-- --
Haciz, Borcunu ödemeyen borçlunun menkul (taşınabilir) ve gayrimenkul (taşınmaz) mallarına, alacaklının talebi üzerine adli ve idari makamlarca el konulmasıdır. Son zamanlarda haczedilen mallarda meydana gelen artış haczedilen ve satışa sunulacak mallara ilişkin bilgilerin yer aldığı web sitelerindeki ciddi artış da borçluların sayısının çokluğuna da işaret etmektedir. İcra daireleri her geçen gün açılan icra dosyalarıyla baş edemez durumda kalırken, icra dairelerine alacakları için koşanların sayısı her geçen gün artmaktadır.

Bilhassa kredi ve kredi kartı borçlarından dolayı icraya verilenlerin sayısı başta gidiyorsa da alışveriş mağazalarının da yadırganmayacak şekilde banka ve finans kurumlarından sonra geldiği de gözden kaçmamaktadır.

Banka ve finans kurumları alacaklarının tahsili amacıyla şirket dışı avukatlara dosyalarının takip yetkisini vermesiyle hukuk bürolarının birer borçlu arama bürolarına döndüğü bilinmektedir. Borçluların artışı ve borçluya ulaşma gayretleri avukat bürolarına yeni eleman alımına da neden olmaktadır. Avukat kâtip ve sekreterlerinin dışında çağrı ( telefonla borçluya ulaşma –arama ) elemanlarının da talep görmesi yeni bir iş sektörünü ortaya çıkarmış oldu. Gazetelerdeki seri ilanların dışında baroların sayfaları arasında “yardımcı eleman” başlığı altında aranan ve iş arayan eleman sayısı da giderek artmaktadır.

Buraya kadar yazılanlar normal kategoride olan gelişmelerdir. Ancak bilhassa alışveriş merkezleri kendi bünyelerinde kurdukları hukuk bölümleriyle alacak takiplerini icraya vermeden önce borçlularına sanki icra takibi ve avukata devredilmiş dosyalara muhatap olduklarını düşündürecek uygulamalara geçmektedirler. Şirketlere alınan elamanlara borçlulara ulaşmalarını sağlatan firma yetkilileri verdikleri talimatta borçlulara” hakkında icra takibi açtıklarını, şu kadar gün içinde borcu ödemedikleri takdirde haciz işlemine geçeceklerini, gerekirse hapis cezası uygulatacakları tarzında korkutucu – uyarıcı sözler söyleterek borçluyu adeta tehdit etmektedirler. Hatta daha ileri giden bazı firmaların elemanları hızlarını alamayarak borçluların adresine giderek kendilerine “icra memuru” süsü vererek evlere girmektedir. Zaten “icra –haciz” kelimelerine karşı hassas olan vatandaş eğer hukuki işlemleri de bilmiyorsa bu kişilere kapılarını açmaktadırlar.

Eve girmeye cesaret eden alacaklı tarafı elemanlar karşılarındaki insanların saflığından – bilgisizliğinden faydalanarak işi daha ileriye götürerek ev - dükkan mallarını sözde haczederek işlem (!) yapmaya başlamakta bir yanda da sözle taciz edecek şekilde icra işlemlerini sürdürmektedirler. Daha cesur olanlar ise kendi firmalarından satın alınmış ancak borcu ödenmemiş malları borçluların evinden kaldırarak götürmektedirler. Vatandaş ise eve icra geldi, devlet memurudur diyerek karşı gelemedikleri bu eylemler karşısında borcunun bitmesine sevinerek susmak zorunda kalmaktadırlar.

Bunların dışında, yaşanması muhtemel kötü olaylar da olabilmektedir. Bazı uyanık hırsızlarda borçlu olduklarını tespit ettikleri kişilerin bilhassa minibüslerle kapılarına gelmekte, kendilerine icra memuru süsü vererek haciz yapacaklarını söylemektedirler. Yükte hafif pahada ağır eşyaları bulduklarında ise ele geçirdikleri mallarla kayıplara karışmaktadırlar.

KAPIYA HER GELEN HACİZ YAPABİLİR Mİ?

Bilhassa borçlu olan vatandaşların kapılarına gelen herkesi icra memuru olarak görmemeleri gerekmektedir. Kendisini avukat olarak tanıtan kişi kimliğini ibraz etse de yanındaki kişi icra memuru olmayabilir. Ya yanındaki kâtibidir, ya şirkette çalışan bir elemandır veya arkadaşıdır. İcra memurları Adalet bakanlığında çalışan ve kimlikleri bulunan resmi görevlilerdir. Kendisini icara memuru olarak tanıtan kişilere kimlik sorulmalıdır. Gerekirse sicil numaraları ve isimleri kayıt edilmelidir. Ve şu asla unutulmaması gerekir ki haciz ihbarnamesi ( ödeme emri) tebliği yapılmadan haciz işlemi ( ihtiyati haciz hariç ) yapılamaz.

Ayrıca İCRA ve İFLAS KANUNU’nun III- TATİLLER VE TALİKLER bölümünün BÜTÜN BORÇLULAR HAKKINDA başlığı altında kanun koyucunun “MADDE 51 - (Değişik: 538 – 18.2.1965 / m24) Güneşin batmasından bir saat sonra ile güneşin doğmasından bir saat önceye kadarki devrede (Gece vakti) ve tatil günlerinde takip muameleleri yapılamaz. Ancak, gece iş görülen yerlerde gece vakti hasılât haczi mümkündür. Tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabileceği gibi muhafaza tedbirleri de alınabilir. Borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa gece vakti dahi haciz yapılması caizdir. Bir borçlu hakkında Kanunda gösterilen sebeplerden dolayı icra talik edilmiş veya konkordato ( iflas antlaşması ) için mühlet verilmiş ise, o borçluya karşı takip muamelesi yapılamaz.” kuralı asla akıldan çıkartılmamalıdır.

Burada bilinmesi gereken durumun altına çizmekte yarar vardır. “Güneşin batmasından bir saat sonra ile güneşin doğmasından bir saat önceye kadarki devrede (Gece vakti) ve tatil günlerinde takip muameleleri yapılamaz.” (istisna hariç)

Ayrıca hacze gelen memur haciz işleminden sonra haciz tutanağının bir nüshasını vermek zorundadır. Bu tutanak verilmezse mutlaka istenmelidir. Haciz tutanağı vermiyoruz tarzında bir cevap alırsanız ki yasada böyle bir durum yoktur, hemen polise haber verilmelidir. Gelenlerin şüpheli hareketlerini tespit edildiğinde polise haber verilmelidir. Eğer gelenlerin kesin icra memuru olduğuna, icra dairesinden geldiğine emin olunduğu takdirde haciz tutanağının unutulma nedeniyle verilmemesi gibi bir durum olursa İcra dairesine gidilerek bunun temin edilmesi gerekir.

Unutmayın “adli ve idari makamlarca” haciz işlemi uygulanır. Her alacaklı avukatını yanına alarak hiçbir borçlunun malına haciz işlemi uygulayamaz.

Son söz olarak şu uyarının dikkate alınması faydalı olacaktır. Evinize elinde pembe dosya ile gelen herkesi kabul etmeyin. Önce kapıda kim olduklarını ve nereden niçin geldiklerini sorgulayınız. Kimliklerini isteyiniz ve kontrol ediniz. Eğer borcunuzdan dolayı ve icra dairesinden geldiklerine inanırsanız kapıyı açarak görevlerini yapmalarını sağlamak zorundasınız. Gelenler gerçek memur ise ve kapıyı açmazsanız polis ve çilingir vasıtasıyla içeriye girme hakkına YASAL olarak sahiptir. Aksi durumda sahte evraklarla canınıza da kastedebilirler veya göz göre göre siz başındayken dahi eşyalarınız çalınabilir...

YAZAN : EROL KARA - 2011
 
Top