Umre yapanın en güzel Elbisesi - İhram

Mekke’de her fırsatta umre yapmanın çaresine bakmak lazımdır. Genellikle kafileler bir gelirken, bir ortada, bir de veda ederken olmak üzere 3 bilemediniz 4 umre yaparlar.

Umre için yola çıkıp ta bir kez daha nasip olur mu olmaz mı diye düşündüğümüzden Mekke’de bulunduğumuz her günümüzü değerlendirme arzusundaydık. Bu yüzden 3–4 umre yapmak bize az geliyordu. Mekke’deki günlerimizi umre yaparak geçirmek için kendi aramızda plan yapmaya karar verdik. Her sabah sabah kahvaltısından sonra umreye niyetlenecektik. Öğlene kadar da gayet rahat biterdi.
Umre yapmanın en güzel yanı üniformayı giymekten geçiyordu. Üniforma dediğim ihram elbisesine bürünmekti, tabii. İhrama büründüğümde ruhum adeta dinleniyor gibiydi. Çok hoşuma gidiyordu. Mutlu oluyordum. Kendimi tüm dünyanın çirkinliğinden sıyrılmış, huzur yolunun yolcusu gibi hissediyordum. Bir de farklı olma duygusu. Daha fazla umre yapmış olarak ülkeme dönme düşüncesi de beni bu yönde kamçılıyordu.


Mikat Sınırına İhram Namazı İçin gelinir


Umre yapmak hac yapmak ya da Arafat’ta vakfeye durmak kadar etkili ve güzel olmasa da her adımı, her aşaması ile çok farklı bir ibadet şeklidir. Mikat sınırına gitmek, Yolda telbiye, tekbir, tehlil ve salavât-ı şerife söyleyerek Mescidi hareme dönmek çok farklı duygular tattırıyor. Kâbe’nin etrafında pervaneler gibi dönmek, Sahabe’nin Mekkeli Müşriklere kendilerinin gücünü gösterdiği şekilde yürümek, Hacer-ül Esved’de Allahu Teâlâ ile musafaha yapmaya çalışmak, Sınırsızca dilemek, zemzemi içerek Safa ve Merve arasında Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in rolüne bürünmek ve traş olmanın zevki inanın bambaşka…


Bu kadar güzellik olur da umre yapılmaz mı? ? Hele Mekke’ye gelmiş ve ibadet etmekten başka bir işiniz yoksa.


İşte bu duygularla çocuklarımla birlikte mümkün olduğunca her sabah umre yaptık. Hatta bu umre yapmalarımız kafile arkadaşlarımız ya da görevli hocalarımızın dikkatini çekmesi bir yana her öğlen namazından sonra otele dönerken uğradığımız fast foodçunun bile dikkatini çekmişti.


“ Yine mi Umre” diye sordu. “Evet” dedim. “ Maşallah her gün umre, mübarek” diye dile getirmişti, tepkisini kasadaki genç. Yaptığımızın çok güzel olduğunu, vaktimizi umre geçirdiğimiz için çok mutlu olduğunu söylemişti. Bu beğeni bile doğru hareket içinde bulunduğumuzu gösteriyordu.



Mikat sınırına gitmek için dolmuşlar bulunur

Yeri gelmişken söyleyeyim. Umre yapmak çok kolaydır. Önce güzel bir boy abdesti alırsınız. İhram elbisenizi giyersiniz. Yola çıktığınızda tesadüf ederseniz yol üstünde bulamazsanız Halil İbrahim Caddesi üzerinde Haremin sol tarafındaki, Hiltonun arkasındaki yol kenarında veyahut Peygamber Efendimiz aleyhisselamın evinin yeri olarak bilinen kütüphanenin hemen arkasındaki yol üzerinde minibüsler, taksiler ve ya 200 metre ötede belediye otobüsleri sizi en yakın Mikat sınırı olan Ayşe mescidine ya da Tennim Mescidine götürebilmektedir. 



Hudeybiye Mescidi

“Tenim , umre , mescidi Ayşe” diye bağıran minibüs şoförleri 2 ya da 3 Riyale , genellikle 2 Riyale Mikat sınırına götürebilirler. Vaktiniz ve keseniz güvenirseniz bir başka yakın Mikat sınırı Hudeybiye’ye de gidebilirsiniz. Burası taksi ile 50 Riyale gidilmektedir. Minibüs bulamazsınız. Biz genellikle yakın diye Ayşe Mescidini tercih ettik. Burada 2 rekat ihram namazı kılıyor ve dışarıda bekleyen minibüslere/otobüslere binerek dudaklarımızda telbiye, tekbir, tehlil ve salavât-ı şerife Mescidi hareme dönüyoruz.





 Buradaki bir güzelliği anlatalım.

Araçlarda hiç tanımadığınız , dilini bilmediğiniz, yabancı kültüre sahip diğer yolcularla bir anda yek vücut oluyorsunuz. Dilinizden düşen “lebbeyk Allahümme lebbeyk “ telbiyesi diğer dudaklardan çıkan seslerle bir oluyor ve önce aracın içinde sonra Mekke’nin yollarında dalga dalga yayılıyor. Bir bakıyorsunuz, dilini bilmediğinizi sandığınız o güzel insanlar, sizin gibi Allahu Tealanın ( azze ve celle) misafirleri olan bu insanlarla aynı dili konuşmuş oluyorsunuz.


Teennim yada Ayşe Mescidi
Bakın kuran dili dünya dilidir. Kuran dili evrenseldir. Ezanı değiştirmeye kalkanlar, farklı dilde okumaya kalkan, bunun için mücadele veren hilkat garabetleri bu güzelliği asla anlayamazlar. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavât-ı şerife okurken aynı milletin , aynı ülkenin, aynı dilin konuşulduğu bir ortama giriyorsunuz. İşte İslam bu kadar güzel bir din. Telbiye, tekbir, tehlil ve salavât-ı şerife okumaya iştirak eden diğer hacılara baktığınızda her birinin gözünde kardeş olmanın mutluluğunu yaşıyor oluyorsunuz. Tebessümler dudaklardan yüreklere işliyor. İnanmayan gitsin, görsün.


Mescidi harem’deyiz. Tavaf alanına bir kumandan edasıyla ya da kendini affettirmeye çalışan bir mahkûm edasıyla, mütevazı ama gururlu ilerliyoruz. Niyetimizi yapıyoruz. Ve “Allahu Ekber” diyerek Kâbe’nin köşesinde size bakan Hacer-ül Esved’i selamlıyorsunuz. Unutmayın aslında selamladığınız bir kara taş değil. Rabbimin huzuruna girmek için izin istediğiniz bir gözlemci.


Tavafa başlıyoruz.
 
Top