-- --
Her memlekette olduğu gibi Kastamonu’da ki halk hikayeleri ya yoksul bir oğlan, ya Bektaşi, ya da hocayı ve ya bir padişahı kahraman olarak hikaye bitinceye kadar anlatmaktadır.


Bazen de gerçekte yaşamış ve hikayeye konu olmuş olay ve kahramanlara atıfla meydana gelmiş hikayeler vardır.

Bunlardan Bir örnek ;

Kastamonu’lu Sırtlının Abdurrahman Efendi Sinop tarafına cerre gitmiş deşeti para cer etmiş, kuşak sucuk gibi olmuş, dönüşte elek dağında önüüne hırsızlar çıkmasınamı;

ne var ne yok hocanıg üstünü temizlenmişle;

Hoca metelüksüz kalınca düşmüş hursuzlarıg peşine onna gitmiş.

A.Efendi gitmiş, nihayet hursuzlardan biri vatandaş gelme canunu yakarız,

A. Efendi ne dedilerse anamamış siz ne yaparsanız bende yaparım hata hursuzluk bile ederüz demiş.

Eşkiyaların başı bırakın gelsin demiş ne yapacakj bakalım.

Vamışla cobrum bi derenin içinde alak gibi bi yere oturmuşla.

Abdurrahman Efendi orda bi saz asılmış eşkiyaların hepsi de yan yan bakmaya başlamışla ve eşkiyaların başı; ulan demiş bizim moruk sazdan anlaya, verin hocanın gucağına, vemişle hocanın sazı ve A. Efendi epeyu düzen ettikten sonra paranın üstüne deyişleme söyleyerek oyle vurmuş gi sazın tellerüne vallah billah sızım sızım sızlandumuş telleri.

Saz bitince eşgiyaların ireisi demiş verig hicanın parasını, çıkamışla hevbeden vemişle hicanın (A.Efendinin) bozulmamış kuşağını; Alla ısmarladık deyeyken de ireis bi avuç da altun vermiş hocaya…

Hoca nereye bastuğunu bilmeden gelmiş Gastamonuya Ders okudaya ikende öyle derimiş “Her şeyig cehlinden ilmi evladu velev kane saz…..”
 
Top