-- --
Sabah Kahvaltı Menüsü

Göz açıp kapayana kadar bir süre umre ve hac vazifesini yapmak, manevi atmosferi tatmak, Beytullah'ı ve Mescidi Nebevi'yi ziyaret etmek, içimizdeki özlemle Mekke ve Medine'ye giderek hasret gidermek bizim olduğu kadar her Müslümanın özlemi adeta.

Bunun için para biriktirmek, yolları gözlemek ve hepsinden önemlisi Allah-u Teala'dan gelen daveti beklemek "nasip olma" dilekleri gönüllerdeki haremeyn aşkı ile bazı şeyleri görmezden gelmeye çalışmak ama yine de bizden sonrakiler rahat etsin amaçlı görülenleri dile getirmek gerekir diyoruz.

Dile getirmemizin amacı hacıyı rahatsız edici aksaklıkların giderilmesi. Giderilmeli ki hacı daha rahat ibadet etsin. Daha güzel yerde kalsın. Sağlığını bozmayacak yemekler yesin ve yemek derdi ile uğraşmasın.

Geçen yıl ekonomik otellerdeki yemek sorununu yazmıştım. Bu yıl normal kategorideki otellerdeki yemek sorununu yazmam da gerekiyormuş.

Otel tipi yolculuklarda 3 öğün ve açık büfe yemek verilirken ekonomik ve normal turlara katılanlara verilen 2 öğün ve tabldot üsülü yemek ciddiyetten, hijyenden, kaliteden, çeşitten çok uzak kötü bir merdiven altı lokantalarda görülebileck durum arzetmektedir.

Akşam Yemeği
Diyanet ilk yıllarda buna dikkat ederken ve çeşitlilik, kalite önemsenirken son iki yıldır gördüklerimde "ne oluyorzu" dedirtmryr başladı.

Otellerdeki bakımsızlık, taharet sorunu, hijyen ve yemeklerdeki kalitesizlik, görevlilerin vurdumduymazlığı giderek artmaya başlamış.

Bir haberimizde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın umre turuna katılanların kaldığı otellerden birinde yemekhaneden sorumlu görevlilerin umrecilerden yemek yedikleri masaları toplayıp, temizlemeleri yönündeki uyarısını dile getirmiştim.

En basit esnaf lokantasında, işçisine tabldot veren fabrikalarda dahi duyulduk, görülmedik bir uyarıyı dile getirmiştik.

Ekonomik otel kategorisinde bulunan o yerde yapılan bu kendini bilmez uyarıs her ne kadar normal tarifeli umre ziyaretimizde kaldığımız otelde olmadıysa da toplantılar sırasında çay içen umrecilerin bardaklarını masalardan kaldırmaması üzerine yemekhane sorumlusunun dile getirmesine şahit olduk.

Toplantı sonrası masaların durumu
Bana masaların halini göstererek umrecileri "pis" olarak niteleyen sorumlu "bir daha burada oturtmam, toplantıyı başka yerde yapsınlar, görevlilerin sorumsuzluğu" derken gelen umreciye hizmeti unutmuş göründüğü belli olmuyordu.

Sadece bu mu. Tabaklara yemek koyan çalışanların suratsızlığı, yemek koyarken aşağılayıcı, nereden geldiniz der tavırları, kısıtlı miktarda yemek verilmesi, yemeklerin pişmeden servis edilmesi, yıkanmamış yağlı tepsilerin tekrar kullanm için masalara konulması dikkatlerden kaçmıyordu.

İnsanlar neticede pazarlık etmeden istenen ücreti buralara gelmek için veriyor. Bu ücrete yemek dahil ise, kaliteli, pişmiş, damak tadına uygun yemekler olması lazım. Ekonomik tarife ile gelenle normal tarifede gelene aynı yemeğin çokması doğru olmayacağı gibi otel tip yerlerde kalana 3 ğün ve açık büfe yapılması da kıyasın önemine vurgu yapmaktadır.

Sabah namazı sonrası açılan yemekhanede saat 7 de yemek yiyen bir hacı akşam 18:30 dan sonra yaklaşık 10 saatlik bir zaman dilimi sonrası yemek yiyerbilir. Gün ortasında acıktığında kendi imkanlarıyla dışarıdan yemeli. Tamam belki bunu kabul ediyoruz ama o imkanı sunanlar bunu önünüze koyuyor. Alternatifiniz yok.


Bunu geçtik. Medine'de doyduğunuz kadar yemek alabilirsiniz, israf etmeden derken Mekke'de ister doy ister doyma tabağına ne gelirse oluyor. Biraz daha yemek isteme hakkı yok.

Her iki tarafta Diyanetin her iki tarafta da farklı uygulama.

Bir çok umrecimize sordum. Ne yapalım. İbadetimizi yapalım. diyerek susma hakkını kullanırken şunu gördük ki millet olarak aldığımız en önemli ders insan olarak aciz ve zayıf olduğumuzu başka bir açıdan görmek oldu.


Temizliğe takılmayalım canım, yemeklere takılmayalım canım buraya ibadete geldik filan diyerek geçiştirecek kadar güçlü olmaya çalışmak kendimizi kandırmak, şikayet olmadığı için her şey süt liman, her şey mükemmel oluyor.

Sabah kahvaltılığı
Mekke'de kendisini doktor olarak tanıtan ve yemekhane hijyen sorumlusu olan şahıs çalışanların önlüğü ile ilgilenirken tepsilerin çöp bidonlarını sıkıştırmak için kullanıldığını, yemek kalitesinin düşüklüğünü, pişmemiş etlerin, ayıklanmamış bulgurun, bol sulu cacıktan, aşırı yağlı köfteden habersiz olacağını sanmıyorum.

Sabah kahvaltılığı bir çorba, üç beş domatas ve üç beş salatalık dilimi, Haftada iki gün bir adet yumurta.. Doyan var doymayan var. Genç var, yaşlı var. İkincisini isteme hakkınız yok.

Ne yiyeceğinizi, menüde ne olduğunu bilmiyorsunuz. Mekke'de sordum. Bana yemek dağıtılan masaya yapıştırılmış, üzerine tencerelerin konulduğu yere yapıştırılmış, görmenin zor olduğu yerdeki menü listesini gösterdiler. Panoya neden asılmadığının cevabı yok

Otellerdeki yemekhanedeki tepsilerin yağı ve kiri duruyor. Yıkanmadan tekrar kullanıma sunuluyor. Tabakları göremiyorsunuz. İçine yemek konmuş olarak masaya diziliyor.
Menü

Otel görevlisi olan Nijeryalı, Somalili zenci kardeşlerimiz af edersiniz hayvanın önüne yal koyar gibi davranıyor.

Gösteriyorsun birşey olmaz diyor, ne olacak diyor. Biraz daha yemek diyorsun yok diyor.

Medine Yemek Saatleri
Yaz diyor, bak orada defter var. Yaz diyor şikayet et beni diyor. Demekki  şikayetler havada kalıyor ki o çalışanlar rahatsızlığınızı dile getirdiğinide size deftere yazma önerisini korkusuzca söyleyebilir. Yazılanlara aldırış eden yetkili yok demek ki.

Diyanet şikayetlere aldırış etmiyorsa o adamlar bu şekilde davranır. Yaprıeım ve örnekleme yoksa hizmet kalitesi de böyle olur.

Hacılara ilk yemek verildiği yıllarda gördüğümüz, masalardaki servis değişmemişti. Sirke, tuz,  peçeteler ortaya dizilmişti. Ekmekleri dilimlemiyorlardı. Bazen kopartmak zor şekilde bayat bazen yumuşak bulma imkanmız oluyordu. Daha önce İnsanlar yiyebileceği kadarını alabiliyordu. Şimdi kısıtlıyorlardı. Birkaç çeşit yemek, farklı salatalar, meyve suları, gazlı içecek ve Roka eksik olmuyordu, çay ve kahve öylesine boldu ki, insanın önce gözü doğuyordu. Sabah ve akşam iştah açıcı rokayı görmezlikten gelemezdik. Tepsi büyük, yemekler tabaklara konuluyordu. Neyi ne kadar aldığınıza müdahale edilmiyordu. Çay ve kahve için sıcak su makineleri sürekli açıktı. Yanlarında poşet çaylar, poşet şekerler, poşet kahveler bolca bulunmaktaydı. Sabah kahvaltılarında salata, reçel, zeytin, bal, beyaz peynir, helva, yumurta dağıtılmakta idi. Şimdi bunların bir çoğu artık hayal gibi idi.

Yıllar önce Mekke’de bolluk ve bereket ve ayrıca kalite vardı. Yemekler gerçekten güzeldi. Doymadan kalkan ya da yemeklere tepki gösteren kişi yoktu. Her hacı memnun idi. Teşekkür ederek çıkıyorlardı. Hizmet mükemmel, çalışanlar saygılı idi. Yemekhane sorumlusu güler yüzlü ve yardımseverdi. Yemekhane sorumlusu en zor durumda kaldığı ilk günümüzde bile efendiliğini bozmamış.

Türkçe bilmeyen görevli elemanlar yemek tepsisini taşımakta zorlanan sakatlara, yaşlılara yardım etmek için adeta yarışıyorlardı. Yemeğini yiyenlerin ardından son derece terbiyeli şekilde yemek masalarını temizliyorlardı. Böylece masalar bir sonraki servis için anında temiz kalıyordu. Yerlere sık sık paspaslar yapılıyordu. Yemekhane içinde sadece el yıkanmak için konulan lavabo da temizlik hâkimdi.

Ancak şimdi bunların esamesi okunmadığı gibi çalışanların masa arkalarında yattığını görmeye alışmıştık.

Geçmiş Yıllarda Akşam Yemeği
Başta kalitesizlik ve çocuk kandıracak şekilde yemek dağıtımı ve sanki insanlara” neden yemek yiyorsunuz” dercesine suçlayıcı hal ve hareketler. Başta yemekhane yöneticisi olmak üzere çalışanlar da hizmet yerine hizmet etmeme gayreti içinde idiler. Kalitesizlik ise had safhada idi. En iyi pişirilen yemek olarak çorba ve pilavı sayabiliriz. Bakliyat ( fasulye, nohut, barbunya vs ) etli yemekler, yağ havuzundaki köfteler kesinlikle pişmemiş olarak servis yapılıyordu.

DİB müfettişleri bu kalitesizliği ve sevimsizliği görmemiş olamazlardı. Burada ekmekler sandviç tipinde olmasına rağmen kuru halde idiler. Çoğu yaşlı insanın tepkisine de neden oluyordu. Çoğuda yemiyordu.

Yumuşak ekmek seçebilmek için bir kişi 3-4 dakikasını buna harcıyordu. Bu arada birçok ekmekte ellenmiş olarak hijyenle ilişkisini kesiyordu. Çoğu insanın ekmeği yemeden masalarda bıraktığına şahit oldum. Şikâyet ekmeğin sert ve kuru oluşunda idi.


Sabah kahvaltılarında salata, zeytin, beyaz peynir bazen yumurta veriliyordu. Reçel verildiğinde bal verilmiyordu. Yağ verildiğinde helva veriliyordu. Kısacası yemeklerde olduğu gibi kahvaltılarda da cimrilik vardı. Meşrubattan bu kez hiç yoktu. Bolca su dağıtımı yapılıyordu.

Sıcak su makineleri isteklere yetmiyordu. Sık sık suların kaynaması bekleniyordu. Bardakların bir tane alınması için duvarlarda ikaz yazıları vardı.
Mekke Yemek Saatleri

Hacılar cimriliğin, hizmetteki yetersizliğin, çorba ve pilav hariç bir yemek kaşığı kadar verilen yemeklerin, meyvelerin ve tatlıların kalitesizliğinden isyan eder halde idi.

Son olarak yemek saatlerinin namaz saatlerine, gidiş geliş yol mesafasi de göz önüne alınrak esnek hale getirilmesi yani 18:00 de akşam ezanı ve 20:00 gibi yatsı olduğunda hacının otele dönüşü sıkıntı olabiliyor.

İlişkili Yazılar

Hacılara yemek verilmesi en güzel hizmet. Ancak ;
http://www.erolkara.net/2011/07/haclara-yemek-verilmesi-en-guzel-hizmet.html


Diyanetin Yemekhanecisinden Umrecilere Hadsizlik
http://www.mahihaber.com/2016/04/diyanetin-yemekhanecisinden-umrecilere.html

Erol Kara - 08.05.2016

 
Top