Kurban Bayramı dolayısıyla ve her yıl olduğu gibi bir takım tenekeciler garip sesler çıkartmaya başladı.

Artık alıştığımız “yazıktır, acımazsızlıktır” teranelerinden bahsetmeyeceğim. Kendileri kebap yemeye, kuzu çevirmeye gittiklerinde zevk-i alem içinde yaşantılarını sürdürürken kurban kesecek Müslüman’ı zalim gibi göstermelerinden gocunmuyorum. Nasıl olsa it ürür kervan yürür.

Her zaman yazılarımda vurgularım. Müslüman uyanık olmalıdır. Uyanık olmak zorundadır.
Eğer emir Allah-u Teâlâ’dan gelmişse, Peygamber aleyhisselam’dan gelmişse KAYITSIZ ŞARTSIZ İTAAT ETMEK gerekir.
Ayeti Kerime de ne buyuruluyor.
“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve hiçbir mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.”  (Ahzab 36)
Müslüman’ım diyen, Allah ve Resulüne iman eden bir insan bu kuralın dışına çıkamaz.
O Halde Kurban kesilmelidir. Emirdir. Gerektiğinde farzdır. Her ne kadar vacip olarak fıkıhta yer almış olsa da “Rabbin İçin Kurban Kes” ( Kevser 2 ) ilahi emri açıktır.
Durumu ve şartları bulunan kurbanını bayram edercesine kesmelidir.
Allah-u Teala Kurban’dan infak edilmesinin yanı sıra onun şifasından faydalanması için kullarına imkan tanımaktadır.
Kurban eti şifadır, zengin-fakir her Müslüman mümkün olduğunca bu şifaya ortak olmalıdır
Kurban almak, kurbana katılmak, kurban kesmek başlıbaşına bir mutluluğun kaynağıdır. Seviniriz, müjdeleriz, kesimden sonra kesemeyen eş,dost, komşu kim varsa hediye paketi götürür gibi götürürüz. Verdikçe veresimiz gelir. Keşke bir tane daha kessek diyesimiz gelir.
Muhabbet ve mutlulukla kesime kadar getirdiğimiz kurbanın başında getirdiğimiz Besmele, tekbir, tehlil ve dualar şenlendirir ortalığı.
Çocuklar kadar büyüklerde bayram yaptığını hisseder, iliklerine kadar şifa olan kurbanlarının yanında.
Allah-u Ekber nidaları göklere yükselir ve kurbanın kanı yere düşünce günahlardan arınılır. Tabi kurbanı Habil’in, Hz. İbrahim’in, Hz. Muhammed’in( hepsine selam olsun) gönüllerine, bağlılığına, sadakatine göre kestiğimiz zaman içimiz hafifler, gönlümüz coşar. Kabil ve soyu gibi yapmadığımızda huzur ilahiye mazhar oluruz.
“Kurban Şifadır” dedik.
Ancak bu şifaya nail olmak için kurbanı elle kesmek lazım. Ondan önce kurbanı sevmek, gözleriyle bir olmak, okşamak, bir gecede olsa misafir etmekle olur. Sükunet içinde bıçağı görünce razı olmuş halde kasabın önüne yatan kurban artık teslimiyetin son görüntüsünü gösterir.
Makinelerle, hızarla, motorlu bıçaklarla, modern mezhabalarda, ayağından asılarak vinçler yardımıyla kaldırılan,  bu şekilde kesilen hayvan etlerinin renginin koyu kırmızı sert, siyahımsı ve ağır kokulu olarak görülmesi o şifayı ortadan kaldırmaktadır.
El yardımıyla, besmele, tekbir ve tehlil ve dualarla kesilen kubanın kanına dikakt edin açık pembemsi, açık kırmızı, duru ve tertemiz olduğunu göreceksiniz.
İşte şifa bu noktadadır.
Bu şekilde kesilen kurbanın eti şifadır, ilaçtır, hayat kaynağıdır.
Uzmanlar kurbanda kesilen hayvanlarla kasapta, markette satılan et arasında lezzet farkı olduğunu, hatta iliklerinde dahi yararlar olduğunu söylüyor. Mesela, kemik iliği vücuttaki bağışıklık sitemine yön veren lökasit, trombosit ve eritrosit hücrelerinin üretimine yardımcı olduğu yine uzmanlar tarafından söylenmektedir.
Kurban eti insan vücudu için mükemmel bir temizleyici niteliğindedir. Yiyene ishal yapabilir, ateşi yükseltebilir ve eklemleri şişirebilir. Bu, kurban etinin tesiriyle oluşan, iyileşme belirtileridir. Kesildikten üç gün sonra et kurban eti olma özelliğini, şifa özelliğini kaybetmeye başlar.
Et, işitme ve görme duyusunu geliştirir, aklı ve vücudu güçlendirir diyorlar. Ve bunun ötesinde hayvanın yağı, özellikle iç yağı ve koyunun kuyruk yağı, yemeklerde ve ilaç yapımında, kemikleri ise şifalı çorbalar hazırlamak için kullanılır.
O halde kurban eti yemekten sizi alıkoyacaklara söyleyeceğiniz tek bir söz vardır.
Mevla'm neylerse güzel eyler… Hayırlı Kurbanlar,

Erol KARA - 21.09.2015
 
Top