-- --
Kurulduğu ilk yıllar ve devamında ağız ve diş sağlığı hizmetinde isim yapan, marka olan ve hatta örnek gösterilen Okmeydanı ağız ve diş sağlığı hastanesine nazar değmiş olacak ki son yıllarda halkın şikayetlerinin arttığı ve gitmek istemediği hastanelerden biri olmaya başladı

“Giden bir pişman gitmeyen bin pişman” dedirtecek kadar hizmetinde kusurlar oluşan hastanenin diğer bir şikayetçileri de zaman zaman birkaç aylık maaşını alamadığını ifade eden çalışanlar..

Diş çekimlerinde pek sorun yoksa da protez yapma servisleri dolgu ve cerrahi kısımlarda artan şikayetler, bir türlü oturtulmayan protezler, randevu vermiş veya alınmış doktorların rapor/izin almış olmaları yüzünden mağdur olanlar, her şeye müdahale eden, hastalara nefes bile aldırtmayan ve neredeyse elinizi sallasan değeceğiniz güvenlikçilerin çokluğu bu hastanede bir şeylerin iyi gitmediğini göstermektedir.

Çoğunluğu yaştan dolayı diş yaptırmak için gelen ve yaşları 60’ın üzerinde olan hastalardan oluşan protez servislerinde , 1-2 dakikalık zaman ayrılarak günde bir doktora 60-70 hastayla ilgilenmesi konunda idarece baskı yapılması, hastasına zaman ayırmayan doktorların ketumluğu, buna paralel hastalarıyla konuşmayan, konuşturmayan dert ve sıkıntılara, protezlerin ağza oluş-olmamışları konusunda düşüncesini açıklamak isteyenlere fırsat verilmeyen doktor- hasta diyalogundan asla söz edilemeyecek hastane durumuna düşen İstanbul Okmeydanı Ağız ve Diş hastalıkları hastanesinin neden bugünlere bu şekilde geldiğini bağlı olduğu il özel idaresinin geniş çaplı bir müfettiş grubu tarafından incelenmesi ve çözüm odaklı eski kalitesinden daha iyi konuma getirtecek bir çalışma içine girmesi gerekir.

Ayrıca 25 günde teslimi gereken protezlerin tam yapılmadan kusurlu oluşları bilenerek göz göre göre prosedürü yerine getirmek amaçlı hastalara teslimi ve itirazlara “alışırsın” denilerek kabul edilmemesi, kusurlu olanlar içinde ısrar edenlere sanki vatandaşların başka işi derdi yokmuş gibi “her hafta git gel” yaptırılması hizmet kusurunun diğer bir yüzü.. Tabi her gidiş gelişlerde hastalardan para kesilmesi, yapılan hizmetlerin karşılığında ben bu kadar iş yaptım diyerek devlete fatura çıkartılması, devletinde “bu hastane hizmet veriyor” diyerek ama hastaların memnun olmadığı, mağdur olduğu hizmete para ödemesi işin bir başka boyutu…

Kurum tarafından bir protezin yaptırılması için il ötesi ( İzmir gibi) yerlerdeki ulaşılması, denetlenmesi zor yerlere gönderilen diş yapım laboratuarlarında  kalitesiz malzeme, “ben yaptım oldu” anlayışı içerisinde hizmet alınması, protezlerin yapılması konusunda doktorların müdahele şanslarının sıfıra yakın olması, ihale ile alınan hizmetin fiyatının çok düşük olması ve maliyeti karşılamaması sonucunda bir çeşit hileye kaçan imalatçı laboratuarın oyunları, çıtkırıldım hale gelmiş protezlerin her an kırılabileceği gibi naif olmaları işin bir başka boyutu.

Okmeydanı hastanesi hakkında çığ gibi büyüyen şikayetler ve hastaneden kaçmaya başlayan halkın tepkilerine isyan eden doktorların bıkmışlığı da anlatılacaklar arasındadır.

Söylenecekler bu kadar mı derseniz tabii ki hayır… Vatandaş olarak benim dışında birkaç ayda bir değişen personelin dinlenmesi, “neden bu insanlar buradan kaçıyor”un cevabının alınması, artık sinirleri yıpranmış hastasının karşısında ellerindeki kısıtlı ve zorunlu şartlarla hizmet verme mecburiyetinden dolayı “beceriksiz doktor konumuna düşen” her biri dalında uzman ama uzmanlığını yitirmek, buradan kaçmak, kaçamasa da şartlara uymak zorunda kalan doktorların dinlenmesi, sırça köşkte oturan hasta yönetiminin önünde bekleyen 5-6 güvenlikçinin kimi kime karşı korunduğunun cevabı, hastalara çözüm odaklı yaklaşmayan hizmetlilerin davranışları, anında çözülecek sorunlar için her önüne gelenin ağzını açtığında “hasta hakları” servisine yönlendirilmesi konusunda kendisi şartlanmış görevlilerin sağır işitmez hallerinin son verilmesi, hasta haklarının vatandaşa nasıl yardımcı olduğunun denetlenmesi de söylenecek konuların diğer ana başlıklarıdır.

İl özel idaresi şapkasını önüne koyup neden böyle olduk sorusunun cevabını aramalıdır.

Erol Kara – 21.07.2015
 
Top