-- --
Geçen yıllarda hutbelerle ilgili bir makalemiz vardır. "Diyanetin “hutbe” tembelliği" (*) başlıklı yazımızın akabinde takip ettiğimiz şekliyle bir canlılık, konu hakimiyeti ve toplumun bazı kesimlerini acıtan , endişelendiren hutbe konuları minderden duyulmaya başlandı.

Hatta her hafta her hutbe geniş yankılara sebep oldu, yayınlanacak her cuma hutbesi de takip edilmeye başlandı.

Kimi medya Diyaneti nereden vuracağını bu hutbeleri takip ederek, kimi de halkı aydınlatıp Türkiye geneli okunacak hutbelere sayfalarında yer vererk ilgi göstermeye başladı.

Tam hutbeler hutbe gibi demeye hazırlanırken bu günlerde Yusuf Demir imzasıyla yayınlanan haber(**)  "hutbelerin ruhsuzluğuna" işaret ediyor ve adı geçen şahıs yazısında "Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı Cuma hutbeleri, yoğun bilgi içermesi sebebiyle, manevi bir duygu yoğunluğu oluşturmaktan uzak kalıyor.

Bu haftaki, Namaz başlıklı Cuma hutbesi de yoğun bilgi içeren yönüyle oldukça sıkıcı bulundu.

Hutbeler hazırlanmasında, hiçbir psikologdan yardım alınmaması en büyük eksiklik olarak görülüyor.

Her Cuma milyonlarca kişiye ulaşan hutbelerde, toplumun dini duyarlılığında, çok daha büyük bir değişim oluşturulması gerekirken, pek de bir değişim yaratılamıyor." demiş.

Bilindiği gibi Türkiye genelinde cuma ve bayram günlerinde okunan hutbeler Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanır ve camilerde okunur.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din hizmetleri Genel Müdürlüğü olmak üzere hutbe hazırlamakla yükümlü olan makam ve mevkilere çok iş düşmektedir.

Biz makalemizi yayınladıktan sonra Genel Müdürlükten görüştüğümüz yetkili ile yaptığımız söyleşi sonrası hutbeler çok değişim gösterdi.

Canlandı, dirileşti. İlgi çekti.

Oysa her şey orada bitmiyor. Okuyan hatibin, imamın hal ve hareketi, ses tonu, mimikleri, cemaatin önündeki durumu, psikolojisi de çok önemli..

Vatandaş kalkmış hutbeyi sıkıcı bulduğunu belirterek en son haftanın hutbesini öne çıkarmış.

Kimden dinlediğini bilmem ama benim dinlediğim hutbe aynı konuda olmasına rağmen adeta "damardan giren" bir halde idi.

Bir Müslümanı namaza olan ilgisi oranında etkileyecek durumdaydı.

Artık hutbeler düzeliyor ancak...

Okuyanlar da önemli, halka yansıtanlar da önemli ve ayrıca konular bölgeye, etnik halka, kültüre ve önemli gündeme göre değişkenlik göstermeli..

Heyecanlı hutbeler, halkın dini damarına dokunacak, dine ısındıracak, uyaracak, müjdeleyecek hutbeler yazmaya devam derken minbere çıkanlara da önem verilmeli.. Ruhsuz , baştan savmacı, önemsemeyen, yaptım oldu, okudum geçti imamlar da uyarılmalı..

Bu konuda bağcıyı dövmek yersiz bir davranış..

Adaletli olmak lazım.. Senin imamın ruhsuzsa namazda dirilişi anlatmakta ne yanlış var..

Erol Kara - 28.05.2016

(*) "Diyanetin “hutbe” tembelliği" okumak için tıklayınız

(**) Diyanetin hutbeleri neden ruhsuz
 
Top