-- --

Yeni bir umre hazılıkları içerisinde olmanın mutluluğu içimize sararken hareket gününün gelmesine gün saymakla meşgulüz. Gelmeyen geceler, olmayan sabahlar ve ömrümüz olursa ve kısmet olursa sözcüklelrle dolu günler geçmek bilmiyor, sanki...

Yıllardır Diyanet'in bir eksikliği olan günler öncesi kesinleşmiş hareket tarihi verilmemesi hastalığı halen devam ederken gerek bağlı bulunduğum müftülüğün gerekse Ankara Hac Dairesi Başkanlığını aramalarım beyhude bir çaba oluyor.

İlçe müftülüğüm de benim kadar çaresiz. Onlarnda sistem yolu ile umre hareket saatlerini öğrenmek zorunda, ellerinden gelen bir şey yok. Ankara'da suçu uçak firmasına atıyor. Kesinleşmiş bir tarih yok. 15 günlük bir süre kalmasına rağmen kesin bir hareket saati verilmemesi rehavet  ve ataletin yanı sıra kurumlar arası diyaloğun eksikliği, plansızlık oluyor. Oysa kayıt tarihi geçmiş, gidenlerin kesinleşmiş olduğu bir turda bağlı bulundukları şirket ve kuurmlardan yasal izni almak zorunda kalacak olan yolcularda çaresiz ne yapacaklarını bilmez durumda.

Bu organizasyonu yapan ilgili kardeşlerim herkes emekli değil, herkes evde oturmuyor, herkes özgür değil. Çalıştığı kurum ve işyerleri olan ve plan yapmak, izin almak , iş programlarını ayarlamak, toplantılarını düzenlemek için tura katılanların kesin tarihi bilmeleri gerekir. Buna da özen gösterilmelidir.

Artık bu yolda kesin adım atmalısınız, çaba sarfetmelisiniz. Yolculuk planının günler değil haftalar hatta aylar öncesinden kesinleşmiş olması lazım.

Geçtik ve her nasılsa bir telefonla umre öncesi seminer olacağını arayan biri çıktı.Yine kendini tanıtmadan pat diye aradığı kişinin adını söyleyip konuşmaya başlaması ile bir an ne oluyoruz dedim. Kimsiniz sorusuna umre tur programının grup hocası olduğunu söyleyen zatı muhteremle diyolağa başladık.

10 Nisan 2016 günü öğle namazı sonrası falan camide toplanacakmışız. Telefonda aşı olup olmadığımızı, yurt dışı harç pulu alıp almadığımızı sordu. Aşıyı kayıt olurken olduğumuzu pulu ise neye göre alacağımızı ( pasaportla almamız lazım olabilir bazen tc ile banka veriyor, genellikle umre mevsiminde havaalanından alıyoruz) bilmediğimizi, havaalanından alırız dedik. Olmazmış. 187 kişi bir anda pul için sıraya girersek ortalık karışırmış. (!) :))))

Tamam hocam dedik. Adını da bu arada öğrendik. Dedik ya, kendini tanıtmamıştı.Öğrendik.İstanbul gibi şehrin eski bir semtinde yıllardır görev yapan biri kendini tanıtmaması ne kadar eksiklik. Belki de bize denk geldi. Neyse geçtim.

Seminer günü İstanbul'un eski kadirşinas semtlerinden olan yerdeki camiye gittim. Mahalle sakinleri teker teker camiye geliyor. Avlu giderek doluyor. Banklardan oturanlardan biri bir arada oturan kadınları göstererek "umreye gideceklermiş, burada toplanıyorlar" dedi. Ben de bir kenara geçip ezanı beklemeye ve çevremi, camiyi incelemeye başladım. O ara 30 yıldır semtte otrduğunu söyleyen, cami, cemaat ve görevliler hakkında bilgi veren bir vatandaşla da hasbihal etme fırsatı buldum. 20 -25 dakika konuşarak dertleştik.

Cephesinde pek çok hadis ve öğüt, uyarı ve yardım duyuruları yazıları olan caminin dışı da içi de bakımlı ve temizdi.

Ezanla birlikte girdiğimiz camide öğle namazını idrak ettikten sonra beklemeye başladım. Görevlimiz sohbet yapacak derken cami boşaldı. Cami cemaatinden olan, namaz öncesi görüştüğüm kişi kalkmadığımı görünce yanıma geldi ve " Onlar öteki tarafta toplanıyorlar" dedi.

Caminin yan tarafında bir ihtimal cuma ve bayram cemaatinin doldurduğu, kursiyelerin ders yaptığı mekanda kadınlar bir yanda erkekler bir yanda toplandık.

Umre Çantaları
Konuşma iki grup hocasının kendini tanıtmasıyla başladı. Kafile başkanı trafiğe takılmış, gelecekmiş.

Umrecilere dağıtalacak çantalar içeriye taşınmaya başladı.

Konuşma saat 13:52 de 1. grubun hocasıyla başladı. Mekan onun olunca diğer grup hocası da yanında oturmak zorunda kaldı.

Kafile 4 grupmuş. 187 kişi. İstanbuldan 46,  Balıkesir, Eskişehir, Çanakkale, Tekirdağ, Edirne, Erzuurm, Kayseri, Sivas, Samsun, Elazığ ve Muş'tan gelenlerle 187 kişi. Kafilede 110 bayan 77 erkeğin oluşturduğunu öğrendik.

İkinci grup hocasının Kur'an-ı kerim tilavetinin ardından menejit aşısı olup olmadığı soruldu. Saatler 14:01. Bu aşı toplantının bir hayli bölümünü işgal etti. Neden mi.. İlçe ilçe aşı merkezlerinin adı ve adresi, aşı günleri anlatıldı. İlaçların günlük olduğu, kıynetli olduğu, vs gibi umreyle ilgisi olmayan, sadece kişiyi ilgilendiren adres ve aşı günleri tek tek adres ve telefonlarına varana kadar anlatıldı. 25-30 dakika bu sürdü.

Ardından harç pulu devreye girdi. Paspaort numaralarını okuyarak bildireceklerini, havaalanından almanın zorluğu dile getirildi. Bankalardan alınması gerektiği belirtildi. Bu konuda 18 dakika sürdü. (Toplantı dağılığında numaralar verilemedi :))

Kadınlar kaybolmasın diye eşarp
Saatler 14:55i gösterdiğinde bu kez bayanların kaybolmaması, gruptakilerin belli olması için sadece bayanlara mahsus turuncu başörtülerin tanıtımına sıra geldi. Tanesi 5 lira imiş. Herkes almalı imiş.
( Erkekler kaybolmaz ve kafiledeki erkekler her yerden belli olacağı(!) için onlara böyle bir işaret düşünülmemiş mantığı gülümsetti :))

Ve sıra Diyanet'in umrecilere verdiği çantanın tanıtımına
sıra geldi. Umre çantası, içindekiler tek tek anlatıldı. Tabi, çantanın tanıtılması, içindeki Kuran-ı Kerim, umre kitabı, seccade, tespih, cd yi herkes anlamayabilirdi. Bunların tanıtımı yapıldı. Kerndimi birden yolcu vapurunda mal pazarlayan satıcıların önünde hissettim. ( Gel vatandaş, gel, batan geminin malları. Bu gördüğünüz.... :))

Bu arada küçük bir çocuk umre kimliği ve ihram getirdi. Sanıırm umre nasıl yapılır, ihram nasıl giyilir, gibi umre ilgili konular anlatılacak.. Buna sevindim.( Anlatılmadı tabi...)

Devam ediyoruz.

Çantada ne var?
Otel konusu gündeme geldi. Bedir mi Mercury mi tartışması toplantının bir başka tartışması oldu. Bayanlardan biri Bedir de kalmazmış biri kalırmış, Mercury yakın mı uzak mı. Tartışma sürüyor. ( Ne alaka konu. Otel garantisi yok ki..Bunu tartışmakta nedir, bilen anlatsın)

O arada bir bayan umreci görüntü almama içerledi. Çekim yapılamazmış. Görevlide çekim yapmayın uyarısnı pekiştirdi.

Kısa bir elektirklenmeden sonra ilaçlar hatırlatıldı. Havaalanında saat kaçta toplanacağı tartışması da 15 dakika sürdü. Telefon hattı satın alma bilgilendirmesi, boyuna asılacak kimlik, kimlikteki kırmızı kurdelenin anlamı, anlatıldı. ( Bunlar çok önemli, umre ibadeti yapmanın olmazsa olmazı)

Ve kafile başkanının gelmesiyle program değişti.

Kafile Başkanı bir vaiz..  Genç imajıyla farklı bir profil çizen bir görevli.. Konuşmasından tecrübeli olduğu, ingilize ve arapça bildiğini öğrendik. Sabırlı olmamız gerektiğini, vazifesini dile getirdi. Yapılması gerekenleri anlattı. Gayet güzel ve açık bir konuşma yaptı.

Yaklaşık iki saattir "abesle iştigal" olan program ciddi ve olması gereken bir havaya büründü.

Yaklaşık 30 dakika süren aydınlatıcı, bilgilendirici konuşma grup hocasının çanta dağıtmaya başlamasıyla kesilmek zorunda kaldı. Konuşmasının kesilmesini tatlı bir uyarıyla yapan kafile başkanına "umrecilerin işi varmış, gitmek istiyrlarmış" uyarısı yapan grup sorumlusu sohbetin erken bitmesine neden oldu. ( Laf aramızda kafile başkanı tip ve bilgi olarak hazımsızlık oluşturdu havası.)

Çantalar dağıtıldı, eşarplar satıldı ve peogram bitti.

Getirilen ihram bir kenarda işe yaramadan kalmış oldu. Umrenin yapılışı, ihramın giyilmesi, umrenin fazileti, Mekke ve Medine'de hal ve hareketler nasıl olmalı gibi hal ilminden bahsedilemedi.

Kafile başkanı gelmezden önce yapılan konuşmalar incir çekirdeğini doldurmamıştı. Kafile başkanı izah edecekti ona da zaman yetmedi. :(((

Bir umre semineri daha böyle sona erdi.

Bilmeyenlere, abesle iştigal; yararsız, yersiz, boş ve anlamsız şeylerle vakit geçirmek, vakit öldürmek

2016 umre hatıralarınız devam edecek....
 
Top