-- --
Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen Hac ve Umre mevsiminde otel kiralama sorumluluğu bir yönerge doğrultusunda kuruma TBMM tarafından bir yetki çerçevesinde verilmiştir. (1,2)

Ve hac ve umre turları düzenlemesinden bu yana da otel kiralama ve hacıların yerleştirilmeleri  bu yönerge ışığında yine Diyanet'in görevlendirdiği din adamlarına yaptırılır.

Vip tarifeler dışında Diyanet tarafından tertiplenen turlardan ekonomik ve normal seferlerine katılmış biri olarak yaptığım gözlemlerde bu konuda Diyanet çalışanlarının başarılı olmadığı görülmektedir.

Otel Görevlisi Bir saat 10 Dakika beklendi. Gelmedi Gelmedi.
Yazımızın başlığına sözünü koyduğumuz ve bize "Ağbi , İmamdan otelci olur mu ?" diyen din görevlimiz traji komik durumu acıkça ortaya koymuştur.

Aradığınızda bulamadığınız, gelmesini beklediğinizde gelmeyen otel görevlileri varla yok arasında bu görevi ifa etmeye çalışmaktadır.

"Ben kimseyi görmedim, kimse beni görmesin" bu 2-3 haftalık görevlendirmeyi alnımın akıyla vereyim tarzı yaklaşımla görevi yapmaya çalışan din görevlileri dinlendiğinde kendilerine acımak zorunda kalıyorsunuz.

Otellerin" ucuz olsun nasıl olursa olsun" yada "daha önce de tuttuk,bir şey olmadı" zihniyetiyle veya çok acısı "Hacı ne şikayet ediyorsun daha fazla para ver, daha kaliteli yerlerde kal" sözünün yüreklere sızım sızım işlendiği haller iç kanatıcı bir durumdur

Bu yıl, yani 2015 yılında kaldığımız iki otelde ( fotoğrafları yazı içindedir ) kapanmayan banyo-wc kapıları, taşan lavabolar, adi tuvalet kağıtları, kalitesiz sabunlar, değiştirilmeyen çarşaf ve yastık örtüleri, yapılmayan temizlikler, biriken çöpler, kalitesiz yemekler, anahtarlar hep şikayet konusudur.

Hatta anahtarlar odadaki yuvalarından çıkartıldığında çalışmayan prizler, klima, buzdolabı da ayrı bir sorun. Diyelim ki buzdolabına yiyecek koydunuz. Eğer anahtarı prizden çıkarıp gün boyu gittiniz. Tüm elektrikler iptal. Geliyorsunuz buzdolabını açıyorsunuz. O da ne bir koku. Yiyecek bozulmuş. Şarja cihaz koymuşsunuz. Dolmamış. Neden zira kart anahtarı çıkarttığınız anda elektrikler çalışmıyor, kesiliyor, devreden çıkıyor. Bozulan yiyeceklere ödenen parayı, yapılan emeği, tasarrufu kim karşılayacak.

Hacının mağduriyeti nasıl giderilecek.


Ancak Hacımız çok iyi niyetli.. Şikayet etmiyor. Ya da psikolojik baskı ile "gördüğünüz kötülükleri değil iyileri anlatın sevap kazanın, bu haccın umrenin sıkıntısıdır, sabretmek lazım" tarzı sözlerle susturuluyor. Tabi bu tür yaklaşımlar sadece kişiyi salak yerine koymak demektir.

Biliyoruz, kimse ukalalık etmesin. haccın ve umrenin zorluk ve sıkıntısı vardır ama beceriksizlikler buna dahil değildir.

Tuvalet konusunu bir başka yazımda yazmıştım.(3) Yemek sorununu (4) ve anahtar sorununu da..(5)

Soruyoruz. otel kiralama, otel kalitesi atanmış bir ekibin sorumluluğunda ve "bu ekip tüm bu aksaklıkları görmüyor mu"nun cevabı mı yok yoksa "bu paraya bu hizmet"mi denmekte,

"Suudlu otel sahipleri memnun olsun 15 günlük umreci gelir geçer mi" diye düşünmekte kendilerine soramadım.

Her ne kadar Mekke'deki Atlas otelde oldukları söylenen kiralama ekibine de uygun bir zamanda görme imkanım olmadı. Zira hacıdan uzak durmak bir amaç olmuştur. Hatta bir yerde görseniz mağrurluk almış başını gidiyor. Yaklaşamazsınız. Hacı ile mümkün olduğunca temas kurmak, dinlemek, senin için hizmetindeyim anlayışı ne yazık ki yok..

Kurumca görevlendirilmişler Kafile başkanı ya da görevlilerine gelip " hocam sorun var mı" sorduklarında sıkça "yok" dendiğine şahit oldum, Tabii sorun yoksa onlar ne yapsın. Sorunun yansıtılması demek dert olacak. Sorun yansıtılırsa bir sürü yazışma demek. Sonra kafile görevlileri ile kiralayanlar arasında soğuk savaş demek.

Hatta "hacının yanında konuşmayalım" sözleri de havada uçuşur durumdadır. Neden hacının yanında konuşulunca kıyamet mi kopacak...

Oteldeki aksaklıkları ve şikayetleri paylaştığım Diyanet kurumunun otel görevlisi "haklısınız ağabey, ben imamım ne yapabilirim.  Bir hafta önce geldim, bir iki hafta sonra gideceğim. Normalde 15 günde biri değişiyoruz. Tam ortamı keşfederken görevimiz bitiyor. Bu sürede ne yapalım. Susuyoruz. Kimseyle ters düşmekte pek işimize gelmiyor. Neticede 657 e tabiyiz." Adam haklı.. Ne yapsın. Aşağıya tükürse sakal...

Aslında bir çözüm yolu var.. Türkiye'de bir Turizm Bakanlığı var. Ve ülkemizde Otelcilik ve Turizm Meslek Okulları var. Hem lise düzeyinde hem Yüksek Okul düzeyinde. Bu konuda yetişmiş yüzlerce meslek sahibi sokaklarda boş geziyor. Konu hakkında da tecrübeli. Otel kiralama işini Turizm Bakanlığına devredersiniz. Bir sınav açar. Bu işi üstlenir. Sahip çıkar. Bir de yaptırım uygularsın, Diyanet olarak. "Hacım memnun kalmaz, işler aksarsa tazminat ödersin" diye bir sözleşme yapılır. Senin din adamın ibadet hizmetlisi olur, hatta camiler boş kalmaz. Branşı dışında bir işle görevlendirilmez. İrşad eder, Haccın ve umrenin gereklerini yapar. Misyonunu yerine getirir. İmamdan otelci mi olur.

Nasıl ki sağlıkçılar için Sağlık Bakanlığı ile koordine kuruyorsun. Otelcilik işi içinde Turizm Bakanlığı ile koordine kur. Diyanet çalışanı da uzmanı olduğu dalda görevlendirilsin

Velhasıl. Birileri bu konuya önem vermeli. Değer vermeli. Tabii, insanı memnun etmek zordur. İnsanla uğraşmakta zordur. Ama ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

1) http://www2.diyanet.gov.tr/HukukMusavirligi/Mevzuat/Mulga/hac_yonergesi_mulga.PDF
2) http://www2.diyanet.gov.tr/HukukMusavirligi/Mevzuat/Yonergeler/Umre%20Y%C3%B6nergesi.pdf
3) http://kudustenumreye.blogspot.com/2015/05/umrede-taharet-sknts.html
4) http://kudustenumreye.blogspot.com/2015/05/kudus-mekke-ve-medine-yemekleri.html
5) http://kudustenumreye.blogspot.com/2015/05/otel-anahtar-dagttrmayan-anlays.html

Erol Kara - 31.05.2015
 
Top