-- --
2011 Umresi İstanbul 6. Kafile Görevlilerine ve Suud Devletine teşekkürler



Kafile Başkanımız Sürekli Aramızda idi.

Daha önceki gelişlerimde yani 2004 haccı ve 2006 umresinde yaşadıklarımı internet üzerinde yayınlamış, hacıya/umreciye eziyet veren unsurların başında görevlilerin geldiğini dile getirmiştim. Hatta bu durumu, görevlilerin hal ve hareketlerini Diyanet İşleri Başkanlığına da iletmiştim. İnternet sitem üzerinden de görevlilere uyarıcı olarak, hacının ahını almaması için gerekenleri elimden geldiğince aktarmaya çalışmıştım.

2011 umresini yaşamaya niyetlendiğimde de en büyük endişem hatta korkum görevlilerin daha önce yaşadığım ya da şahit olduğum hal ve hareketlerine tekrar yaşamak idi. Hac ve umre inanın insana zor gelmiyordu. İbadetlerinizi yaptığınız dikkat ettiğinizde zor yoktu. Zor olsa da neticede bir mükâfat vardı. Konu insan olunca ve neden niçin görevlendirildiğinin hazmını yapamayan insanda karşınızda olunca çatışma başlıyordu.

İlk kez sevdiklerinden, vatanından ayrılmış ve yaşı 60’ları geçmiş hiç bilmediği, dilini anlamadığı bir ülkeye gelen hacının tek dayanağı görevliler oluyordu. Her görevli gurbete gelen hacının babası, ağabeyi, annesi, kardeşi oluveriyordu. En küçük darlıkta ona sarılıyordu. Görevlide görev bilincini taşımıyorsa 2004 haccında tanık olduğumuz irşad hocası gibi birinin küfrüne dahi muhatap olabiliyordu.

2006 umrem sırasında da başarılı bir kafile başkanı sayesinde hataları pek görünmeyen ancak görevi ihmal etmekten, sorumluğunu bilmekten uzak alt ekibin sıkıntısı kafile başkanını etkilemiş hacılar/umreciler pek olayın farkına varmamıştı.



Bu yıl 2011 umresini hem de Mirac kandili ile birlikte yaşama arzusu ile yola çıktığımda bunlar hep aklımda idi. Gerçi seminerde tanıştığım grup hocasının şiir yazma yönü beni umutlandırmıştı. Şiir yazacak kişinin yüreği sevgi doludur diye biliyordum. Hele ki Peygamber Aleyhiselam için şiir yazmış insan kötü olamazdı. Bu bana umut vermişti. Kafile Başkanı olacak kişinin de seminerde “ söz veriyorum her hacının yanındayım, uçağa, otobüse en son ben bineceğim en son ben ineceğim. Her umreci benim sorumluluğumdadır” sözünün doğruluğunu da ileride yaşadığımız Haremeyn günlerinde hissetmiş, şahit olmuştum.


Gerek kafile Başkanımız İlhan Akça olsun gerekse grup hocamız Arif Küçükbenli olsun resmi kimlikleri, makamları Müftü olmasa da güzel bir hizmeti, iyi bir yönetim, idare ve sevki umrecilere tattırmış bulundular. Demek ki sevk ve idare bir yetenek müftü olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Kafilenin, 313 kişilik kafilenin tamamına sahip çıkma, sıkıntılarını öğrenme, gece yarıları yataklarından kaldırılıp hastanelere koşuşturmaları dikkat çekiyordu. 2004’te Arafat dönüşü yerde bayılan kendi grubundaki hacıyı “Banane” diye terk eden görevlinin kulağı çınlasın. Yapılacak gezi ve programları duyurabilmek için gerek bu kişilerce gerekse diğer grup görevlilerince önce ilan panosuna asılması, telefonla tek tek umrecilere ulaşılması ve hatta otobüsler kalkacağı zaman odalarında uyuya kalmış insanları ve abartmıyorum otobüse bindiği halde ortadan kaybolanlara kadar herkese sahip çıkıyorlardı. Yine 2004’te Uhud’da otobüse binmeyen hacı için “yolu bulur, gelir” diyerek bırakan kafile başkanının kulağı çınlasın


2011 umremizde görevlilerden gördüğümüz bir farklı davranışı da dile getirmek istiyorum. Kesinlikle işleri değil. Ancak yaptılar. Bagajların otobüslere düzgün konulmasına özen dahi gösterdiler. İstanbul’a döndüğümde Diyanet çalışanı birkaç imam arkadaşımla bunu anlattığımda ilk tepkileri “ özelle mi gittin” oldu. Şaşırmışlardı, memur zihniyetli arkadaşlarım. Evet, bagajların dahi istifine yardımcı olan, yaşlı hacının eşyasını yükleyen Arif Küçükbenli hocaya buradan teşekkür ediyorum. Hatta yolda susarlar diye yemekhaneden su alarak hacısının yolda sıkıntı çekmemesini sağlayan bu güzel insanlardı.


Arif Küçükbenli


Gerek Mekke’de gerekse Medine’de düzenli olarak her sabah yapılan kuran sohbetlerinde bir arada bulunmaları, umrecileri bilgilendirmeleri, bu toplantılara iştirak edemeyenleri merak edip sorgulamaları gerçekten güzeldi, takdire değerdi.

Hurma alış verişlerinde cambazlık yapan görevlileri duymuş, yaşamıştık. Bizi hurma pazarına götüren satıcılara karşı dikkatli olmamızı, beğenmiyorsak ya da pahalı sanıyorsak hurma almamamızı öneren yine sorumluğunu bilen ve Allahtan korkan, Allahın misafirlerine hizmet etme idrakini taşıyan sabırla, metanetle, sakinlikle bizlere hizmet eden bu insanlarla inanın mükemmel bir umre yaptım diyebilirim.


Tabii, kafiledeki diğer görevli hocalara da değinmek isterim. Hepsi bu denli 4/4 lük ya da 4/3 lük değildi. Ancak onlarda bize 2004 kafile başkanı ve görevlilerini unutturacak gibiydi. Bunun nedeni de yapı olarak çekingen olmaları ya da bir iki tanesi de kendilerini eşleri ve çocuklarıyla geldikleri için turist gibi hissetmelerinden kaynaklanıyordu. Hatta tam adapte olmamış bir tanesi her sabah okunan Yasin toplantılarında sıra kendine geldiğinde bocalamaya, teklemeye başlıyordu. Bu durum dinleyen ve Kuran’ı bilen umrecilerin dikkatinden de kaçmıyordu. Hatta okumadan önce besmele çekmeyi de atlıyordu. Şaka ile karışık “içinden çekmiştir” diyorduk.


Bir görevlimizde kendini saklar gibiydi. Öyle etliye sütlüye pek karışmıyordu. Hatta bir keresinde gözümün içine baka baka “ ben de umreciyim. Görevli falan değilim” dedi. (!)


Eşleri ve çocukları ile gelen ya da gidecek kafile görevlilerine tekrar hatırlatmak isterim. Sizler en az 50 en fazla 300–350 kişiye hizmetle yükümlüsünüz. Bu kişilerin arasında bayanlar da var. Genç bayanların da sayısı artıyor. Eşiniz kıskanç ise, bu tür insanlarla görüşmenize tepki gösterecekse lütfen getirmeyin. Eş ya da çocuklarınıza kafileden ya da grubunuzdan daha fazla ilgi gösterecekseniz getirmeyin.


Eşiniz ve çocuklarınızın giyimlerine, hal ve hareketlerine, konuşmalarına dikkat etmelerini muhakkak yola çıkmadan önce tembih ediniz. Onlar hacıların / umrecilerin gözünde birer hoca eşi, çocuğudur örnek teşkil edebilirler. İnsanlar onların davranışlarını eleştiriler, gözlerler. Bu kaçınılmazdır. Bu nedenle bir görevlinin çocuğu şortla dolaşamaz, taşara tırmanıp yazılar yazamaz. Başkalarına karşı saygılı olur. Yer kavgası yapmaz. Büyüklerine nasıl davranacağını bilmek zorundadır. Bunu yapamayacak durumda iseler getirmeyin. Kendi kariyerinizi, saygınlığınızı zedelemeyin


Bu yıl 2011 umresinde bizlerle gelen kafile Başkanımız İLHAN AKÇA'ya grup hocalarımız başta sabır ve iyilikseverliliği ile göz dolduran , hiç bir grup hacısı arasında ayrım gözetmeden hizmet yarışında bulunan ARİF KÜÇÜKBENLİ olmak üzere, söylediği ilahilerle bizi coşturan İBRAHİM DUMAN'a birlikte aynı amaç için geldikleri bilinciyle hareket eden eksiklikleri olsa da bunu göçstermemek için gayret eden grup sorumluları ABDURRAHMAN ATEŞ, BEHÇET BEYAZ, ZEYNEP ŞEN, HALİL BİÇER , ERDAL KOMAN, NECMETTİN YALÇIN'ı kutluyor ve teşekkür ediyorum..


Tabii bu güzel insanları kazanmış Diyanet İşleri başkanlığına , umre organizasyonu için sürekli çaba sarfeden hac dairesi çalışanlarına teşekkürlerimi de arz ediyorum.


SUUDİ DEVLETİNE AÇIK TEŞEKKÜR




Kabe Temizleniyor


Kutsal belde Mekke ve Medine’ye üçüncü gidişim olmasına rağmen hiçbir zaman farklı bir eksikliğin görülmediği hizmetlerin başında Suudi Devletinin Hac ve Umre mevsimi boyunca yaptığı ev sahipliğinin takdire değer olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim


Hac ve umre de bulunduğum yıllarda hiç değişmeyen manzaralardan biri de Suud Yönetiminin hacılara ve umrecilere yapmış olduğu hizmetin daha iyiye giden yönde olmasıydı


Birçok makalede ya da insanlar arasında küçümsenen ya da sürekli şikâyet konusu olan hizmetlerin kötü olduğuna dair sözlerin söylendiğinin aksine ısrarla söylemek isterim ki, Suudi Arabistan Devleti üzerine düşeni en güzel şekilde yerine getirmektedir.



Tuvaletler temiz


Hacılar, genellikle Suudi Arabistan’da Cidde havaalanına inerler. Cidde hava limanı, dünyanın en büyük havaalanlarından birisidir. Adeta bir şehir karakteri de taşıyan bu alanda, ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. İklimin sıcaklığı göz önüne alınarak yapılan tabi bir hava sirkülâsyonu da sağlayan çadırların olduğu alanlarda hacılar olabildiğince rahatlar. Mobil telefon kartları, paranızın mahalli paraya çevrilmesi, hava limanında kolayca temin edilebilmektedir.


Temizlik ve hijyene ayrıca ihtimam gösterilmektedir. Milyonlarca hacının ziyaret ettiği Haremeyn topraklarını her tarafı temiz ve pırıl pırıl görürsünüz. Hem Mekke’de hem Medine’de sürekli temizlik yapan ekipler, tuvaletlerin sabunlarla yıkanması, her tarafta kameralarla hacıların kötü bir saldırıya uğramaması için alınan tedbirler net olarak görünmektedir.


Hacıların konakladıkları oteller, kontrolden geçirilmekte; gerekli ve yeterli vasıflara sahip otellere ruhsat verilmektedir. Otelciler aksak bir şey olmaması için bu korkularını dile getirmektedir.



Her yer Temizlik ve Bakım Altında


Her an yanı başınızda hissedeceğiniz güvenlik timleri, sağlık ekipleri hizmete hazır vaziyette ve hepsi de güler yüzlü. Bazen diyorum eğer burası Türklerin elinde olsaydı her hacı yurduna ağzı burnu yamulmuş olarak, sakatlanmış olarak dönerdi. Asker ve polisin had safhadaki sabrı hacıya güzler yüz gösterilmesi müthiş bir olaydır.

Adeta kendi ülkemde dolaşıyormuş gibi rahatça bulunduğum Mekke ve Medine şehirlerinde güvenliği sağlayanların bir sabır örneği içerisinde ziyaretçilere sıcak, sempatik ve saygılı bir tarz içerisinde bulunmaları, bırakın tabanca ellerinde bir sopa bile bulunmayan bu insanların en yorgun oldukları anda bile nezaketli davranmaları imrenilecek durumdaydı.

2011 yılı umre dönemi içerisinde bulunduğum bir aylık dönem içerisinde umrecilere gösterdikleri ilgi ve yakınlıktan dolayı Suudi Arabistan Krallığına, askerlerine, polislerine, resmi görevlilerine ve halkına minnet duygularımı sunmak istiyorum.


Ve herşeyden evvel ; Mirac kandilinde Umre yapmayı çocuklarımla bana nasip eden aziz ve celil olan Kabe'nin sahibi ve misafir olarak evine davet eden Allah’a şükürlerimi sunuyorum. Medine'de bizleri misafir eden efendimiz , resulümüz, peygamberimiz, alemlerin gülü Hazreti Muhammed aleyhisselama, ailesine ashabına salat ve selam ediyorum.
 
Top