-- --
Deprem büyük bir musibet olarak bilinir. Kıyametin küçük bir örneği gibidir. Afet sadece deprem değil sel, çığ, heyelan, tufan, tsunami,kasırga, orman yangını vs...de birer afettir.
Hatta insanın ölümü, bir aileden pek çok kimsenin bir anda ölümü bile afettir.

Afetler, insanların işledikleri hataların sonucu gelen ilâhî ikazlardır.

Kur’an’da:
“İnsanların ellerinin kazandığı günahlar yüzünden, karada ve denizde fesad çıktı ki (Allah), yaptıklarının bir kısmının cezâsını, kendilerine dünyada tattırsın; tâ ki kötülüklerden dönsünler.” (Rum Suresi, 41. ayet)
ile en büyük uyarıyı yapan Cenab-ı Allah her musibetin insanların elleriyle işledikleri günahlar sebebiyle olacağını bildirmiştir.

Resullullah aleyhisselam da
 “Şu ümmetim rahmete mazhar olmuş bir ümmettir. Ahirette azaba maruz kalmayacaktır. Onun azabı dünyadadır: Fitneler, depremler ve öldürme (ile bu dünyada azab olunurlar)." (Ebu Davud, Fiten, 4277) ve bununla birlikte
"Zina yayılınca depremler çoğalır.”(Deylemî)
diye buyurarak bir çok konuda olduğu gibi azdığımızda nelerle karşılaşacağımızı net bir şekilde söylemiştir.

Şimdi azan kul olunca belanın gelmemesi beklenemez. Allah-u Teâlâ'nın sonsuz nimetlerine, isyan edercesine faize, zinaya, ahlaksızlığa, zulme dalmış bir millet muhakkak ki Allah c.c tarafından uyarılır.

Hiçbir nimet ve felaket sebepsiz değildir. Düşünebilenler için nice hikmetleri vardır.

Şimdi ülke olarak başımızdan eksik olmayan PKK belası yüzünden binlerce eve evlat acısı düşerken , trafik kazalarında toplu ölümlere bile aldırış etmemenin yanı sıra sel felaketlerini bile kulak arkası edip bunlar neden oluyor diye düşünmezken ülke olarak büyük bir uçurumdan döndüğümüz 15 Temmuz 2016 gecesi felaketini külliyen yaşadık.

Az daha şehit kanı ile asırlarca sulanmış, bir çok destanlara konu olmuş savaşlara sahne olmuş ülkemizi Yahudilerin uşağı olan aşağılık bir topluluk tarafından nasıl da bölük pörçük edilmesinin, 1920 li yıllarda yaşadığımız topraklarımızın akıbetini günümüzde de düşman tarafından parça parça edilmesinin eşiğinden döndüğünü hepimiz biliyoruz.

240 vatan evladının, bundan kat be kat fazla yurtseverin yaralandığı ve yine Allah c.c'nın verdiği cesaretle yüzbinlerin tank ve mermilerin önüne atılması aklın almayacağı bir güç gösterisi, vatan savunması olarak dillerde dolaşırken unuttuğumuz ya da aklımıza gelmeyen bu musibetin, bu belanın geliş sebebi idi.

Büyük bir beladan yine Allah c.c tarafından kurtarıldık. Ve inanıyorum ki Allah c.c. islam'ın son kalesi olan Türkiye'yi ve Türk halkını seviyor. Seviyor sevmesine de gittiğimiz yolun ne kadar bozuk, ne kadar İslam dışı bir yaşam içine hızla gittiğimizi bize bir bedel karşılığında hatırlattı.

Milyonlarca Türk evladını önce korkuttu, sonra sevindirdi. Ama her zaman böyle olamaz. Her zaman böyle kurtuluş heyecanı yaşayamayız.
Zira rahman ve rahim olan, esirgeyen ve bağışlayan Allah hak Teala hazretleri bizi Kur'an-ı Kerim'iminde uyarmıştı.
Asla bizi uyarmadın diyemeyiz.
İşte onca ayetten 15 Temmuz kakışmasını işaret eden tek bir ayet.
Enam süresi 65. ayet..
Okuyoruz


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 


  قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ 
أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ انظُرْ كَيْفَ 
نُصَرِّفُ الآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ
Bismillahirrahmanirrahim

Kul huvel kâdiru alâ en yeb’ase aleykum azâben min fevkıkum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyean ve yuzîka ba’dakum be’se ba’d(ba’dın), unzur keyfe nusarrıful âyâti leallehum yefkahûn ( Enam 65 )

Rahman ve Rahim Olan Allahın adıyla

De ki: «O'nun size üstünüzden veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter.» Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, gereği gibi anlasınlar.(Elmalılı)

De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeye ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz. (Diyanet İşleri Başkanlığı)

Şimdi lanetullah diyebileceğimiz Fetullah Gülen belamının açtığı yara çok derin. Hepimizi, herkesi 40 yıldır aldatan bu yılan ve bu yılana itaat eden milyonlarca kandırılmış ve bunların bir alt tabakasında inanmış saf ve oku emrine itaat etmediği için her cübbeli doğru der anlayışındaki tembel, pısırık ve bir o kadar kaval peşinde koşan halk var ki az daha bu uyuşukluğunun kurbanı oluyordu.

Şimdi ayete dikkat edelim. Ne diyor, Enam süresi 65. ayet " ya yerden azap ( sel, deprem, heyelan vs ) ya da " grup grup birbirinize düşürmeye" gücü yeten bir Allah olduğunu bize açık ve net şekilde gösteriyor.

Din cahili bir halk var. Bir de dini anlatmakla mükellef bir Diyanet var.

Ama okuduğu ile amel etmeyen, okuduğunun anlamını bilmeyen, ezberci bir güruhu "200 bin hafız var" diyerek böbürlenerek bize yutturan, irşad ehli diyerek vaiz adı altında halkı aydınlatmaktan uzak görevlilerini ihdas ederken ne kadar faydalı, ne kadar işinin ehli denetimini yapmayan, vazifelendirdiklerini şaibe ve torpille kurumu altına alan,  ehli olmayan imamlar yüzünden saflarını dolduramadığı camileri oyun alanına çeviren, camiyi sadaka verilen yer belleten, din adamına avuç açtırıp yardım toplattıran, merkezi ezanla çalışanlarını tembel, camileri açılmaz kılan bir Diyanet ile tembellikten "Kur'an bize ne anlattı" demeyen, araştırmayan okumayan, ilmi ameli nedir demeden görevlendirilen her diyanet memuruna kayıtsız şartsız itaat eden, her sakallı peşinde şefaat arayan, cebindeki parada gözü olanların peşinden koşan sokaktaki insana kadar hepimiz kavalı elinde tutanın peşinde bölük bölük olmaya devam edecek ve öyle ki birbirimizin kanı helaldir deyip iç savaşa kadar gidecektik.

Ayet o kadar net ve anlaşılır ki bunun açılımını dahi düşünmek abesle iştigaldir.

Biz günahın içine girmiş azmış bir topluluk iken aramızda bulunan yaşlılar, bebeler, şehitlerin ve evliyaların varlığı ile Allah c.c bizleri bir kez daha büyük bir felaketin eşiğinden döndürdü.

Pekala azmış bir Mısır, bir Libya, bir Irak ve bir Suriye ve daha niceleri kan revan içinde yaşarken İslam'ın son kalesi olan Türkiye'de bir depremin geldisi gittisi kadar kısa süren ve bir gecede olup biten bu musibeti yaşatmaması nedendir..

Sadece her ülkeye bakarak Türkiye'de İslam için gönülleri çarpan has mümin kullar var. Bu ülkenin şehitleri, hiç bir menfaat gütmeden ölen vatan evlatları, evliyaları, yaşlıları ve bebeleri var. Ve kim ne derse desin tertemiz olduğuna inandığım, haramdan kaçınan, atılan binlerce iftiraya rağmen secdede kalbi Allah'a yönelen, her şeye rağmen halkı için yüreği çarpan, şapkasını alıp giden değil kefeni ile milletinin başında olan bir liderin varlığı bile kurtulmamıza vesile oldu.

Bunların dışında merhamet sahibi her şeye kafi gelen o  Allah cc ki bir yerdeki yaşlıların ve bebelerin varlığı yüzünden oraya azap etmekten sakınırım diye buyurmaktayken bir şekilde de günaha bulanmış yaşadıklarımızın faturası da elbette ödettirecektir.

Zira O yaradan ki vaadinden de söylediğinden asla geri atmaz.

Yaşadık, gördük ve Enam süresinin varlığını bir kez daha hissettik. Bir daha böyle bir felaketi yaşamamak elimizde..

Ne yapmalıyız

Önce birbirimizi sevmeyi başarmaya çalışacağız. Akrabalarımızla birleşeceğiz, komşumuzu gözeteceğiz. Herkesin namusunu namus bilip zina etmeyeceğiz. Ülkemizde Ad kavminin soyundan olan soysuzların tedavi edilip tükenmesine sebep olacağız. Faizlerin tamamen yok olmasına çalışacağız. Borca sadık olup birbirimizin haklarına saygı göstereceğiz. Helal lokma yiyeceğiz.

Allah'a isyan edilirken susan alimlerden uzak duracağız. Allah'a çağıran ve hiç bir ücret istemeyen alimler bulacağız. Allah ve Resul'unun söylediğinin dışında söz eden, davranan görünce buna müdahale edeceğiz. Hiç bir kuldan şefaat beklemeyeceğiz, sadece Allaha yönelip ona kulluk edeceğiz. Devlete itaat edip, isyan etmeyeceğiz.

Bir kez daha felaketin eşiğine gelmemek için camilerimizde, mescitlerimizde peygamberin temsilcisi din görevlileri yetiştireceğiz. Her imam Allah için, Allah'ın rızası için minberde olacağını bilecek. Faizden, fuhuştan, yalandan, iftiradan uzak kalanların devlet kademesinde görev alması için çabalayacağız. İyi mal üretip iyi hizmet edip haklarımıza saygı göstereceğiz.

İslam dininin emirlerine kayıtsız şartsız yorumsuz itaat edeceğiz,taklidi Müslüman değil hakiki Müslüman olacağız. Resulullah Efendimiz aleyhisselamın sünnetine harfiyen uyacağız. İslam ahlakıyla ahlaklanacağız. Kuran-ı Kerimi ezberleyen değil onunla amel edenlerden olacağız. Bu yönde evlatlar yetiştireceğiz. Millet değil ümmet olacağız. Bölücülükten vaz geçeceğiz. İyiliği emredip kötülükten vaz geçenlerden olacağız.

Ey Millet, Ey İslam ümmeti gaflet uykularından uyanmanız lazım. Her zaman bu kadar şanslı olmayabiliriz. Kendimizi terbiye edeceğiz. İslam’a Kur’ana Sünnete Ahlaka Hikmete sarılıp .. hakimiyetin Hak Tealaya ait olduğunu bileceğiz.

Vesselam

Erol KARA - 06.08.2016
 
Top