-- --
Faizlere cevaz veren sözde ve uydurma sözleri kınıyorum. Buna olur diyenlerin faize bulaşmış oldukları kesindir
***
Faizlerden neden söz edilmez oldu. Korkulan oldu imamlar, müezzinler ve kısaca din görevlileri de faizlerle haşır neşir olmaya başladı.

Vaazların ve dini sohbetlerde, kredi ve faiz konusunda fazlaca bir söz edilmemesi bazı okurlarımızın dikkatini çekmiş olacak ki bana gönderdikleri epostalarda bu konuya değinmemi istemişler.

Gelen soru “Allahu Azimüşşan celle celalahu tarafından Kuran-ı Kerim’de, habibi kâinatın efendisi peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin de ayaklarının altına aldığı kesin haram kılınan faiz artık minber ve kürsülerde neden söylenmez oldu.”

Faiz haram; bunun aksini söyleyecek olan kesinlikle iman duygusunu sıfırlanmış olan zavallı biridir. Ancak sözde %99’u Müslüman olduğu söylenen ülkemizde artık faize bulaşmamış, krediyle bir mal varlığı edinemeyen insanlarımız parmakla gösterilmeye başlandı.

Bırakın dine bağlılığı şu ve bu derecede yakın olan herhangi bir insanı, Allah-u Teâla’nın emir ve yasaklarını insanlığa aktarmakla yükümlü, Kuran ve hadis ile bunlara yaklaşılmasını yasak edecek, yol gösterecek din görevlilerimizin dahi bundan söz etmekten uzaklaşması üzücü olduğu kadar can sıkıcı durumdur.

İşim gereği hukuk büroma düşen bir dosya bu acı halin son resmi olarak önüme geldiğinde yüreğimin derinliklerinden gelen bir acı ile iliklerime kadar titrediğimi hissettim.

65 bin liralık bir borç belgesinin muhatabı cenaze işlerinde görevli bir imama aitti. Önce herhangi bir memur sandığım kişinin araştırmamda imam olduğunu öğrendim. Önce inanmak istemedim. Ardından birkaç kişiye daha sorarak işin doğruluğunu öğrendiğimde oturduğum yerde çöktüm kaldım.

Bir kredi alınmış. Bu kredi faizlendirilmiş. Hem ana borç hem faizlerle ödenmeyen miktar hukuk büroma intikal etmiş. Ve bugün 65 bin TL. Muhatabı bir imam.

İmam saygının ve Allah’a yaklaştırmanın, peygamber Aleyhisselam’ın günümüz temsilcisi.

Kuran-ı Kerim’in sözcüsü, sahabenin son örnekleri gibidir. İnsanlar onlara danışır. Doğru ve yanlışı onlarla bulur. Yeni doğan bebeklerine ad koymada onları çağırır, evlendiklerinde onlar yanlarında vardır, ölüm sonrası musalla taşında, kabre konulunca son terk edeni hep imamlardır.

İnsanlar onlara bakarak hayatını şekillendirmek ister. Onlar saygındır.

Din görevlisi sözünde durur. Dürüsttür. Ağzından çıkanın sahibidir. Münafıklık emaresi bunlarda bulunmaz. Bulunmamalıdır. Söz verdiğini yerine getirir. Vaadinde durur.

Çünkü peygamberin varisidir.

Ancak, ne var ki bunu, bu özellikleri taşıyamayan ve ne yazık ki imam etiketli kişiler türemeye başladı, desem kimse bana kızmasın.

Cenaze törenlerinde “meyyit için namaza” diye çağıran, “her canlı ölümü tadacaktır” diyen, “hakkınızı helal ediyor musunuz” diye helallik isteyen imamlarımızdan biri şu an benim borçlum olarak icrai takipte.

Önceleri bu imama verdiği telefon numaralarından ulaşamıyordum. İzini kaybettirmek için cenaze işlerinden ayrılıp Diyanet’in herhangi bir camiinde görev yapmaya başlamış. Tabii ki devlet memuru olması onun kolayca bulunmasına ve ödeme yapmazsa maaşına ve sair menkul ya da gayrimenkullerine haciz yapılarak müvekkil alacağını tahsile çalışılacak.

Ve önce çalıştığı müftülükten temin edilen numara ile ulaşıldı. Görüştük. Ödemeyecekmiş. Çünkü hiç bir şekilde ödeme imkanı yokmuş. Söylemesine göre birkaç bankaya daha borcu varmış.

“İmamlar neden faizlerden bahsetmez”in arkasında bu tür olayların olduğu ortaya çıkmış oldu. Zinadan da bahsedenler azaldı

Ne demek istediğimi anlayın.

Ama dilimin söylemekten hayâ ettiği bu kelimeye bulaşmış olacaklarını sanmıyorum. Sanmak ve düşünmek bile istemiyorum.

Faizlere cevaz veren sözde ve uydurma sözleri kınıyorum. Buna olur diyenlerin faize bulaşmış oldukları kesindir.

Şimdi faize bulaşmış, arkasından alacaklıları kovalayan din görevlisinin kürsüde, minberde ne kadar çirkin durduğunu da söylemek istiyorum.

Mümin olamayacaklarına göre imamda olamazlar…

Hatta bunlar “mallarınızdan infak edin” derken dahi nefislerine yenilmeyeceklerini, toplanmışlardan pay (!) toplamayacaklarını kim iddia edebilir.

Ve bunların, icrai takibe düşmüş kadar borç yapmış olmaları, alacaklıları arkalarından koşan din görevlilerinin Diyanet çatısı altında durmalarına kim ne şekilde cevaz verecek, merak ediyorum.

Teşkilatın en yüksekte olanından bu işlerden sorumlu olanlarına kadar seslenmek istiyorum.

Bu günaha ortak olmamanız için icra takibine düşmüş, boyundan büyük borcun altına girmiş din görevlileri hakkında neler yapmayı düşünüyorsunuz.

Bunların halkı irşad edeceklerini, halkı günahlarından uzaklaştıracaklarını, insanları faiz ve zina tehlikesinden uzak tutacaklarına inanıyor musunuz?

Bunların Diyanete de din görevlisi etiketine de yakışmayacağı gün gibi aşikârdır.

Şimdi bana soru göndererek vaazlarda faiz ve zinadan neden bahsedilmediğini soranlar sebebi anladılar mı bilemiyorum ama son sözüm arif olan anlar…

Anladığınıza da inanıyorum.

EROL KARA 3/2/2013
 
Top