-- --
Hac Organizasyonu Türklere Verilirse…
Her yıl hac organizasyonu ortak olarak İslam devletlerince idare edilsin açıklamaları ortaya atılır.  Bu yıl üzücü olaylar peş peşe geldi. Ve bizim bakanlardan biri ortaya atıldı. “Hac organizasyonu Türklere bırakılsın” dedi.
Aman, sakın böyle bir durum söz konusu olmasın.
Çok sevdiğim bir sözdür, Türk gibi başla İngiliz gibi bitir. Biz Türkler hiçbir işimizi sonuna kadar iyi götüremeyiz.
İşe şevkle başlarız ama sonunda yan yattı, gemi battı olur.
Bu yıl bu facialar olmasaydı yine “ortak yönetim” talepleri çıkacaktı. Hac ve umre organizasyonunda dönen rant her devletin ağzını suyunu akıtır. Suudiler petrolün yanı sıra umre-hac organizasyonu ile servet üzerine servet koyuyor. Özde Allah-u Teala’nın Peygamber aleyhisselam’ın soyuna, çöl dediğimiz topraklara verdiği bereket yada mucize olarak düşünülse de, işte paylaşılmak istenen bu kazançtır..
Yoksa hacıyı kim düşünüyor.
2005 yılından sonra hemen hemen 10 yoldan bu yana  hac organizasyonunda gelişmeler gösteren Diyanet 80 yıldır bu ülkede.. 70 - 75 yıl hac yolculuğu tam fiyasko idi. Otelde olmalarına rağmen yerlerde yatan, somya, divan bulamayan hacılar, daha 5-6 yıl önceye kadar ocaklar üzerinde yemek yapmak zorunda kalan, havaalanı yada gümrük kapılarında günlerce bekletilen bizim hacılarımız değil miydi?
Arafat’a çıkarken su bulamayan, yiyecek bulamayan bizim hacılar değil miydi?
Bunu bırakın Türkiye ayağında yapılan organizasyon bile halen düzelmiş değil. Halen aksaklıklar var. Halen havaalanlarında şirketlerin oyununa gelen vatandaşlarımız var. Halen hırs yapmış, parayı aldıktan sonra ortadan kaybolan sahtekâr şirketler yüzünden Mekke ya da Medine’de yüz üstü bırakılan umrecilerimiz var.
Hac veya umrede en disiplinli ülke halkı Endonezyalılar.. Bunun dışında Türkiye’mi Afrikalıları, Hindistan ve Pakistanlıları, İranlıları ya da diğerlerini disipline edecek.
Daha ilk etapta mülteci kampında barınması gereken Suriyelilere bile kampta disipline edemeyen Türkiye’mi 3 milyon hacıyı disipline edecek.
Polis ve askerimiz gelen hacılara ne kadar müsamahakâr, yumuşak, sabırla davranacak. Suudi polisinin sinirleri alınmış gibi. Ne yapsanız adam size gülümsüyor. Sabırla donatılmış kaç güvenlik görevlimiz var.
Kâbe’ye ilk gittiğimiz gün 200 metre ötede duran Kâbe’yi tavaf ettirmeyen hoca “ ben bu işi bir kere yapacağım. Sizinle uğraşamam” dediğini unutmadım. Ayrıca Mekke turunda otobüslerden indirmeden uzaktan 3-4 ziyaret yerini es geçirten bizim kafile görevlilerimizdi. Halen müftülük yapan bir kafile başkanı seminerde hem de vip hacı adaylarına “oraya gittiğimizde bana yük olmayın. Ben sizin köleniz değilim” demişti.
Hac hatırlarımda yazdım. Otel kapılarında saatlerce otobüs beklediğimizi unutmadım. Halen tutulan otellerde beşinci sınıf insan muamelesi gördüğümüzü yazdım. Merak eden o yazılarımı okusun.
Arap düşmanlığı nedense ülkemizde çok. Bu bize yaptıkları hainlikten kaynaklanıyor. Hanif  İslamı vehhab gibi bozuk bir mezhebe değiştiren Suud halkına olan gıcıklığımızdan kaynaklanıyor. Ancak Suud hükümeti bu işi dört dörtlük yapıyor.
Halen oralar daha iyi bir hac yapılsın diye yıkılıyor, yenileniyor. Her yer şantiye. Bizim ülkemizde inşaat asansöründen ölenleri unuttunuz mu? Müteahhitlerin işçi ve çevre can güvenliğini sağlamadan binalar diktiğini görmediniz mi?
Önce hac ve umre organizasyonunda Türkiye kendi üzerine dört dörtlük olsun sonra gözünü Mescidi Harem’ hizmetine çevirsin.
Sonra İran.. Böyle bir görevi biz alırsak çılgına döner, o fırsatı bize verir mi? Şia zihniyetli İran dahi böyle bir organizasyonun içinde olamaz.
Ve dahi birlik içinde olmayan, birbirini yiyen sözde İslam Devletleri mi bir araya gelerek organizasyon yapacaklar. Güldürmeyin beni...
İki elimizi başımıza koyup düşünelim. Son Mina olayında hacının hiç mi suçu yoktu.
Suudlullar bu işi iyi yapıyor. O Onlara Allah’ın İkramıdır. Saygı gösterin.
Erol Kara - 26.09.2015
 
Top