-- --
Bir baltaya sap olamayan, sanatı, mesleği olmayanların önceleri avukat sekreteri – katibi olarak isimlendirilirken daha sonra “bizler takip elemanlarıyız” diyerek seslerini duyuran yeni bir kesim ortaya çıkınca kaos oluşmaya başladı.

İş bulamayan hukuk mezunlarının, avukatların ofis açamaması ya da işsizlik sorunu ile işçi olarak çalışması kaosun zirve noktası oldu.

İşverenlerin aşağılama politikası işçi avukatlarla diğer hukuk mezunu olmayanlar arasında mobbing savaşlarına yol açtı.

Çalışanlar birbirilerini yerken bunun kaymağı da işverenlerin oldu.

Stajyer avukat, işçi avukat ve takip elemanları arasında psikolojik ve moda tabirle Türk Dil Kurumu’nun “Bezdiri” olarak ifade ettiği “Mobbing”e dayanan çatışma en çok işveren avukatlara yarar oldu.

İşverenlerin en bilinen özelliği olan ve çalışanları birbirine düşürme tekniği olarak tanımlanan “tavşan kaç tazı tut” taktiği en küçük işyerinden en büyük holdinglere, en kültürsüz çalışandan üniversiteler bitirmiş sözde kültür erbabı sayılan kişilere kadar her kesim için uygulanır.

Diğer sektörleri bir kenara bırakarak giderek şirketleşen hatta yasak olmasına rağme şubeler açan, birçok yerde 70/80 kişinin çalıştığı görülen ve adaletin, hakkın hukukun uygulandığı sanılan hukuk bürolarında yaygınlaşan çalışanların arasındaki mobbinge değinmek istiyoruz.

Konunun uzmanları tarafından “yatay psikolojik taciz” olarak mobbing türleri içinde sayılan bu baskı şeklinde sesini çok çıkartan ve işverene daha yakın olan kişi olayın kahramanı olmaktadır. İşverende kuklası…

Bu tipler işvereni avucuna aldığını sanır ve çalışanlar arasında terör estirirken işvereni de sürekli aldatır. Çünkü işveren kendi meslektaşı olarak gördüğü, yarın ofis açarsa rakibi olarak göreceği sandığı işçi avukatı diğer çalışanlardan üstün görmektedir. Her ikisi de hukuk mezunudur. Baroya kayıtlıdır. Aynı toplantılardan, aynı koridorlardan geçmiştir. Bir de avukattır. Diğer çalışanlar ona itaat etmek zorundadır anlayışı ile çalışan avukatı hep kollar. Bunun farkında olan işgören-işçi avukat bunu anladığı an işyerinde hâkimiyet kurmaya çalışır.

Özde doğru olan düşünce ne yazık ki pratikte bu şekilde değildir. Yeni mezun bir avukat yıllarını adliye koridorlarında vermiş alaylı tabir edilen bir takip elemanından daha bilgili değildir.

Bu kanaat, okuldan mezun olup avukat belgesini cebine koyana kadar kendisinin avukat olduğunu sanan ancak hayatın içine girdiğinde sudan çıkmış balık olduğunu anlayan herkesçe bilinir.

Ve bu kategorideki bilgiden, pratikten habersiz olan taze avukat pratikte kendisinden daha iyi bildiğini kabullenemediği takip elemanını taciz etmeye başlar. Takip elemanı duruşma aşamasına getirdiği ancak duruşmaya giremediği bir davada duruşmaya giren avukat tarafından alaycı bir tavırla “ne oldu, sen buraya kadar” dercesine küçümsenmeye muhatap olur. Oysaki birçok işi burun kıvırdığı takip elemanından öğrenmiştir.

Ve taze avukat işi öğrenmeye başladığı an günlerce sırtını sıvazladığı takip elemanını aşağılamaya, gerilere atmaya ve hatta işinden göndermeye çalışır ki yeni gelecek olan üzerinde hâkimiyet sağlayabilsin.

Zira göndereceği takip elemanı onun neyi ne kadar bildiğini, beceremediğini, kısaca tüm açıklarını bilmektedir.

İşçi avukatların yanına verilen stajyerler de ayrı bir dramın kahramanları. Kıdemli işçi avukatın stajyer avukata ilk tavsiyesi “sen, diğer avukat olmayan büro çalışanlarından üstünsün, sen avukatsın onlarla fazla muhatap olma” olmakta ve daha ilk günlerde aralarına kalın bir duvar ördürmektedir.

Gerçekte bilhassa büyük hukuk bürolarında genelde icra işlerinde çalıştırılan, mesai saatleri belli olmayan, icra dosyalarında talep açmak dışında dilekçe yaz(dırıl)mayan, çok acil durumlar hariç duruşmalara gönderilmeyen, istisnaları hariç bu durumdan da şikâyetçi olmayan ve bu durumun farkında olan patron avukatlar tarafından göz göre göre emeği sömürülen işçi avukatlar nedense diploma dışında aynı şartlarda olduğu diğer çalışanları ezmek, taciz etmek, aşağılamak için elinden geleni ardına koymamaktadır.

Her iki grupta işverenin dudakları arasında olduğu halde, her iki grup üyesine kapıyı gösterecek tek adam işveren olmazına rağmen işçi avukat gönderttiği her eleman için bayram etmektedir. Ağzı sulanmakta ve her gidenin ardından “sıradaki gelsin”le yeni bir mücadeleye girmektedir.

Sınıflar arasındaki bu çatışmanın zaman zaman aynı büroda çalışan ve avukat olan kişiler arasında olduğunu da vurgulamak isteriz. Başarılı bir işçi avukat, şikâyet etmekten, insanlara iş satmaktan, onu bunu eleştirmekten başka faydası olmayan kukla avukatların da kurbanı olabilmektedir.

Aklımıza gelecektir, bu durumun oluşmasının en büyük sebebi işçi avukatlar mıdır?

Tabi ki de hayır.

Evet, belki de bilgi eksikliğinden kaynaklanıyordur veya avukatlık mesleğini tam anlamıyla icra edecek donanıma sahip değiller ya da kendilerine güvenmiyorlar. Ancak asıl neden mevcut koşullar ve işsizliktir.

İşsiz kalmaktan korkan, başka yerde iş bulamayacağını sanan ve çevresince “işsiz avukat” gözüyle bakılma korkusu iş bulmuş bu türlerin işyerinde tutunabilme amacını daha iyi iş yapmadan öte başkalarını yerden yere vurarak değerlerini artırma gayreti içine düşürmektedir.

Mobbingci çalışan bazen hızını alamaz temizlikçiye, çaycıya hatta ofisle ilgisi olmayan bina hizmetlileriyle bile çatışmaya girer.

Mobbingci olanın yöntemi en başta hedefteki kişinin şerefi, doğruluğu, güvenilirliği ve mesleki yeterliliğine saldırılarla başlar. Olumsuz, küçük düşürücü, yıldırıcı, taciz edici, işler vermekle başlar ve onun verilen süre içinde işi başaramadığını kanıtlanmaya çalışılır. Bilhassa paydosa yakın 5/10 dakika kala iş verilir ve çıkmadan bitirmesi istenir. İstenir ama mümkün olmayacağını kendisi de bilir. Böylece işverene şikâyet yolunu kolaylaştırır. “Verdim yapmamış” gibi. Hatalı olanın kurbanmış gibi gösterilmesi sağlanır.

Ofisinizde mobbingci var mı?

Mobbingcisi olmayan hiçbir işyeri yoktur. İşveren ya da çalışanlar arasında mobbing yapan kişiler her yerde vardır. Peki, mobbingci nasıl anlaşılır

• Kendilerini olduğundan üstün göstermek isterler
• İkiyüzlü, onursuz ve sahtekâr tavırlıdırlar
• Aşırı denetleyici.
• Korkak ve nevrotik.
• Daima güçlü olma isteği içinde ve iktidar açlığı içinde olan.
• Kötü niyetli ve hileli eylemlere başvurmaktan çekinmeyen.
• Antipatik özellikler taşıyan.
• Düşmanlıktan hoşlanan.
• Can sıkıntısı içinde zevk arayışında olan.
• Farklılıklara ve başkalarının yaşamlarına önem verenler
• Kendi itibarlarını yükseltmek için kötü niyetli ve hileli eylemlere başvururlar
• Aşırı denetleyici, korkak ve sinirli bir yapıya sahiptirler.
• Korku ve güvensizliklerini bir başkasına çamur atarak yenmeye çalışırlar.
• Kendi hasta kişiliklerini saklamak amacıyla diğerlerinin manevi duygularıyla oynarlar
• Sürekli günah keçisi ararlar.
• Hep işverenin yanındadırlar
• İşverene şirin görünmek için olmayacak sorularla gelir ve muhatabı olarak gözüne kestirdiği düşmanına yönlendirir
• Ayrıcalıklı hak sahibi olduğuna inanırlar İşverene yapılan hizmetin kendisine yapılmasını isterler.
• Sözde lider olduklarını sanırlar, işverenler bu izlenimi vermiştir. Ancak gerçekte lider sayılamazlar. İşveren diğerlerine bunu hissettirmiştir. Çatışma bu noktada başlar.
• Özel işlem görme beklentisi ile kendilerini hukuk ve ahlak ilkelerinin üzerinde görürler.
• Bekledikleri hayranlığı ve takdiri kendilerine göstermeyen bireylere karşı acımasız olabilirler 

Mobbing Kurbanların Ortak Özellikleri Nedir?

• Zeki, yetenekli, yaratıcı özellikler gösteren.
• Farklı görüşlere alternatif yaklaşımlar geliştirebilen.
• Başarılı ve başarıyı amaçlayan.
• Dürüst, güvenilir, işyerinde politik davranmayan.
• Destekleyici iletişim tarzını kullanan.
• İşlerini benimseyerek yapan.
• Meslek etiği ilke ve kurallarına uyan kişiliğe sahip.
• İşini çok iyi, hatta mükemmel yapan.
• İlişkileri olumlu olan ve çevresindekilerce sevilen.
• Çalışma ilkeleri ve değerleri sağlam, bunlardan ödün vermeyen.
• Dürüst ve güvenilir, kuruluşa sadık.
• Bağımsız ve yaratıcı.
• Zorbanın yeteneklerinden üstün özelliklere sahip olan.

Mobingçiden zarar gören işverenlerdir

İşverenin işçileri birbirine kırdırdığını, tavşan kaç tazı tut formülünü uygulamayı sevdiğini hatta tazminat vermemek için çalışanları birbirine düşman etmeyi sevdiğini biliyoruz. İyi ama bu tür bir mücadelenin faturası kime çıkıyor. Mobbing muhatabı belki işten çıkıyor. İşveren tazminat ödemekten kurtuluyor ancak işleri yarım kalıyor, yeni bir eleman alma süreci giriyor. Yeni elemanın işe uyumu, başarısı ve işlerin geri kalması görünmeyen fatura olarak işverene dönüyor. Kendini akıllı sanan tazminattan ve elemandan kurtulduğunu sanan işveren bir dönem hatta birkaç dönem geriye giderek sil baştan işi rayına sokmaya çalışıyor.

KAYNAKLAR :
http://www.sedatcakir.net/genel-yazi-makale/mobbing-nedir-bir-baska-deyimle-kabadayilik/
http://www.forumgercek.com/psikoloji/68010-yerinde-psikolojik-taciz-mobbing.html
http://www.he-lp-austria.eu/tr/your-health/prevention/stress
www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/.../csgb/.../kitap07_mobbing

Erol KARA / icrada.net / 30.08.2014
 
Top