-- --

Son olaylar gösterdi ki polis sahipsiz. Sahipsiz polise sahip çıkar şekilde söylenen birkaç moral sözü de artık pek gönülleri okşamıyor.

Siz ne kadar polis destan yazdı deseniz de kalplerdeki burukluk dinmiyor. Gezi olayları belki de bu gösterinin son şekliydi. İç savaşın çıkmasına engel olan, Başbakana yapılacak suikasta göğüs geren, ölen, yaralanan ve gaza en çok maruz kalan, tuvalet ve gıda ihtiyacını gideremeyen polis bazı değil bir çok sorun altında ezilip kalmakta ve kurtuluş için birilerinin “yeter” demesini beklemektedir.

Bu beklentinin son noktası Başbakan ve Cumhurbaşkanı olmaktadır.

1934 ten kalan kanun tekrar zamana göre değişmelidir.

Polislerin çalışma koşulları ve özlük hakları sürekli gündeme gelmekte, her seçim öncesi ümit olarak dağıtılmakta ve neticede bir başka zaman söylenmek üzere turşuya yatırılmaktadır.

Bunun içinde artık düğmeye basılıp icraata dönüşülmelidir.

Sürekli tartışılan, yeri geldiğinde yerden yere vurulan polis neden hedefte…

Emir alan, aldığı emri uygulamak zorunda kalan polis neden çaresiz ve savunmasız bırakılmaktadır.

Olaylar sırasında öne çıkartılan, atılın aslanlarım denilen polislerin en tehlikeli, ölümün nefesini ensesinde hissettiği bir durumda karşıt taraf içinde eceliyle dahi ölen olduğunda mahkemelerde süründürülen, açığa alınarak aç bırakılan, maaşı kesilen polis şamar oğluna dönmektedir.

Meslekten soruşturma geçene kadar açığa alınan ve maaşı kesilen polisin mağduriyeti eşi ve çocuklarıyla, bakmakla yükümlü olduğu annesiyle, babasıyla kardeşleriyle olduğunu , onunla birlikte diğerlerinin de cezalandırıldığını kimse düşünmüyor mu?

Borçla mesleğe adım atan polisin ömür boyu borç ödemesinin nedeni neden araştırılmıyor.

Gezi olayları sırasında moral olarak da güçlendirilmesi gereken polisin tayinlerinin ve izinlerinin durdurulma haberi bile psikolojilerini bozan en büyük darbe oldu.

Bu haber bile yol kenarlarında yatmak zorunda kalmasına, bir kutu konserveye talim ettirilmesine aldırmayan polise bir tokat gibi inmişti.

Polisin çok sorunu var. Ancak çevikte bulunanın daha çok sorunu var demiştik. Çevikte çalışan polislerin ücretleri büro polisinden çok olmalıdır. Yıpranma tazminatı, fazla mesai ücreti, dışarıda kaldığı sürece sahra çadırı, seyyar tuvalet, kaliteli yemek, dinlenme imkanı ve emir dahilinde yaptığından sorumlu tutulmama gibi imkanlar verilmelidir.

Emir alıp bunu uygulayan polise neden yaptın sorgusu sorulmamalı, medyada kişisel hedefe oturtulmamalıdır. Bir olaydan sonra hedefe oturtulan polisin haberi için haber yayın yasağı getirilmeli, açığa alındığında maaşının bir kısmının, geçinecek kadarının verilmesi sağlanmalıdır.

Olaylar sırasında evlerine gidemeyen polisler, kaldırım kenarlarında, parklarda ya da yerlerde dinlenmeye çalıştılar. Takviye ekipler daha çok sefil oldular. Kendilerini getiren araçlarda yatıp kalkmak zorunda kaldılar. Bu fedakarlıklara karşılık bir de medyanın hedefi olması, her ölen ve yararlanandan kişisel olarak bir ya da birkaç polisinin hakim karşısına çıkartılarak cezalandırılmasını isteyenlerin salyalarına malzeme ettirilmesi artık önlenmelidir.

Vazife başında aldığı emri uygulayan polisin yaptığı hata ne olursa olsun en üst amirlerine sorulmalıdır. Emri ver geri çekil, memurum öyle yapmış demek artık çirkin görünmektedir.

Polislerin ek gösterge sorununu herkes biliyor. Polisin içerisinde üniversite okuyarak belli branşta mezun olanlara meslekler dalında görev verilmelidir. Hukuku bitirmişse, Emniyet’in hukuk birimlerinde görev verilmelidir. Suçlanan polise ücretsiz avukat olarak atanmalıdır.

Tıp, Kimya, Bilişim mezunlarına kendi ihtisaslarına göre görev verilmelidir. Bir hukukçuyu, bir kimyacıyı, bir doktoru çevik kuvvete, karakol polisliğine sokak görevlendirmelerine vermemelidir.

Yemek sorununa çözüm getirilmeli. Polisten yemek ücreti kesilmemeli, yemeklerin kalitesi artırılmalı, görevlendirmelerde, gece ulaşımlarının sorun olduğu anlarda göreve gelmesi beklenen polisin ulaşım masrafı fatura karşılığında kendisine ödenmelidir.

Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu 1934 yılında, Emniyet Teşkilatı Kanunu 1937 de, Disiplin Tüzüğü 1979 yılında çıkarılmış. Bunların tamamı günümüz şartlarına göre tekrar ele alınmalıdır.

Polisin bu kadar fedakar ve özverili çalışması karşılığında istediği, hiç değilse yukarıdaki sorunlardan bazılarının çözülmesi, medyanın sürekli her olayda polisi hedefe oturtması önlenmelidir.

EROL KARA - 29.06.2013



Bu yazımızın yayınlanmasından sonra 01 Ekim 2013 günü İçişleri Bakanlığı yayınladığı ve 81 ilin valiliğine gönderdiği genelgede çevik kuvvet polislerinin aynı duruma düşürülmemesi ve sıkıntılarının giderilmesini istedi.

İşte o haber

İçişleri Bakanlığı'ndan 2. Gezi genelgesi Valiliklere genelge gönderen İçişleri Bakanlığı: Uykusuz, aç ve yorgun polis alana sürülmeyecek Gezi Parkı olaylarında aralıksız 50 saat görev yapan ve eylemcilere orantısız müdahalede bulunduğu için eleştirilen Çevik Kuvvet polislerinin çalışma koşulları yeniden düzenlendi.

İçişleri Bakanlığı 81 ilin valiliğine gönderdiği genelge ile Çevik Kuvvet’in çalışma koşullarıyla ilgili dikkat edilmesi gereken hususları tek tek sıraladı.

Genelgeye göre Çevik Kuvvet’le ilgili şu hususlara dikkat edilecek:

ZİNDE-DİNAMİK

İllerde olaylara karşı daha sağlıklı istihbarat alınacak. Gerektiğinden fazla Çevik Kuvvet talebinde bulunulmayacak ve talep 48 saat önceden bakanlığa bildirilecek.

Görev öncesinde görevin mahiyeti ve önemi ile ilin hassasiyetleri hakkında Çevik Kuvvet personeline bilgi verilecek. Personel görev yerine saatler öncesinden getirilmeyecek; zinde ve dinamik olarak görev yapması sağlanacak.

Personel görev öncesi ve sonrası bekleme yapmayacak, şehir gezisi gibi sosyal faaliyetlerde bulunacak

Personel, görevi biter bitmez derhal kendi kadrosuna gönderilecek.

KIRICI KÖTÜ SÖZ

Operasyon tazminatına hakkı bulunan illerde göreve gidecek Çevik Kuvvet para alacak.

Amirler personele kırıcı ve kötü söz söylemeyecek, insan onuruna uygun hitapta bulunacak.

Polisin fiziksel ve ruhsal olarak yorulmasına, bunun sonucunda strese girmesine neden olabileceği için fiziksel ihtiyaçları karşılanacak Personelin beslenme, barınma, temizlik ve istirahat ihtiyacı hassasiyetle sağlanacak.

Takviye kuvvet için seyyar hijyenik tuvalet kiralanacak. Yiyecek ihtiyacı beslenme uzmanı tarafından hazırlanan kumanya ile karşılanacak.

Yemekler sıcak ve doyurucu olacak. Ara öğün verilecek. Konaklama ve dinlenme ihtiyacı otel ve konaklama yerlerinden karşılanacak.

Çevik Kuvvet bir gün önceden ve istirahatleri sağlandıktan sonra göreve gönderilecek.

Senelik izinde bulunan personel göreve çağrılmayacak

http://www.polishaber.net/haber-9252-icisleri_bakanligindan_2._gezi_genelgesi.html
 
Top