0
-- --
Hem katarakt hem de retina hastalığı olanlarda teşhis ve tedavide nelere dikkat edilmelidir? Önce retina hastalığı mı yoksa katarakt mı tedavi edilmelidir?

ATV Avrupa ekranlarında yayınlanan Esra Kazancıbaşı ile Sağlığım için Herşey programında Dünya Göz Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Nilüfer Köylüoğlu Ünal  merak edilen bu konuda önemli bilgiler verdi:

. Başlıca retina hastalıkları nelerdir?

“Polikliniklere gelen hastalarımızı yaş gruplarına bölerek bu soruyu daha rahat cevaplayabiliriz. Genç hasta grubunda daha çok ‘periferik retina hastalıkları’ görülür. Yüksek miyopu olan kişilerde bu soruna daha fazla rastlanır. Fakat bu bir kural değildir. Kişi düşük miyop olsa da hipermetrop olsa da periferik retinasında hastalık olabilir.Bu grubun en önemli özelliği kişinin hasta olduğunu fark etmiyor olmasıdır.

Retinanın merkezi, makulası, eğer sağlıklıysa hasta görme şikayeti hissetmez. Gözün içini dolduran vitreus jeli de genç kişilerde tamamen jöle kıvamında olduğu için herhangi bir ışık çakması veya uçuşma da hissedilmez. Rutin göz muayenesinde veya refraktif cerrahi polikliniklerine geldiklerinde, tam muayene edildiklerinde, böyle bir sorunları olduğu ortaya çıkar.  Böylece hastanın rahatsızlığı bu şekilde daha ileri aşamaya geçmemiş olur.
Basit bir göz muayenesi sırasında ya da lazer ameliyatı için gelen bir hastanın tetkiki sırasında ortaya çıkmazsa, retina dejeneresansları yırtıklara, yırtıklar da retina dekolmanlarına neden olur. Retina dekolmanı evresinde de tedavi vardır. Ancak bu seferde cerrahi aşamaya gelinmiş olur. Cerrahi ile düzeltilip daha sonra yırtığa neden olan rahatsızlık tekrar lazerlenip, cerrahi ile retina yerine iade edildikten sonra süreç tamamlanır. Kısacası bu durum biraz daha ileri tedavi prosedürleriyle düzeltilebiliyor.
Daha orta yaş grubunda polikliniğe gelen hastalarda retinanın vasküler hastalıklarına rastlanır. Bunlar arasında ağırlıklı olarak diyabetik retinopatiyi, daha nadir olarak da retinal atar damar ve toplar damar tıkanıklıklarını sayabiliriz. Daha ileri yaş grubunda ise  makula dejenerasyonu, sarı nokta hastalığı görülür.”

“HER IŞIK ÇAKMASI RETİNA YIRTIĞINDAN KAYNAKLANMAZ”

. Tüm bu saydığınız  retina hastalıklarının bir takım ortak belirtileri var mıdır? Muayene sırasında ortaya çıkan sinsi seyreden hastalıklar dışında, gürültülü başlayan hastalıklar da söz konusu mudur?

“Daha orta yaş grubundaki hastalıklar;  örneğin retinanın vasküler hastalıkları, problem çok ileri olmasa bile merkez bölgeyi, makulayı tuttuysa çok erken evrelerde ağır şikayete neden olabilir. Ama hastalar tedaviyle toparlanabilirler. Kötü görüyor olmak her zaman rahatsızlığın çok ileri aşamada olduğu anlamına gelmez. Bazen gençlerde ya da merkezin korunduğu hastalıklarda iyi görüyor olmak da retinanın tamamen sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu yüzden bütün genellemeler aslında yanlıştır. Kişiye özel bilgilerle sürecin incelenmek gerekir.”

. Retina hastalıkları denildiğinde ışık çakması, gözde sinek uçuşması gibi belirtilerden bahsetmek mümkün müdür?

“Bunlar retina yırtıklarının genelde bulgularıdır. Ancak ışık çakması ve gözde sinek uçuşması şeklindeki yakınmalara retina yırtığı olmayan durumlarda da rastlanabilir. Gözün iç jeli hacim kaybederken retinada ufak çekintilere neden olduğu için ışık çakmaları ortaya çıkabilir. Ama her ışık çakması retina yırtığı demek değildir. Kişi gençse, jel jöle kıvamındaysa, o zaman ışık çakmıyor olması, retina yırtığı ya da dejenerasyonu olmadığı anlamına gelmez.”

“ÖNCE RETİNADAKİ AKTİF HASTALIĞIN, SONRA KATARAKTIN TEDAVİSİ YAPILMALI”

. Hem retinasında problem olan hem de kataraktı olan hastaların görülme sıklığı nedir? Böyle vakalarda tanı aşamasında bir takım karışıklıklar olur mu?

“Aynı aks üzerinde görmeye etki eden iki hastalık olduğunda, algı ya da yorum aşamasında netleştirilme ihtiyacı söz konusu oluyor. Eğer kişide, diyabet ya da makula dejenerasyonu varsa, diyabet sarı noktayı etkiliyorsa ve aynı zamanda bunlara katarakt da eşlik ediyorsa, bu gruptaki hastaların dikkatli değerlendirilmesi gerekir.
Katarakt bölümündeki meslektaşlarımız ameliyat zamanlaması açısından hastayı retina bölümüne yönlendirirler.

Retinadaki olay aktif durumda mı, tablo alevli mi yoksa sakin mi buna bakılır. Eş zamanlı olarak katarakt cerrahisi acil mi yoksa elektif olarak da yönetilebilecek bir süreç mi diye araştırılır. Eğer katarakt cerrahisi acil değilse, hastanın retinası muayene edildiğinde tanı yöntemleri ile görüntülenebiliyorsa ve fungusunun detayları seçebiliyorsa, o zaman hastanın tedavisi de yapılabilir.

Retinadaki hastalık aktifse, önce onu yatıştırıp, ondan sonra da kataraktı almak her açıdan daha kolay olur. Aksi halde retinadaki lezyon aktivitesi devam ederken katarakt ameliyatı yapılması doğru olmaz. Retinadaki sorun daha ilerleyeceği için
hasta katarakt ameliyatının iyi yapılmadığını zannedebilir. Çok başarılı bir cerrahiye rağmen altta retina ile ilgili bir problem kaldığı için böyle bir durum söz konusu olur.”

TANI AŞAMASINDA KARIŞIKLIK OLUR MU?

. Tanı aşamasında da karışıklıklar oluyor mu?
“Artık çok ileri taşlaşmış, retinanın muayenesine izin vermeyen kataraktlar görmüyoruz. Böyle durumdaki bir hasta nasıl dışarıyı göremezse, hekim de içeriyi göremez. Kataraktın çok ileri olması durumunu pencerenin panjurlarının kapalı olmasına  benzetebilirsiniz. Böyle ağır kataraktlarda ultrasonla gözün arka bölümü incelenip makulada ya da retinada başka bir problem var mı diye bakılır. Ancak günümüzde bu kadar ileri katarakt hastalarını çok nadir gördüğümüz için retinayı inceleyebiliyoruz. Eğer retinadaki sorun aktifse öncelikle tedavinin retinaya yapılması, buradaki yangın söndürüldükten sonra kataraktın alınması şeklinde karar alabilmek mümkündür.”

EN ÖNEMLİ KRİTER: RETİNANIN SAĞLIĞI

. Önce katarakt mı yoksa retina mı tedavi edilecek ya da tam tersi mi olacak kararı kişiye özel olarak değişiyor değil mi?

“Çok doğru. Bu kişinin gözüne özel bir durumdur. Bazen aynı hastanın sağ gözünde hastalığın seyri ile sol gözünde hastalığın seyri bile farklı olabiliyor. O yüzden arkadaki süreç aktifse mutlaka önce retina tedavi edilmelidir. Çünkü sadece katarakt ameliyatında değil, kişi refraktif cerrahi geçirecekse, kontakt lens alacaksa ya da gözlük alacaksa bile bütün randımanı belirleyen retinanın sağlığıdır.”

. Diyabetik retinopati ya da şeker hastalığına bağlı görme sorunları olanlarda katarakt riski de yüksek midir?

“Diyabetik katarakt hızla ilerleyebilen daha çok kortikal ağrılıkta seyreden bir tablodur. Aynı hastayı takip ediyor olmak bütün soruların anahtarıdır. Kortikal kataraktını tespit ettiğiniz, aniden görme eksikliği hisseden hastaları tespit ettiğinizde, altı ay ile bir ya da iki sene önceki durumlarını biliyorsanız, bunun katarakttan olduğunu, retina tetkiklerine bakarak çok kolay anlayabilirsiniz. Aynı hastayı takip edebilmek hekim için çok büyük bir şanstır. Hastanın da aynı hekime gidebilmesi hasta için de çok büyük bir avantajdır.”

. Hem kataraktla hem de retina ile ilgili bir problemi olan hastalarda kontrol muayenelerinin nasıl bir önemi bulunmaktadır?

“Hiç retina problemi olmayan bir kişinin bile katarakt ameliyatı sonrasında mutlaka yılda bir kontrole gitmesi gerekir. Çünkü bir yıl içerisinde gözlerde çok fazla şey değişebilir. Özellikle diyabetik retinopati hastalarının şeker hastalığı geçmediği için diyabet yaşları ilerledikçe  gözlerindeki sorun da ilerleyecektir. Sürecin aktif olduğu, bunun bir maraton olduğunu unutulmamalı, kontroller asla aksatılmamalıdır. Bu şekilde hastalığın, büyük çaplı tedaviyi gerektirecek boyutlara ulaşması önlenmiş olur.”

https://www.sagligimicinhersey.com/2015/12/goz-sagligi/hem-kataraktiniz-hem-de-retina-hastaliginiz-varsa/

Yorum Gönder

 
Top