-- --
Ben, sizlerden sevgilime hediye göndermenizi rica edeceğim. Evet, belki hayret edilecek, belki şaşırmış bu diyeceksiniz. Bir kimse sevdiği için, sevgilisi için başkasının ona hediye göndermesini isteyebilir mi?

Tabii ki Hayır....

Ancak bu çok özel bir durum. Bu yazıyı okuyanın, okutanın, duyanın yani sizin, dostlarınızın, tanıdıklarınızın velhasıl herkesin benim canımdan öte sevdiğim o insan için hediye göndermesini isteyeceğim.

Biliyorsunuz, kabul etsek de etmesek de 14 Şubat Sevgililer Günü. Sevgiden yoksun batının yılda bir kez sevdiklerini andığı gün bizim toplum yaşantımıza diğer özel günler gibi girmiş bulunmaktadır. Batıdan ithal ettiğimiz Anneler Günü, Babalar Günü ve Miladi Yılbaşı gibi Sevgililer Günü de bunların arasında…

Daha birkaç hafta önce kutladığımız mübarek Mevlid Günü, ne kadar sessiz gelmiş ve gitmişti. Çok çok bir, bilemediniz iki saatlik törenlerle geçiştirilen Kâinatın Efendisi, Âlemlerin Peygamberi Hazreti Muhammed Mustafa Aleyhisselamın doğum gününü sözde idrak etmiştik. Camiye giden gitti, gidemeyen yasaksavar tarzda programlar yapan televizyonların karşısında o doğum gününü idrak etti. (!) Ve inanıyorum ki içimizden pek çoğunun haberi de yoktu.

Ancak 14 Şubat Sevgililer Günü için hazırlıklar haftalar öncesinden yapılmaya başlandı. Cep telefonlarımıza kadar gelen kampanya mesajlarıyla, medyanın borazanlığıyla 14 Şubat gününü Sevgililer Günü olduğunu sağır sultan bile duydu.

İndirimler, İkramiyeler, konserler, gösteriler, pankartlar ve diğerleri. Her şey Sevgililer günü (!) için…

Kesinlikle böyle bir günü onayladığımı, hayatıma girdiğini, kutlamasının uygun olduğunu söylemiyorum. Böyle bir durum da söz konusu değildir. Ancak ne kadar Müslüman bir toplum olduğumuzun tartışıldığı ülkemizde halen “ben Ermeniyim” “Ben dindar gençliğe karşıyım” diyen bir güruh varsa bu tür günlerin eksilmeyeceği de aşikârdır. Hatta beş vakit secdeye kapanıp “yalnız sana ibadet ederiz” diyenlerimiz bile bu özel günlerde özel eylemlere girişebilmektedir. Çıkın caddelere bakın adı Nur, Beyza, Merve, Tekbir, Aksa, Beytullah, Ravza, Yasin, Nisa, Mesture gibi dini çağrışımlar yapan ne kadar dükkân görürseniz görün bu günlere özel vitrinler düzenler. Güler misin Ağlar mısın dercesine…

Ne kadar tepkiyle karşılasak da ne kadar kabul etmiş olsak da hayatımıza giren bu ithal anma günü vesilesini de bizde öyle bir şekilde kutlayalım ki dillere destan olsun.

“14 Şubatta ne yaptın?” Diyene mahcup olmamak ve çağdaşlığımızı (!) göstermek için katkıda bulunalım istedim. Hani Yılbaşında Mekke’nin fethini kutlayıp biz de alternatif yılbaşı yaparız diyenlerimiz gibi.

Bu yüzden Sevgililer gününe özel ben de kendi sevgilimi anmak, doyasıya ondan söz edebilmek, Ona olan sevgimi ispat edebilmek için hazırlıklar yaptım. Yaptığım hazırlıkların yetersiz olduğuna inandım ki sizlerden, herkesten bana yardımcı olmanızı istiyorum.

Size öyle hesap numarasına para gönderin, dört rakamlı sayı verip buna kısa mesaj gönderin ya da filan mağazadan kesenize göre bir şeyler alıp gönderin deyip adresler vermeyeceğim.

Sizden sevgilime hediye göndermenizi istiyorum ama bu cüzdanınızı rahatsız edecek bir şekilde değil tabii..

Basit ve kısa, az ve öz bir şekilde lütfen 14 Şubat günü hatta isterseniz birkaç gün daha ya da her istediğinizde benim sevgilime hediye gönderiniz. İnanın bundan çok fazla kârınız olacaktır. Belki de benden fazla kazançlı çıkacaksınız.

Hediyenin kime ve ne şekilde gönderileceğini aşağıda açıklayacağım ama yeri gelmişken size 14 Şubat uydurma gününden bahsetmek istiyorum.

Sevgililer gününün İslam dininde yeri ve konumu yoktur. Biliyorsunuz ki “birbirinizi sevin” diyen bir dinin mensubuyuz. Biz sevdiklerimizi her gün severiz. Bir güne sevgimizi sığdırıp 364 gün sevmemiz gerekenleri yaşadığına pişman etmeyiz. Ona zulüm yapmayız. Onu huzurlu mutlu kılmak için her günümüzde sevgimizin eseri olarak elimizden gelen tüm güzellikleri gösteririz.

14 Şubat Sevgililer Günü, bir Hıristiyan âdetidir. Tarihçesi Valentin adlı bir papazın 14 Şubatta asılmasının yıl dönümüne dayanır. O dönemde birbirlerini seven iki insan varmış. Ve dönemin kralı onların evlenmelerini yasaklamış, bu Valentin adlı papazda bunların nikâhlarını kıyıvermiş.

Bunu duyan zamanın kralı papaz Valentin’i astırır ve o günden bu güne Hıristiyan ve Yahudiler bu günü sevgililer günü olarak kutlar.

Malezya fetva kurulu 14 Şubat’ı yılın en haram günü olarak 2005 yılında ilan etti. Hatta Diyanat İşleri Başkanlığımız bu fetvaya gönderme bile yapmıştır. Yani Müslümanların 14 Şubat Sevgililer Günü gibi bir günü yoktur, olmazda. Olamaz da.

Bizler birbirimizi dinimiz gereği severiz. Hatta sünnet olması hasebiyle birbirimize hediye vermeyi de severiz. Hadisi şerifte hediyeleşin çünkü hediye sevgiyi artırır düşmanlığı giderir dendiğini her Müslüman bilir. İnsan evlidir, hanımına hediye alabilir. Arkadaşına hediye alabilir güzel bir adettir ama sevgili denince bu bizim kültürümüzde yoktur. Gayri meşru olan ilişkiler bizim dinimizde haramdır. Aralarında nikâh akdi olmayan kadın ve erkek arasındaki ilişki sevgi boyutunda haramdır. İnsan kıyamette sevdikleriyle haşrolacaktır.. Dinimiz sevgi dinidir. Resullulah Aleyhisselam Allah c.c’ın Habibi’dir, sevgilisidir. Ama aptalların anlayacağı şekilde sevgili değildir. İki dost gibidirler.

Ancak 14 Şubatta kastedilen sevgili denince gayri meşru olan sevgi kastediliyor. Bu ise asla caiz değildir. Haram olan şey kutlanmaz.

Sanırım ne demek istediğimiz anlaşılmıştır.

Biz 14 Şubat Sevgililer Gününe karşıyız. İlle de sevgimizi dile getirmek istiyorsak o halde “Allaha yemin ederek söylüyorum ki, ben bir kimseye ailesinden, çoluk çocuğundan, anne babasından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, o kimse gerçek manada iman etmiş olmaz.” Diyen efendimiz Hazreti Muhammed’ için 14 Şubat dâhil her gün bol bol analım. Ona olan sevgimizi dile getirelim.

Ve ona hediyeler gönderelim. İşte yazımızın başında istediğimiz hediye şekillerinden bir kaçı. Masrafsız, kolay ve rıza dâhilinde.

Allahümme salli ve sellim ala seyyidina Muhammedin el-müştemili alel hakayiki.
(Allah'ım, Efendimiz Muhammed üzerine bütün hakikatlar ile O'na salat ve selam eyle)

Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammedin ve sellim.
(Allah'ım, Efendimiz Muhammed üzerine ve O'nun al ve etbaı üzerine olsun selatü selam

"Salavâtullâhi ve melâiketihî ve enbiyâihî ve rusülihi ve cemîi halkihî alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âlihî ve aleyhisselâm ve rahmetullâhi ve berekâtühû."

Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala ibrahime ve ala ali ibrahime inneke hamidün mecid. Allahümme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema barekte ala ibrahime ve ala ali ibrahime inneke hamidün mecid” (Allah’ım! İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi Muhammed ve ailesine de salat et. Çünkü sen, gerçek­ten övgüye layıksın ve yücesin. Allah’ım! İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed ve ailesini de mübarek kıl. Çünkü sen, gerçekten övgüye layık ve yücesin).

“Allahümme salli ala Muhammedin ve ezvacihi ve zürriyetihi kema salleyte ala ali ibrahime ve barik ala Muhammedin ve ezvacihi ve zürriyetihi kema barekte ala ibrahime inneke hamidün mecid” (Allah’ım! İbrahim ailesine salat ettiğin gibi Muhammed’e, eşlerine ve soyuna da salat et. İbrahim’i mü­barek kıldığın gibi Muhammed’i, eşlerini ve soyunu da mü­barek kıl. Çünkü sen, gerçekten övgüye layıksın ve yüce­sin)

“Allahümme salli alâ MUHAMMED'in [en-Nebiyyi’l-ümmîyyi] ve alâ âli MUHAMMED, kemâ salleyte alâ [âli] İbra­hîm. Ve bârik alâ MUHAMMEDin [en-Nebiyyi’l-ümmî] ve alâ âli MUHAMMED, kemâ bârekte alâ [âli] İbrahîme fi’l-âlemîn, inneke hamîdun mecîd.”

“ALLAH’ım! Âlemler içinde [Âl-i] İbrahim’e salât ettiğin gibi MUHAMMED’e, [ümmî Peygamber’e] ve âl-i Muham­me­d’e’ de salât et. [Âl-i] İbrahim’e bereketler verdiğin gibi MUHAMMED’e, [ümmî Peygamber’e] ve âl-i MUHAMMED’e de be­reketler ver. Şüphesiz ki, sen her dilde ve her kalpte övü­len ve büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanı­nan­sın.”

“Salavâtullahil-berri’r-rahîmi ve’l-melâiketi’l-mukar­a­bîn, ve’n-ne­biyyîn ve’s-sıddîkîn ve’ş-şuhedâi’s-sâlihîn ve mâ seb­be­ha leke min şey’in yâ rabbe’l-âlemîn alâ MUHAMMED ibni Abdillah hâtemi’n-nebiyyîn ve imâmil-muttakîn” “Kullarına iyiliği ve şefkatli çok olan Al­lah’ın, O'na yakın olan meleklerin, peygamberlerin, sıddîkların, sâlih şehid­le­rin ve ey âlemlerin Rabbi, seni tesbih eden her şeyin sa­lâ­vatı, peygamberlerin sonuncusu ve müttakilerin imamı Hz. MUHAMMED b. Abdullah’a ol­sun…”

Unutmayın…

"Şüphesiz ki Allahu Teâlâ ve melekleri O Peygamberi Zişana çok salat ve selam ederler. Ey İman edenler sizde ona salatü selam edin, tam bir teslimiyetle teslim olun." Ahzap Suresi Ayet 56

EROL KARA 13.02.2012

 
Top