-- --

Ülkemizde her kurumda yapılan işlemlerin, faaliyetlerin denetimi için bir takım yetkilerle donatılmış kişiler çalıştırılır. Denetmen ya da müfettiş olarak adlandırılan bu kimselere her kurumda olduğu gibi Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde de yer aldığı bilinmektedir.

DİB bünyesinde faaliyet gösteren müfettişler yurt içinde görev aldıkları gibi yurt dışında da belirli zamanlarda görevler verilir, harcırahları, kalacakları yerler organize edilir ve belirli bir konuda bağlı bulunduğu kurumun bilgi sahibi olmasını sağlar.

Diyanet İşleri Başkanlığınca verilen yurt dışı görevlerinin en başında ve ilk akla gelen hac ve umre için müfettiş görevlendirilmesidir. DİB Rehberlik ve Teftiş Yönergesi de bunun üzerine hazırlanmıştır. Ve müfettişlerin görevleri sıralanmıştır. Bu yönergede Madde 7 de hac ve umre denetiminin her yıl yapıldığı da yazılıdır.

DİB hac organizasyonunu üstlendiği yıldan bu yana sayısız müfettişini, hac ve umre organizasyonlarının ne şekilde, nasıl, hangi koşullarda yapıldığını tespiti ile aksaklıklar ve organizasyon hatalarının denetimi için maaşlı ve harcırahlı kişileri görevlendirmiştir. Görevlendirmektedir.

Ve bunca yıldır hac ve umre için görevlendirilen müfettişlerin ne tür rapor tuttuğu bir türlü gün ışığına çıkmamıştır. Bu organizasyonlarda neleri tespit ettikleri, hangi din görevlisinin başarılı olduğu ya da olmadığı, kimlerin hacıyı mağdur ettiği, otellerdeki sorunları, hacıların muhatap olduğu olumsuz ve olumlu durumların neler olduğu, son yıllarda verilen yemek kalitesi ve düzeni, oteller ve şehirlerarası nakillerde ne tür olayların vuku bulduğu kamuoyuna yansımamıştır.

DİB tarafından görevlendirilen kafile ve grup görevlilerinden kimlerin ceza aldığı, kimlerin yurt dışı görevinin yasak edildiği, kimlerin layıkıyla vazifesinin yaptığı hep bir sır olarak kalmıştır.

Sadece ve sadece özel seyahat firmalarına verilen ceza basına yansımıştır.

Soru şu, onca gönderilen müfettişler rapor etmeye gerek duymayacak dört dörtlük bir organizasyonlar mı gördü. Hiç mi aksaklık olmadı. Gelen giden hacılar hepsi bu kutsal yolculukta tepkiye neden olacak bir durumla karşılaşmadı. Bütün görevliler gerçekten sütten çıkmış ak kaşık mıydı?

Ya da…

“Değerli Hacı Kardeşlerimiz. Geldiniz, gördünüz. İbadetlerinizi yaptınız. Mekke ve Medine’de artık günahlarınızdan arınmış olarak evlerinize dönüyorsunuz. Tabii ki canınızı sıkan bir kısım olumsuzluklar, sinirlerinizi bozan davranışlar, bizden kaynaklansın kaynaklanmasın terslikler gördünüz. Bakın sizler yeniden doğmuş gibi ülkenize, evlerinize dönüyorsunuz. Bunları, buralarda gördüğünüz kötü durumları sakın kimseye anlatmayın. Çarpılırsınız, günahlarınız çoğalır. Yaptıklarınızı zayi edersiniz. Boşa gelmiş olursunuz. Hâşâ cehennemlik olursunuz” kabilinden tehditlerle susturulmalarından mıdır?

Acaba müfettişlerin verdikleri raporlar her şeyin güllük gülistanlık olmasından dolayı soruşturmaya ve kovuşturmaya gerek olmadan “çöp arşivinde” mi gerekli yerini aldı.

Müfettişler bugüne kadar kimleri, neleri denetledi. Geçmişte bugüne hacılar artık iyileştirilen, daha huzurlu ve konforlu bugünkü hac ve umre organizasyonlarına neden yıllar önce kavuşturulmadı. Bütün görevliler tüm vazifelerini tam yaptıkları için mi onlardan çoğu defalarca görevlendirilerek gidiyorlar.

Bunlar artık sorgulanmalıdır. Müfettişlerin neyi teftiş ettikleri ya da günlerini nerelerde nasıl geçirdiklerini anlatmaları zamanı geldi.

Müfettişlere müfettiş gerekmez ama hac ve umrede müfettişler ne iş yapar. ? Diye sorarız

Sütü bitmemiş yetimin hakkı olandan harcırahlar verilerek, otellerine kadar her şeyi en ince detayına kadar düşünülerek vazifelendirdiğiniz müfettişleriniz ne tür raporlarla döndüler. Ben inanıyorum ki, müfettişler vazifelerini gerçek anlamda yapsalardı hac ve umre başarısı bugünkünden kat be kat daha fazla iyi olurdu. Ve bugün hac ve umre heveslisi yarı nüfusumuz olurdu. 80 milyonluk Türkiye’de hac için 1 milyon talep var sözü gerçek manada komik sayıyı içermiyor mu?

“ Bir daha Diyanetle mi ( ya da) bir daha özel turla mı giderim,”

“ Hocalar bizi mahvetti”

“ Kafile Başkanını gören oldu mu?”

“Oteller rezaletti, hocalar yüz üstü bıraktı”

“……….”

Bir hac ve iki umre yapmış biri olarak şunu belirtmek istiyorum. Müfettişler kendisini sırça köşkte gören, halka kaynaşmaya, yüz göz olmaya çalışmayan, sıkıntıların ve karmaşanın olduğu yerlerden uzak durmaya çalışan, kapalı kapılarını çalan olmadığı için her şeyin süt liman olduğunu sanan, denetlemek, düzeltmek ve gidermek amacıyla çıktıkları yolu kendilerine görev verilmemiş sanan kişilerdir.

Bunlara “gelmişken haccımı yapayım, umremi yapayım, birkaç kalburüstü mevki makam sahibi kişilerle hasbıhal yapayım, rapor tutup ta başıma iş açmayayım,” düşüncesiyle geçiştirmeye mi geldiler bakmak lazım.

Dürüst ve vazifesini Allah korkusuyla, aldıkları maaşı helal olması düşüncesiyle yapanları tenzih ediyorum.

Tabii ki dürüst kişiler var. Ama aralarda kayboldukları için görülmüyorlar.

1980 yılından sonra hac organizasyon görevini üstlenen Diyanetin sürekli “aldığı parayı hak etmiyor” odağında olan aslında giden hacıların hak ettiği hizmeti almamasından kaynaklandığı bilinmektedir.

Müfettişler hata arama yanında, şikâyetleri dinleme ve giderme konusunda faaliyet göstermeleri gerekirken izleme, raporlama gibi eylemlerinde odak noktasının hac yolcusunun olduğunu asla göz ardı etmemelidir.

Kaldığımız otellerde “ DİB MÜFETTİŞİ” yazılı kâğıtların bulunduğu odaların kapılarını kapalı ya da temizlenme esnasında açık gördüğüme defalarca tanıklık ettim. Birkaç rahatsız edici şikâyetlerde bulunmak istediğimde ulaşılamamanın yanı sıra “bir şey olmaz, sabır hacı sabır” ile “Hac meşakkattir” nasihatleriyle döndüğümü belirtmek isterim. Artık insanlar neye sabır ya da neyin meşakkat olduğunu artık görebilmektedir.

Artık yemiyorlar, efendiler.

Saatlerce Medine’de hac irtibat bürosunun kapısında hasta ve otelini kaybetmiş birini kendilerine teslim etmek için görevlileri beklediğimi asla unutamam.

Müfettişler artık bir turistik gezi yapmadıklarını bilmeleri lazım.

Özel odalarda oturmakla, kutsal beldeyi doyasıya gezmekle, birkaç kalburüstü insanla sohbet etmekle verilen görevi geçiştiremezler.

DİB Müfettişleri kendilerini diğer diyanet görevlilerinden farklı sanmamalıdır. Kendilerini onları korkutucu değil işlerini kolaylaştırmakla yükümlü hissetmelidir. Haremeyn’e geldiklerinde kendilerine verilen en önemli görevin organizasyonların ne şekilde yerine getirildiğini tespit etme, iyileştirme, düzeltme, telafi etme, eksikleri giderme yönünde faal çalışmaları olması gerekirken “sırça köşk”te oturmaya gelmediklerini bilmelidirler.

Otellerin denetiminden, verilen yemeklerden, yemeklerin kalitesinden ve düzeninden, turların zamanında ve olması gereken şekilde yapılıp yapılmamasından, irşad görevlilerinin yaptıkları toplantılardan kısaca her şeyden haberdar olmalıdır. Gerek mescitlerde gerek yollarda hacıları dinlemeli. Notlarını almalıdır. Hatta Diyanet görevlilerinin kimlik kartlarının görünür olmasına bile dikkat etmelidir.

Amerika’yı yeni keşfeden müfettişler değil, işini ehli müfettişler gereklidir.

Bir çeşit Türk hacılarının nasıl yaşadığının, hac ve umre ibadetinin ne şekilde yapıldığını, hacılarımızın Mekke ve Medine’de nelerle karşılaştığının kamuoyuna yansıtılması için götürülen gazetecilerin dahi denetimci olarak rapor verdirilmesi sağlanmalıdır. Gazetecilerin ballı börekli ve lüks otellerde ağırlanması onların madalyonun arka yüzüne dikkat etmemesine sebeptir.

Ve iyi bir denetim mekanizması olacağına inandığım Umreci ve hacılara bir iki yıldır verdiğiniz anket çalışması var. Bunların Diyanete nasıl ulaştırılacağı belirtilmemiş. Adam şikâyetini veya takdirini yazmış bunu kime verecek belli değil. Bunları dönüşte havaalanındaki Diyanet görevlisince toplanması ya da pul masrafları Diyanete ait olmak üzere hazırlanacak zarflarla Hac ve Umre Müdürlüğüne gönderilmesinin sağlanması lazım.

Bu uygulama güzel düşünülmüş ancak başkanlığa ulaştırılması konusunda gerekli bilgiler gösterilmediğinden hacıların elinde amacından çıkarak bir yerlerde unutulmakta ya da çöpe atılmaktadır.

Sürekli yenilik ve değişim rüzgârı estiren Başkan Mehmet GÖRMEZ’in denetimi denetlemesinin, müfettişlerin raporlarının kamuoyuna açıklanmasının, tüm görevlilerin denetiminin eksiksiz yapılmasını sağlayacağının ve parmağını basacağının ümidiyle

24 ŞUBAT 2012 - EROL KARA
 
Top