Daha önce yazdığım “Şükür, görme alanı çekimi yapıldı” başlıklı yazımda görme alanı makinesiyle tanışmamı ve o gün olanları anlatmıştım.

Bu yazımda “görme alanı makinelerinin sonucuna güvenilmeli midir” sorusuna bir hasta olarak cevap aramak ve hasta açısından görme alanının eksilerinden bahsederek göz doktorlarına bir veri olarak sunmak istiyorum

Yaptığım araştırmada olsun, bu konuda görev yapanlara olsun sorduğum soru yapılan uygulamanın doğruluk derecesi ve çıkan sonucun ne kadar doğru olduğu üzerine idi.

Her ne kadar devlet hastanelerinde çalışanlar hastaya vakit ayıramadığından fazla konuşma imkanı bulamazsınız. Özellerde olan doktorlardan bu bilgiyi almakta cep yaktığından ucundan, kıyısından aldığım cevaplar tatmin edici olmadığı gibi internet üzerinde görüşlerini yazanların da ideal olanı yazdıkları dikkatimi çekti.

Mesela Beyoğlu Göz hastanesinin web sitesinde Görme Alanı makinesi tanıtılırken yazılı olana baktığımda yaşadığım ile yazılanın arasında fark olduğunu gördüm.

Hastanenin web sitesinde yazan

GÖREVİ
   
Görme alanını ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan bir testtir. Glokom hastalığının saptanmasında ve takibinde çok önemlidir. Ayrıca retina, orbita tümörleri, beyindeki tümörler, migren, tiroidi gibi rahatsızlıkların takibinde kullanılır.

UYARI

Görme alanı testi yapılırken yakın gözlük numaraları gereklidir. Hastanın uykusunu almış ve dinlenmiş olarak gelmesi tavsiye edilir

Makinenin Görevini bir kenara bırakacak olursak uyarıda yazanda dikkat çekici olan “Hastanın uykusunu almış ve dinlenmiş olarak gelmesi” konusunda kimse böyle bir uyarıda bulunmadı.

Bulunmadığı gibi bir insanın bu çekim için saatlerce yolculuk yaptığını, toplu taşım araçlarının bu  hastane yakınına kadar gelemediğinden ortalama yaşta olan biri 15 dakikada yaşlı bir insan en yakın duraktan 30-35 dakikada, hele Karaköy yönünden geliyorsa bir de dik bir yokuşu çıkarak hastaneye geldiğini düşünürseniz veya çalışan bir insanın izin alarak öğleden sonra geldiğini var sayarsak yorgun bir gözle makineye oturmayacağını kim garanti eder.

Dinlenmiş bir gözün bu makinenin karşısında oturması bugünkü şartlarda zor. Böyle bir şart varsa hastanın en az 1 saat sakin ve sade bir odada oturtulması gerekmez mi?

Gelelim kafama takılan asıl noktaya..

Makineye genelde apar topar oturtulan hastaya yaşı kaç olursa olsun, anlasın anlamasın eline verilen butonu uçuşan yıldızları her gördüğünde basması istenmesi de ayrı bir komiklikten başka bir şey değil.

Dikkat ederseniz “yaşı ne olursa olsun” cümlesini kullandım. Çekimi yaptığım gün hastalara baktığımda bir yaşlı teyze vardı ki ayakta birinin yardımıyla duruyordu. Yanındaki refakatçinin yardımıyla oturduğu taburede boşlukta uçuşan parlak noktaları doğru olarak takip edeceğinden kim emin olabilir.

Ya basacak ya basmayacak. Bassa bir türlü basmasa bir türlü.. Söyleneni anladı ya da anlamadı belli değil. Elindeki düğmeye o parlayan ya da karaltı halde geçen yıldızcıklara, noktacıklara  (!) her gördüğünde bu insan nasıl basacak. Şahsen ben bile gözümü sağa sola çevirmeden, fark ettikçe basmaya çalışmış olsamda bunda yüzdeyüz başarılı olamadığımı adım gibi biliyorum.

Şunu saklamyacağım. Ben butona bastıkça acaba butona sık basarsam görme alanımın çok mu iyi olacağını, az basarsam az göreceğime mi karar verileeğini düşündüm.

Bir de gözümde normalde gördüğüm uçuşan siyah noktaların bile  bu kontrol sırasında beni etkilediğini söylemek isterim. Çünkü bu siyah noktalar retina dekolman ve katarakt ameliyatlarımdan sonra hiç gitmeyen ve alıştığım bir durumdu.

Öyle ki ara ara gözlerimin kararması ile bir şeyleri kaçırdığımı, durdukça  gözlerimin ağrıdığını ve aç kapa serbestisi olduğu halde artık dayanamayacağımı hissettim. Hatta bu ağrılar abartmıyorum gün boyu sürdü. Uyuyup kalktıktan sonra ve göz damlamı kullandıktan sonra geçtiğini hissettim.

Ben bunu yaşarken, yaşı 65-70 in üzerindeki bir hastadan doğru basması beklentisinin doğru bir düşünce olmayacağını net olarak belirtmek isterim.

Ancak direnci sağlam, genç, sağlıklı bir insandan dahi %80/90 fazlası olmayacak oranda bir sonucun alınacağı kesin olan bir raporla, elde edilecek veriyle lütfen hasta hakkında karar verilmesin..

Hatta bu makine depoda bir yere kaldırılsa daha iyi olur…

Acaba bir çok hastanede arıza diye bir kenarda bırakılmasının sebebi doktorların da bu düşüncede olmasından kaynaklanabileceği söylenebilir mi?

Erol Kara - 08.03.2014
 
Top