Rotasyon..
Yeri rahat olanlar için kâbus, olmayanlar için bayram
Yıllardır yapılan atamalar hangi kurum olursa olsun şaibelidir veya bu şekilde yaftalanır.
Diyanetteki atamalar diğer kurumlar gibi değildir. İyi de olsa kötü de olsa çamuru bol bir operasyondur.

Böyle bir kurumda atama ile ilgili bir birimde sorumlu olmak hiç kimsenin işine gelmez.
Aşağıya tükürse sakal yukarısı bıyık..
Diyanet yaptığı atamalarla hiç kimseye yaranamaz.
Bunun en bilinen ve en basit söylenecek sözü önce cemaatler ardından siyasiler.
Hatta geçtiğimiz dönemlerde ve her zaman görülen atananın beğenmediği yer için atama sonrası ilk icraatı idare mahkemesidir.
“Aman hâkim canım hâkim” der. Kararı zorla Diyanete yaptırıma çevirtir. Adli hâkim gerçeği ne bilsin. Ama oluyor. Daha önceki yazılarımda değinmiştim.
O yüzden her atama sonrası kâbus olur.
Sadece Diyanet için değil tertemiz çalışan arkasında cemaati, siyasetçi, destek dost bulamayan aşım işim diye düşünen ve yaptığı tüm güzel faaliyetlere rağmen hak ettiği yeri bulamayan yalnızlar içinde kâbus olur
Müftü olup da büyükşehirlerde görev yapanlar “artık son noktadayım” deyip sadece emekliliğini bekleyerek müftülük koltuğunu oturmaktan çökertenler deve kuşu yaşamı ile “sallabaşını” tarzı memuriyet yaparken…
Gece gündüz çalışıp faaliyet üstüne faaliyette bulunan gittiği yerlere ışık olan, yaptıkları değişim ve hizmet olan garip guraba müftülerde son nefese kadar “Kula hizmet Allaha hizmet” deyip arkalarında ne cemaat ne siyasetçi olmadan yaşar durur.
İşte buraya nokta koymak ve Sayın Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere Atama Daire Başkanlarını gerçekleri görmek için yüreklerini, gönüllerini ve vicdanlarını açmaları gerektiğini âcizane arz ediyorum
Arkasında kimsesi olmayan, bir dileğini birilerine sunarken dili tutulan, kuldan istemeye utanan o kadar değerli görevlileri hak etmediği bir ücra köşeden bir ücra köşeye atadıklarında vicdan muhasebesi yapmalarını tavsiye ederim.
Cemaat, dernek, vakıf ve ey siyasetçiler.
Atamalarda yaptığınız dayatmalar Allah ve Din inancına sığmamaktadır.
Sizlerin Allaha iman etmiş olmanızdan şüphe ediyorum. Bir yere gelmeyi hak etmiş birini “bundan adam olmaz ama onun sayesinde palazlanırız” diyerek müdahale ederek istediğiniz kişiyi egonuza yenilerek atanmasına sebep olmanız sizin üzerinize VEBAL olarak yeter
Sen kimsin ya diyenlere.
Ben vatandaşım.  Diyanetten biri değilim. Akrabamda yok.
Her vatandaş din ve diyanetin içindedir.
Camiinin içine giren herkes cami hakkında da Din ve Diyanet hakkında da konuşur.
Bir şekilde müftülüklere uğrar.
Çalışanı çalışmayanı, hak edeni hak etmeyeni müfettişlerden daha iyi bilir.
Hele ki Allahtan korkan merhamet sahibi ise hakkın yanında konuşur, şeytanın askeri olmazsa.
Benim gibi âcizane yazı yazar.
Arz eder.
Kaale alınmak ister.
Ehli Vicdanlara seslenmeye çalışır.
Büyükşehirde ve ya ilçelerinde olup da buralara hakkını vermeyenler kadar buraları hak eden ama ücra köşelerde görev yapan kabına sığmayan görevlileri de duyun.
Bulunduğu yeri aydınlatan, orayı doyuran ve burada misyonum bitti daha çok insana daha çok hizmet götürmek isterim diye feryat edenlerin sessiz çığlıkları için yazdım.
İşinize gelirse.
Erol Kara … www.erolkara.net



 
Top