Vefa'nın alimleri olur da kabadayıları olmaz mı. Vefa semti de Külhanbeyi, kabadayı, baba gibi tâbirlerin yer aldığı semtlerdendir.

Külhan eski hamamlarda suyun ısıtılması için ateş yakılan geniş bir alandı. Geceyi geçirecek yeri olmayanların burada yatması için barınak olarak da işlev görüyordu. Burada yatanlar arasında biraz isim yapmış olanlarına külhanbeyi denirdi. Kabadayıların ise daha iyi bir sosyal ve ekonomik bir statüleri vardı. Bundan dolayı külhanbeyi tâbirini kendilerine lâyık görmezler, hâttâ küçümserlerdi.

Birçoğumuz racon kelimesinin kabadayılık âleminde kullanıldığını duymuşuzdur. Kelimenin kökeni İtalyanca ragione’den geliyor. İngilizcede region olarak kullanılan bu kelime bölge alan, saha anlamındadır.

Kabadayılar arasında yol, yöntem, usûl ve kural anlamını içerir. Bölge anlamına gelen ragione kelimesinin Türkçede böyle farklı bir mânâda kullanılması belki de kabadayıların bölgesi, alanı ve bu bölgenin kendine özgü kuralları olması anlayışı sonucu ortaya çıkmış olabilir.

1960’larda, organize suç örgütü tanımı henüz icat edilmemişken, semt sokaklarında çetelerin sözü geçerdi. Balat’ta "Karapanterler"in, Kasımpaşa’da "Çirkin Kurtlar"ın, Yeşilköy’de "Ringolar"ın, Karagümrük’te "Korsikalılar"ın borusu öterdi. Silahına değil, bileğine güvenen kabadayılar topluluğuydu bunlar. En gözü kara çete Korsikalılar’ın lideri İsmail Altıntoprak, Karagümrük’ün merkez mahallesi Hatice Sultan’ın muhtarıydı. Tayfası, 1960’ların modasına uygun şekilde saçını uzatır, İspanyol paça pantolon, yüksek topuklu çizme, uzun pardösü giyerdi.

ARAP ABDULLAH

Osmanlı kabadayılarından belki de en ünlüsü Arap Abdullah’tı. O zaman Osmanlı topraklarında yer alan Vefa'ya komşu semt Süleymaniye’de doğmuştu. Arap Abdullah’ın çok hızlı bıçak çekmekle de nam yaptığından bahsedilir.

Türkiye'de babalık 1960'lı yıllarda Dündar Kılıç, Çilli Burhan, Oflu Osman, Hüseyin Heybetli tarafından sahneye konulmaya başlandı.

Eskiden kabadayılar saygılı, oturaklı, izzeti ve şerefine dokunulmadığında kimseye zarar vermeyen ve mahallenin otoritesi olarak kabul edilirdi.



ÇİLLİ BURHAN (Burhanettin Atay) ( Bilgi araştırılıyor )

OFLU İSMAİL - (İsmail Hacısüleymanoğlu) - 1938 yılında doğdu. Vefa'nın sayılı kabadayılarındandır. 1999'da ölen kabadayı Dündar Kılıç'ın eniştesiydi. 24 Aralık 2015'de kanserden kurtulamayarak öldü.

İsmail Hacısüleymanoğlu, ülkemizdeki üst tabaka insanların ve yeraltı dünyasının saygı duyduğu, çok geniş bir çevresi bulunan, "Oflu İsmail" takma ismiyle ünllenmişti.

Oflu İsmail
Hacısüleymanoğlu'nun adı, ilk olarak 1979'da Semiramis Gazinosu'ndaki cinayetle duyuldu. Sözkonusu mevzuda ünlü müzik sanatçısı Esengül yaşamını yitirmişti. Bu olayın ardından yurtdışına kaçtı. Sahte kimlikle, Bulgaristan, Macaristan, Hollanda, İsviçre ve İngiltere'de yaşadı. 1980 döneminde vatandaşlıktan çıkarıldı. 1987'de bir ihbar üzerine, Hollanda Rotterdam'da kendisini ziyarete gelen Hasan Heybetli ile bir evde yakalandı. "Babalar Operasyonu" olarak anılan bu baskının ardından ikili tutuklandı. Hacısüleymanoğlu, uyuşturucu ticareti suçlamasıyla arandığı İtalya'ya iade edildi. 1989'da 24 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. 1980 - 1990 yılları arasında Türk vatandaşlığından çıkarılan Oflu İsmail, 1995 senesine gelindiğinde Türk vatandaşlığına geri alınmıştı. İsmail Hacısüleymanoğlu, 2006 yılının Mayıs ayında Türkiye istihbarat yetkililerinin özel operasyonlarıyla iade alınmış ve cezaevine gönderilmişti. 2007 senesinin ortalarına gelindiğinde ise tekrar serbest bırakılmış, aynı senenin Eylül ayının sonlarında yine yasadışı bir örgüte üye olması gerekçe gösterilerek gözaltına alınıp tutuklanmıştı

OFLU HASAN : ( Hasan Cevahiroğlu) İstanbul’da 1960 yıllarda Mafya denilince Oflular denilen Karadenizli gruplar ilk olarak akla gelirdi.

Oflu Hasan deyim yerinde ise ``Babaların babası`` idi. Sözü kanun gibiydi. Tophaneli Araplara karşı Galatalı Lazların başında yürüttüğü çete savaşı dillere destandı. Oflu Hasan kalpten öldü.

Kendisi İstanbul'un ilk babalarındandır. Gençliğinde, Galata’da Araplar ve Lâzlar arasındaki çete savaşlarında Lâzlar’a liderlik yapıp efsanevî bir isim olmuştu.

Aslında Oflu Hasan sûlhçu bir insandı. Zamanında kabadayılar arasında gerginliklere müdahale edip kan dökülmesini asgariye indirmişti. Hele hele günümüz standardına göre çok barışçıl bir dönemdi. Örneğin, Hüseyin Heybetli (Kürt Hüso, Hasan Heybetli’nin babası) Burhanettin Atay ile Eminönü Merkez Hâli’nin haracı yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Hüseyin Heybetli’nin Burhanettin Atay’ı öldürmesi üzerine kan davası başladı. Çok daha insan ölebilirdi ama araya babaların babası olarak bilinen Oflu Hasan girip racon kesince iki taraf barışmak zorunda kaldı.

HÜSEYİN HEYBETLİ: Hüseyin Heybetli Siirt'ten İstanbul'a gelmiş, Eminönü Merkez Halinde adını duyurmuş ve buranın haracını almaya başlamıştır. Buradaki haraca ortak olmayı isteyen Çilli Burhan'la çatışmaya girmiş Çilli Burhan'ı bir pusu ile öldürtmüştür. Daha sonra çıkan çatışmalarda çok kişi yaralanmış ve çatışmayı Oflu Hüseyin'in oğlu Oflu Hasan racon keserek durdurmuştur. Hüseyin Heybetli için Kürt Hüso - Arap Hüso dendiği de bilinir.

HASAN HEYBETLİ :
Hasan Heybetli,
Hasan Heybetli, yaşayan son kabadayı olarak biliniyor. Siirt`li olan Heybetli, Türkiye onu devrin ünlü şarkıcılarından Muazzez Abacı ile yaşadığı aşkla tanımıştır. Abacı'ya gönlünü kaptıran Heybetli, uzun yıllar sanatçıyı evliliğe razı etmek için uğraşmış, bu alanda yaptıklarıyla magazin basında sıkça yer almıştır.

Abacı'nın çalıştığı gazinoya her gün 24 kırmızı gül gönderen, evinin önünü çiçeklerle donatan heybetli, abacı ile 1980'de evlendi. Bu evlilik 3 yıl sürdü. Birkaç yıl ayrı yaşan çift, 1989 yılında yeniden dünya evine girdi. Fakat bu evlilik de uzun sürmedi. 1990larda kabuğuna çekilen Heybetli, ABD başta olmak üzere birkaç yıl yurtdışında yaşadı. 2004te şarkıcı Kader Çetintürk'ün de adının karıştığı bir gaspa teşebbüs davasından 2 yıl hapse mahkum oldu.

1970lerde istanbulda yeraltı dünyasında acımasızlığı ve gözü pekliğiyle kısa sürede yükseldi. Birçok adam yaralama, mekan basma olayına adı karıştı. Defalarca hapse girip çıktı. Silaha olan tutkusuyla bilinen Heybetli, kendisiyle ilgili anlatılan efsanelerle namını yürütmüştü. Bir gün Gümüşsuyundan Dolmabahçe'ye inerken kendisini sollayan aracı takip ettirmiş, sürücüsünü bir yerde yakaladıktan sonra indirip, "Sen nasıl beni geçersin ulan!" diyerek bacaklarından kurşunlamıştı.

Not : Sitemize destek olarak semtimizle ilgili bilgileri gönderebilirsiniz
 
Top