yardım istenmesi, oto kontrol sisteminin yaygınlaştırılması lazımdır.

Salla başını al maaşını deyip camiye uğramayan görevlinin haram yemiş sayılması o makamdakilerin saygınlığını yok edeceği gibi, kapalı camilerin sadece görselliği işe yaramamaktadır.

Erol Kara - 08.08.2016

 
Top