-- --

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 8 Mart günü Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanacaktır. Kadının sokakta olmasını arzu eden çevreler yeniden sahneye çıkacak birbiri ardına nutuklar atarak kimliksiz hale gelen kadın hakkında bir şekilde konuşacaktır.

En başta dövülen, darp edilen, işkencelere maruz kalan kadından başlanarak erkek düşmanlığının had safhaya çıkmasını sağlayacak beyanatlarda bulunarak gündemi şiddetin ve baskının ortasına oturtacaklardır.

Kadınların ezilmişliğinden, aile içi baskılarından dem vurarak “sabretmeyin isyan edin, biz size bakarız” nakaratlarıyla adeta kadını evinden soğutan bazı dernek ve kuruluşlar mor iğne, kör iğne laklakası altında boşanmaların iyiden iyiye artmasına neden olacak çabalarla sözüm ona koruyucu – yol gösterici maskelerin altında aile bozgununa sebep olacak çalışmalar yapacaklardır.

Ve bir kısım medya ki, bu medya her sayfasında çırılçıplak teşhir ettiği, satışlarının artması için malzeme olarak kullandığı, ekranlara evlenmek ya da boşatmak için çıkarttığı kadınların haklarını savunur gibi gözeterek koyun postuna bürünmüş kurt vazifesini sürdürecektir.

Ve kimliksiz kalan günümüz kadını da bu tuzağa düşmeye devam edecektir.

Çok uzaklara gitmeden, sadece Osmanlı tarihinin başında vereceğim bir örnekle bir kadının nasıl devlet ana olacağına değinirken, kadınımızın kendi değerini n asıl ayaklar altına aldığını resmini çizmek istiyorum.

Hayme Ana adını duyanınız var sa da genellikle ilk akla Ankara’nın ilçesi olan Haymana ile Kütahya Domaniç’de her yıl yapılan şenlikler akla gelir. İşte bu şenliklerin özü olan ve ismini tarihimizin en şerefli başlangıcından alan Osmanlı Beyliğinin kuruluna veren Hayme Ana’dan ya da Bacıbey’den bahsetmek istiyorum.

Bu kutlu insandan günümüze gelmek istiyorum

Türk tarihinde çok önemli şahsiyetlerden birisi, dünyada yaşayan bütün Türklerin cefakâr, fedakâr anası ve Türk kadınları için en büyük simgedir, diye kendisinden bahsedilen Hayme Ana kadının isterse toplumda nasıl yer edineceğinin en güzel örneğidir.

Öyle evlat yetiştirmiştir ki, bu evlatlar bir tarih yazmış, cihanşümul bir devletin çekirdeği olmuştur. Oğlu Ertuğrul Gazi’nin ve torunu Osman Gazi’nin yetişmelerinde emeği olan

Onları geleceğe hazırlayarak büyük bir devletin temelini atan Devlet Ana’nın ta kendisidir.

Bugün artık çocuklarını kreşe vererek daha iyi bir eğitim aldırttığını sanan annelerden, sokağa salarak ne hali varsa görsün diyerek çayıra salan analardan çok uzak bir anadır kendisi.

İşe gitmek, altı yedi yüz lira için sözde kocasına destek olmak amacıyla çalışıyorum diyen ama bu paranın yarısını bir başka kadına yada şirkete vererek ana, ocak, baba sevgisinden çok uzak olarak çocuklarının yetişmesine katkı sağlayan analardan çok öte bir kadındır, Devlet ana, Hayme ana, Bacıbey…

Bir kadın düşünün…

Orta Asya’dan yollara düşmüş, doğanın her türlü zorluğuna rağmen Anadolu’nun bir köşesine gelmiş ve bu zorluk ve sıkıntılarına rağmen ahlaki ve manevi yönü olgunlaşmış, saygı ve ahlakta parmakla gösterilmiş evlatlara sahip bir durumda bir obanın başında kendine bey dedirten bir kadın düşünün.

Bir kadın düşünün, günümüz teknolojik ilerlemelerine rağmen, aşırı stresli, sürekli desteksiz kalmalarının sıkıntısı ile depresyona ve ahlaki erozyona uğrayan yada meyilli , sıkıyı gördüğü zaman aile denen kutsal bir çatıyı yıkma pahasına soluğu mahkemede alan zavallı bir kadın düşünün.

Çalışan bir kadın ekonomik özgürlük uydurması ile kişiliğini ispat ederken verdiği sayısız tavizler yüzünden kimin kurbanı olduğunu bilmeden çırpındıkça batarken, atası durumundaki tarihin içersinde güzellikleri akıllarıyla ölçülen kadınlardan habersiz yaşamaktadırlar.

Geçmişte, bir kadın tam gün eş ve anne olmakla kısaca ev hanımı olmakla övünürdü. Şimdi öyle bir noktaya gelindi ki artık kadınlara “Siz ne iş yapıyorsunuz?” diye sorulmakta “Ev hanımıyım” yanıtını verenlerin utanç duyar tavırları da artık dikkat çekmeye başladı.

Evinin kadını olan amacının salih bir evlat, hayırlı bir insan, adam gibi adam birini yetiştirmek için çaba harcayan annelere artık fuzuli insan gibi davranılması aslında hakaretlerin en büyüğü olmaktadır.

Kadınlar arasında dahi ben kazanıyorum, ben harcıyorum muhabbetleri evinde oturan kadını evden soğutur bir olayın parolası yapmaktadır.

Oysa topluma iyi insan kazandıracak, ürettiği eseri mükemmel yapacak olan kadın, şimdi evlat sevgisinden uzakta gazete manşetlerinde boşanan, darp edilen, para harcayan bir mal gibi sokaklardaki yerine destek bulmaktadır.

Evinde sadece çocuklarını değil içinde bulunduğu toplumu da yetiştiren kadınlara, “Sen zaten bütün gün evde ne iş yapıyorsun ki?” gibi haksız yakıştırmalar yapılmakta ve onların emekleri görmezlikten gelince hadsizliğin ve saygısızlığın da boyutu aşılmış olmaktadır.

En büyük terbiyesizlik ev hanımına yapılan küçümsemedir.

Elleri öpülesi eşler, ayaklarının altına cennet konulan anneler gitmiş yerlerine iş kadını, yorgun ve stresli bir yabancı kadın getirtilmiştir.

Ve devlet kuran bir ana yerine geleceği karartan yıkıcı kadın tipleri ana olarak sahneyi almaktadır

Oysa Hayme Ana, cefakâr, fedakâr Türk anasının en büyük timsalidir. Onun tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur. Hayme Ana, Kutlu Kayı boyunun lideri komutanı derleyicisi devlet kurucusu gibi pek çok özelliği şanlı kişiliği ile birleştirmiştir. O devlet evinin direği olmuştur.

Geçmişte kadın evinin direği olmuşsa günümüz kadını neden evinin direği olmasın.

Olmaz tabii ki, kanaatin yerini hırsın ve lüks yaşamın aldığı günümüzde boya badana yaparak güzelliğini eşi yerine yabancılara gösterecek, dişiliği ile onun bunun şirketinde yer edinmeye çalışacak kadın asli vazifesini unutmuş, bir Hayme Ana torunu olmaktan gafil yaşamaya başlamıştır.

Aslında Hayme Ana da diğer analar gibi koyundan süt sağmış, yoğurt, peynir yapmış, ipi eğmiş, aba dokumuş, bunun yanı sıra çevresindeki erkeklerin dahi anası, bacısı olmuş biri olarak her sözünü emir belletmesini bilmiş, kendisine saygı duyurtmuş bir kadın olarak tarihe geçmiştir.

İslam’ın anaya adeta bir kutsallık vermesi ve bunun belgesi olarak “Cennet anaların ayakları altındadır” demesi dahi unutulmaya saygısız evlatlar, hatır bilmeyen kocalar, kadınlığını farklı kulvarlarda kullanan kadının “Ana gibi yar olmaz“, “Ana başa taç imiş, her derde ilaç imiş” özdeyişlerini de komik duruma getirmesine neden olmaktadır.

Şimdi hangi ana evlatlarına “''adaletli, erdemli, sabırlı ve yoksullara karşı cömert olması''nı nasihat ediyor.

Hangi ana evlat ve torunlarının fazilet ve dirayet sahibi olması için çabalıyor.

Hangi ana evladına, kızına oğluna “Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın” nasihatleriyle yol gösteriyor.

Hangi ana “Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.” Diye nasihat ediyor.

Nereden nereye geldik.

Günümüz kadınları hiç alınmasın. Hiç kızmasın. Size ana demek, analığı hak etmişsiniz demek çok zor artık.

Sizin ana olmanız için çok fırın dolusu ekmek yemeniz lazım.

HAYME ANA KİMDİR

Hayme Ana, , dünya tarihinin seyrinin değişmesine tesir etmiştir. O, Osmanlı Devleti’nin ilk harcını atan. Hayme Ana’nın tarih içinde gördüğü fonksiyon pek az anneye nasip olmuştur.

Hayme Ana, üç kıta yedi iklimde cihanşümûl bir Türk devletinin kurucusu olan Ertuğrul Gazi’nin annesi, Osman Gazi’nin babaannesidir Kocası Gündüz Alp'in Fırat Nehri'ni geçerken boğularak ölmesi üzerine Kayı Boyu'nun başına geçen Hayme Ana, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın yer göstermesi üzerine önce Ankara Karacadağ, ardından da Domaniç ve Söğüt'e yerleşir. Domaniç Yaylası'nı yazlık, Söğüt'ü kışlık olarak seçen Hayme Ana, oğlu Ertuğrul Gazi'yi yetiştirir, torunu Osman Gazi'yi elinde büyüterek imparatorluğun temelini atar. Ertuğrul Gazi, "Devlet Ana" diye de anılan annesi Hayme Anayı, Çarşamba'da her yıl çadır kurduğu bir tepe üzerine defnettirdi. Sultan 2. Abdülhamid Han, 1892'de Hayme Ana'nın kabri üzerine bugünkü türbeyi yaptırdı. Çarşamba Köyü'nde vefat eden Hayme Ana için mezarı başında 725 yıldır anma töreni düzenleniyor.

Kaynak :

http://www.1923turk.com/showthread.php?t=19803
http://www.haber3.com/hayme-anadan-asirlik-ogut...-587875h.htm#ixzz1oECfHIYQ
http://tr.wikipedia.org/wiki/Hayme_Hatun

5 Mart 2012 - EROL KARA
 
Top