-- --

Toplumumuzda giderek artan sıkıntıların başında yer almaya başlayan sorunlardan biri ödenmeyen borçlar dolayısıyla icra dairelerinin iş yüküdür.

Sayıları giderek artan icra dairlerine eleman sıkıntısının yanı sıra yer ve araç sıkıntısının da paralel şekilde gelişmesi adliyeye yolu düşen herkesçe bilinmektedir.

Bunun temelinde yatan yegâne sebep borçluların artışı ve borcun ödenmemesi nedeniyle icra takip sayısının da hızla artmasıdır.

Lafı daha fazla dolandırmadan icra dairelerinin iş yükünü ve dosya sayısını azaltacak ve aynı zamanda ülke hazinesine girecek paraların miktarca artması ile borçluların sayısının azaltılması üzerine çözüm yolları aranmalıdır..

Bilindiği gibi karşılıksız çek vererek yüzlerce insan yaptığı hizmet ve sattığı mal karşılığında güven duyarak almış oldukları çeklerin vadesi geldiğinde “karşılığı yok” sözüyle adeta çaresiz kalmakta ve çek mağduru olarak adliyeden adalet beklemektedir. Ne yazık ki son çıkan çek kanunu da buna bir çözüm olmamış, “nasıl olsa hapse girmem, girsem de taahhüt vererek çıkarım, taahhüdü ihlal etsem de bunların davasının sürmesi falan 3–5 yılı geçer. Sonunda alacaklı bunalır davadan vazgeçer, ben yaptığımla kalırım” diyenlerin sayısı da hızla artmaktadır. Şimdi borçluların en fazla kullandığı söz “ gel canımı mı alacaksın” olurken “var da ödemedik mi” gibi kinayeli konuşmalar alacaklıyı dert sahibi yapmaktadır. Üstüne üstlük çek mağduru olarak seslerini yükseltmeleri gereken hizmet etmiş, mal satmış, emek vermiş alacaklılar olacağına en fazla şikâyeti borunu ödemeyen, karşılıksız çek vererek itimat duygusunu sıfıra indiren borçlular yapmaktadır.

Çek alacaklılarının dışında icra dosyalarının artmasına en fazla banka ve finans kurumlarının verdikleri kredi ya da kredi kartlarını ödeyemeyenler sebep olmaktadır. Bankaların neredeyse milyonları bulan icra takip dosyaları icra dairelerinde en fazla yer kaplayan dosyalardır. Ve işte soruna çözüm getireceğimiz nokta burada başlıyor.

Banka, finans kurumu, telekomünikasyon firmaları, su, elektrik, gaz dağıtım firmaları icra dosyasını en fazla açan kurumlardır. Bu kurum ve kuruluşların icra takiplerini açtıktan sonra haricen tahsilât yapmış olması icra dairelerinde bu dosyaların kapanmamasına sebep olmaktadır. Bu da milyarlarca lira tahsil harcının devletin kasasına girmesini engellemektedir. Bugün dikkatli bir inceleme yapıldığında görülecektir ki banka, finans kurumu, telekomünikasyon firmaları kurum içi – dışı vekil avukatlar sayesinde ulaştıkları borçluların ödemelerini icra dairesi dışında yapmaktadırlar. Haricen tahsil yoluna gidilmesiyle borçlunun bu kuruluşlardaki borcu teoride kapanmış sayılmasına rağmen icra dairelerinde açık bir şekilde durmaktadır. Borçlunun borcunu ödemiş olmasına rağmen icra dosyasının icra dairesinde tahsil harcı ödenerek kapatılmamış olması nedeniyle dosya son işlem tarihinden itibaren bir yıl daha icra dairesinin raflarında yerini almaktadır. Bu bir yıl derdest duran dosya üzerinde onca çalışanın emeği, dikkati, muhafazası, yer işgal etmesi demektir.

Ayrıca haricen tahsil edilen dosyaların devlete yatırılması gereken harçları ne yazık ki uçup gitmektedir.

Bunun engellenmesi için ne yapılmalıdır. İcra dairelerinde takibe konulan dosyaların İcra dairelerinde kapanışı sağlanabilmesi için şunlar yapılabilinir. İcra dairelerinde aleyhinde alacak takibi açılmış bulunan kişi ya da kurumlara ve de bunların birinci derecede yakınlarına ( eş, birlikte yaşadıkları ana-baba – evlatlarına, şirketlerin kardeş şirketlerine ) banka ve finans kurumlarınca kredi – kredi kartı verilmemelidir. Telekomünikasyon firmalarına borçlu olanlara hiçbir şekilde telefon aboneliği yaptırılmaması, kamuya borcu olanlara kamu hizmetinden yararlandırılmamaları sağlanmalıdır. Bu yaptırım hapse atmaktan daha fazla etkili olacağı gibi borç yapmaktan kaçınmaya, icra dairelerinde tahsil olayının daha fazla artmasına, icra dosyalarının azalmasına neden olacak, icradaki yığılmalara son verecektir. Bunlardan faydalanmak isteyenler kamu ve bankacılık hizmetlerinden mahrum olmamak için sicillerini temiz tutmaya çalışacaklardır.

ŞİRKET ÇEKLERİNİN TAHSİLİNDE ÇÖZÜM

Bunun yanı sıra çek veren firmalarda çek keşidecisi firma göründüğünde kamu hariç diğer alacaklılar şirket ortaklarına icra takibi yapmamaktadır, yapamamaktadır. Bunun engelleyen kanunun düzeltilmesi gerekmektedir. “Borçlu firmam, bana ne” diyen şirket ortakları zevki safa içerisinde yaşarken alacaklıları da mağduriyet içinde çaresi kalmakta hatta intihar vakalarına kadar giden bir kaos içerisinde yaşamını ya sürdürmeye ya da son vermeye kadar gitmektedir. Alacağını tahsile edemediği için adalete ve devletine güveni kalmamakta işi yasadışı tahsilâtçılara kadar götürmeyi çare olarak düşünmektedir.

Bunun da çözüm yollarından biri çek keşidecisi firma kadar firmanın ortaklarının da sorumlu olmaları gerekmektedir. Şirket çeklerinde muhatap şirket ise şirket ortaklarının da yetkileri dâhilinde sırasıyla kefil gibi sorumlu olmaları çıkartılacak yasa ile mümkün olmalıdır. Yani, bir bono üzerinde nasıl ki borçlu ve kefil olayı varsa çeklerde de bunun sağlanması gerekir. Şirket asıl borçlu, yetkili ortak birinci kefil, diğer ortaklar da hisseleri ve yetkileri oranında sırasıyla ikinci kefil, üçüncü kefil vs diyerek bu çeklerden sorumlu olmalıdır. Şirket çeki mağduru alacaklı böylece mal kaçırma hevesi içindeki ortakların malına da gidebilmelidir. Burada düzenleme yapılırken ödeme yapma konusunda silsile izlenmeli, ilk borçlunun acizliği alınmadan diğerine geçilmemelidir.

EROL KARA MART 2011
 
Top