-- --
Soma borçlarını silen bankalar bu zararlarını devletten isteyecek mi?

Manisa Soma’daki elim kazanın arkasından başta bankalar ve kurumlar alacakları konusunda kimi yönetim kurulu kararı olmadan, kimi o ilçede borçlusu olmadığından “ben oradaki borçları siliyorum” diye ortaya atılırken, bir çok bankada çekimser davranarak silme veya öteleme konusunda kesin karar vermediklerinden ileri ki günlerde açıklama yapacaklarını öğrendik.

İlk etapta sevindirici, takdir edici bulunan “falan banka ne cesur hareket yaptı, silmiş” dedirtirken diğerleri düşünme aşamasında olduğundan kızdığımız, haklı ya da haksız tepki gösterdiğimiz bir durum oluşturdu.

Acaba borç silen bu kurumlar bu konuda ne kadar ciddidir.

Ve aklımıza ilk gelen soru, bankalar bu zararlarını devletten isteyecekler mi? 

Yıl sonu bilançolarında zarar göstererek vergiden düşecekler mi?

Bilinen bir gerçek var ki bankalar kayıp risklerim çok olmasından adeta mutluluk duyuyor.  Tahsil edilmeyen borçlar, üç adet olumsuz İİK 89. madde ihbarname sonucu, borçluya ait menkul ya da gayrimenkul bulunmaması, dosyanın tahsil kabiliyetinin olmamasından dolayı adeta bayram eden başta bankalar olmak üzere alacaklı kurumlar aldıkları acizlik belgesiyle amaçlarına ulaşmaktadırlar.

Takipten düştüğünü sanan borçlular da banka, şirket peşimi bırakıtı diye sevinçten havaya uçmaktadır.

Aslında “sütü bitmemiş yetimin hakkı var” diye tabir ettiğimiz devletin hazinesine bankalar bu yolla musallat olarak ödenmemiş borçları vatandaşın sırtından tekrar çıkartmaktadır.

Bankaların tahsil edemedikleri alacaklarını 2 yolla kazanç haline getirmektedir.

Öncelikle bu kurumlar alacaklarını varlık yönetim şirketlerine satarak çifte kazanç elde etmektedirler.
Banka tahsil edemediği kredi alacağını varlık yönetimi şirketine satıyor ve böylece batık olan paranın bir kısmını kurtarıyor. Bunun da vergisini ödüyor. Ancak şüpheli alacak miktarını bilançosunda tutuyor. Böylece de devlete vermesi gereken kurumlar vergisini ödemiyor.

Mesela, 100 milyon liralık şüpheli alacağı 10 milyon lira karşılığında varlık yönetimi şirketine satıyor. 10 milyon liranın vergisini ödüyor. Aynı zamanda bu 100 milyon lirayı şüpheli alacaklar kısmından düşmüyor. Böylece tahsil edilmeyen alacak kısmında bu para göründüğü için de gider yazılıyor ve bu paranın vergisini de ödemiyor. Vergiyi vermediği içinde hazine, dolayısıyla milletimiz kaybediyor.

Bankaların çifte vurgunu bu şekilde.

Şimdi, Soma ve civarındaki alacaklılarından banka, GSM, Finans gibi kuruluşlar “borçları sildik” diye ortaya atılıyorsa bunun altında çapanoğlu aramak lazım.

Bunu Maliyenin müfettişlerine bırakıyoruz.

Zira birçok banka ceosu, yöneticisi, temsilcisi her neyse olayın akabinde sosyal medyadan duyuru yaptı.

Borçları sildik diye…

Belki o borçlulara ait dosyaları varlık yönetim şirketlerine satmayacaklardır. Çünkü sildik dediler.

Pekâlâ, soruyoruz.

Bu silinmiş borçları vergiden düşecek misiniz?

Devletten yılsonunda isteyecek misiniz?

“Soma halkının borçlarını sildik” derken tahsil edemediğiniz alacaklarınızı 70 milyonun üzerine pay mı edeceksiniz.

Bankaların bu ülke halkına yararlı bir tek faydası olmamıştır.

Müşterisinin kanını emen bankalar net olarak açıklasınlar.

Sildikleri bu risklerin bedelini devletten almayacaklarını, vergilerini ödemiş olduktan sonra kalan net kârlarına yansıtacaklarını belirtecek kadar cesurlar mı o zaman görelim.

Erol KARA / icrada.net
 
Top