-- --
1977 - 1990 yılları arasında medyada çalıştığım yıllarda elimde kalan gazete küpürlerini tüm ziyaretçilerimle paylaşmak istedim..

Bilhassa genç ziyaretçilerimin bugünkü Türkiye ile çok değil bundan 30 yıl öncesini karşılaştırmalarını arzuladım.

İşte o yıllarda Türkiye'den yaşam manzaraları...

Bu haber yayınlandıktan 10 sonra 12 Eylül Askeri darbeye şahit olacak Türkiye'de Kamu kurumları felç halinde..

Genelde CHP'li belediyeler tüm masalara militan yerleştirmiş ve kimse iş yapmıyor. Bir masada birden fazla sözde memur aylık dahi alamıyor.

Her yer çöp, her yer bozuk, hizmet yok , devletin kasası boş, belediye ve kamu çalışanları sürekli sokaklarda direniş, grev, savaş içinde..

Zaman zmaan bir araya gelen Belediyeler devletten maaş ödenmesi için devletin kapısından ayrılmıyor. İşte zamanın valisi Nevzat Ayaz dert dinliyor. Çözüm yok..

Ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi İflasın Eşiğinde..
Zamanın CHP'li Belediye Başkanı Aytekin Kotil basın toplantısında acziyetini dile getiriyor.



********

İşte direnişte bir belediye kurumu.
İstanbul Halk Ekmek...


Militanlara adeta sığınak yapılan belediyenin bu kurumunda ekmek yerine direniş üretiliyor. Zamanın CHP'li Belediye Başkanı Aytekin Kotil gazetecilere "direnişi kaldıracağız" derken söylediğine kendisi dahi inanmıyordu.

********

İstanbul'da hal böyleyken bir zamanlar Usküdar'ın bir beldesi olan Ümraniye'de de kamu yöneticileri ilçe olma derdinde. Bugün büyük bir şehir gibi olan Ümraniye 1980li yıllarda ilçe olmanın mücadelesini veriyordu.

Sadece Ümraniye'de ilçe olma derdi mevcut değildi.

1980li yıllarda iflasın eşiğine gelmiş İstanbul Belediyesinin o dönem CHP'li Belediye Başkanı Aytekin Kotil bu kez günümüzde moloz yığınları, savaş haline dönmüş sokakları, mültecilerin barınağı haline gelmiş yıkık dökük evlerin bulunduğu Vefa, Süleymaniye, Zeyrek, Küçükpazar ve Vefa'nın kurtarılması peşinde idi.

O dönemde her sokakta adeta küçük sanayi şehrine dönmüş bulunan o semtlerden sanayinin şehir dışına atılması için çalışmalar yapacapını belirten belediye bugünün temellerini atmış oldu.

Bugün sözde koruma altına alınmış gibi görünen semt rant avcıların iştahını kabartıyor.




Belediye belediyeliğini bunlarla yapmıyor tabi.. O dönemin beceriskiz ve militan yuvası haline gelmiş beleidye işi gücü bırakmış ayakkabı boyacıların peşine düşmüştü.

Halkı "pahalıya boyayan ayakkabıcıları bize ihbar eden" belediye adeta ayakkabı boyacılarına savaş açmıştı ... İşte o günün gazete haberi..


Ve 1980 li yılların vatan hainlerinden halka zulüm olacak eylemlerinden biri ile uğraşan Küçükçekmece ve Avcılar Belediyesi çalışanları, Gazetecileri o zamanlar kuyu suyu ile yaşamaya çalışan Küçükçekmece'dekileri susuz bırakmak için kuyuları taşla dolduruyordu. Hatta Avcılar halkını susuz bıakmak için su pompa istasyonunun çalışanlarını ölümle tehdit eden militanlar bugün bu yaptıklarını ne kadar hatırlıyordur.. 

O dönmede taşla dolan kuyular için basın toplantısını kuyu başında yapan yetkililer dertlerini böyle anlatıyordu.







Birazda belediye dışına çıkalım..

İki kurum biri Vakıflar , Diğeri bugünlerde halen var mı bilmiyorum ama T.A.C adlı bir vakıf..

T.A.C "kültür varlıklarını korumak zorundayız" diye feryat ediyor, Vakıflar bir camnin minaresini yapan esnafı mahkemeye veriyor.

Öylesine garip bir ülke idi 1980 li yılların Türkiye'si...

 
Top